Block title
Block content

ŞAHS-I MANEVÎ

 
“Bu zaman, cemaat zamanıdır. Ferdî şahısların dehası, ne kadar hârika da olsalar, cemaatın şahs-ı manevîsinden gelen dehasına karşı mağlûb düşebilir.” (Emirdağ Lahikası I)

Bu zamanın cemaat zamanı olduğunu, hemen her yerde görmek, her levhada okumak mümkündür. Şirket isimlerinde, kulüp, dernek, örgüt, parti isimlerinde hep şahs-ı manevînin ismi geçer. Fertler bu şahs-ı manevî içinde çalışır, faaliyet gösterirler.

Şahıslar gibi şahs-ı manevîlerin de iyileri yanında kötüleri, faydalıları yanında zararlıları da vardır.

İman ve Kur’ân’a karşı çıkarak insanları küfür ve dalalete sürükleyen şahs-ı manevîlere karşı, Üstad Bediüzzaman iman ve hidayet cephesinde bir şahs-ı manevî meydana getirmeyi zarurî görmüş ve telif ettiği Risale-i Nur’lar etrafında bir iman ve ihlâs cephesi teşekkül ettirmiştir.

Şahs-ı manevîye dahil olmanın ve şirket-i manevî hâlinde çalışmanın önemi Nur Külliyatında defalarca vurgulanmıştır. Bunlardan birisinde şöyle buyrulur:
“Bu zaman cemaat zamanıdır. Ehemmiyet ve kıymet, şahs-ı manevîye göre olur. Maddî ve ferdî ve fâni şahsın mahiyeti nazara alınmamalı.” (Kastamonu Lahikası)

Yani, fitne ve fesat hareketlerinin şahs-ı manevî hâlinde çalıştığı bir ortamda, hiçbir şahıs bütün bu şer odaklarıyla tek başına mücadele edemez; asrın beraberinde getirdiği bu kadar çok ve girift problemi tek başına ve kendi fikriyle çözemez. Bu zamanda, şahsî reyimize ve fikrimize taassupla bağlanmayı terk edip, şahs-ı manevînin umdelerine uymamız ve istişare mekanizmasını çok verimli bir şekilde işletmemiz son derece önemlidir.

Bak: İştirak-i amal
Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3233 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...