Block title
Block content

"Sahret namında uhrevî bir madde, bir hakikat gönderilip Sevr ve Hut meleklerine bir noktai istinat edilmiş diye..." Buradaki "sahret" nedir, meleklere nasıl istinat olmuş?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sahret, Kudüs'teki kutsal mabette bulunan çok eski ve tarihî bir kayadır. Risale-i Nur'da da bahsi geçen buradaki Sahret taşı, oldukça önemli ve mukaddes bir taştır. Asa-yı Musa'da belirtildiği gibi, Cennetten gelen bu taş, bu dünyanın baki aleme dönüşmesinde bir esas olacaktır. Ayrıca bu taş rivayetlere göre dünyayı taşıyan Sevr ve Hut meleklerinin, manevi önemine binaen bir dayanak noktasıdır.

Bu taşa ayrıca Sahretullah denmektedir. Bu taş beyt-i Mukaddeste, çok eski ve tarihi bir kayadır. Hz. Peygamber (a.s.m) mi'raç gecesinde bu kayadan uruc ettiği hakkında rivayet vardır. Bu kayaya "Hacer-i Muallak" da denir.

Gelelim konuda geçen “Sahret” ile anlatılmak istenen asıl meseleye. Bu konu hakkında şunlar söylenebilir;

1. Bu “Sahret” denilen taş dünyaya müekkel ve nezaretçi olan iki meleğin (Sevr ve Hut) küre-i arzı taşımalarında nokta-i istinat olmakta ve onlara yardımcı olmaktadır. Böyle bir anlayış mümkün olmakla birlikte, meleklerin hava, su, toprak ve taş içlerinde rahat hareket edebilme durumlarından dolayı, fazla itibar görmemektedir. Zaten Üstad hazretleri de “Maatteessüf bu kudsî mânâ, mürûr-u zamanla bu teşbih, avâmın nazarında hakikat telâkki edilmekle aklın haricinde bir suret almış.” Demekle böyle bir anlayışın yanlış olduğunu ifade etmeye çalışmıştır.

2. Bu “Sahret” denilen mübarek taş, sanki görünen tarafı taş olmakla birlikte bunun taşıdığı bir mana ve hakikatı vardır. Küre-i arzın ebediyetini sağlayan ve arz’a müekkel olan iki meleğin dünyadaki görevlerini icra etmesi için bu “faniye beka veren hakikat”le mümkün olduğunu ifade etmek noktasında ciddi bir fonksiyon icra etmektedir. Dolayısıyla maddi bir taş olan “Sahret”, belki işin görünür tarafıdır. Asıl olan bu taşın taşıdığı ebedilik manası ve hakikatıdır. İşte meleklere nokta-i istinat olacak hakikat da burada anlatılan ve arzın bekasını temin edecek bu manadır. Çünkü Üstadımız'ın İşarat-ül İ’caz'da ifade ettiği gibi, “dünyada beka” ve “ahirette beka” olmak üzere iki beka vardır. Bu dünyada Allah hangi varlığa ne kadar ömür biçmiş ise, o sürede o varlığa beka verir. Ahiretteki beka ise daimi ve ebedidir. Dolayısıyla arza müekkel melekler, arzın bu “dünyada beka” özelliğine dayanarak iş yapıyorlar.

Konuyu bu doğrultuda değerlendirmenin lüzumunu ifade etmek için Bediüzzaman Hazretleri “Madem melekler havada gezdikleri gibi toprakta ve taşta ve yerin merkezinde de gezerler; elbette onların ve küre-i arzın üstünde duracak cismânî taş ve balığa ve öküze ihtiyaçları yoktur.”(1) demekle meleklere istinat olan; bu maddi ve cismani taşın değil, o taşın taşıdığı bakilik hakikati olduğunu aklımıza yakınlaştırmaya çalışmaktadır.

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, On Birinci Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

barsan23
çok teşekkürler ALLAH razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...