Block title
Block content

Said Nursî istismarına, talebelerinden tepki: Bediüzzaman, hiçbir siyâsî cereyana âlet edilemez

 

Said Nursî istismarına, talebelerinden tepki: Bediüzzaman, hiçbir siyâsî cereyana âlet edilemez

Biz, Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin talebeleri olarak son günlerde efkâr-ı âmmede yer alan ve merhum Üstadımıza ve onun talebeleri hakkındaki gerçeklere ters bazı asılsız iddiâ ve beyanlara karşı aşağıdaki açıklamayı yapma ihtiyacını duyuyoruz.


Efkâr-ı âmmeye arz etmek isteriz ki:

1- Bediüzzaman, hayatını, Kur’ân ve iman hizmetine adamış muâsır bir din âlimidir. Kur’ân hakikatlerini günümüz insanına tanıtmayı gaye edinmiştir. Çağımızın inançsızlık cereyanlarına karşı iman derslerini her şeyin üstünde tutmuştur. Bu hizmet yolunda siyasetten ve her türlü dünyevî hareketlerden itina ile uzak durmuştur.

2- Son zamanlarda Nevruz kutlaması vesilesi ile tertiplenen toplantılarda ve bazı Güney Doğu illerinde yapılan siyâsî maksatlı gösterilerde, Bediüzzaman Hazretlerinin şahsiyet ve düşüncelerinin istismar edilmek istendiği üzüntüyle müşahede edilmektedir.

3- İnançsızlık başta olmak üzere İslâm’ın reddettiği her türlü ırkçılıkla hayat boyu mücadele eden Bediüzzaman’ın bölücü ve bölgeci maksatlı toplantılarda posterlerinin taşınması, gerçeklerin çarpıtılmasıdır. Yirminci asrın ilk yıllarından itibaren “Irkçılık, bütün bütün tehlike-i azîmdir ve bizi yutmak için içimize atılmış bir Frenk illetidir” diyen Bediüzzaman’ın, ismini ve resmini etnik maksatlar için kullanmaya çalışmak, onun şahsına ve düşüncelerine büyük bir saygısızlıktır.

4- DTP’ye mensup bir milletvekilinin, “Bediüzzaman devlet nazarında hâlâ suçlu mudur?” şeklinde bir soru önergesini, TBMM Başkanlığına verdiği ifade edilmektedir. Bediüzzaman, hayatı boyunca ve hatta vefatından sonra bile eser ve hizmetleri sebebiyle haksız suçlamalara maruz kalmıştır. Kur’ân’ın tefsiri olan Risâle-i Nur Külliyatı ile bu eserleri okuyan talebeleri hakkında siyasî maksatlarla açılmış bulunan bin beş yüz civarındaki dâvâ beraatla neticelenmiştir. Her defasında devletin yargı ve idârî organları, Risâle-i Nurlarda suç unsuru bulunmadığından takibine yer olmadığına karar vermiştir.

5- Nur Risâleleri, yıllardan beri ülkenin her yerinde muhtelif yayınevi tarafından serbestçe basılıp yayınlanmaktadı r. Risâle-i Nur Külliyatına ait eserler, yerli ve yabancı üniversiteler başta olmak üzere yine millî ve milletlerarası kütüphanelerde serbestçe bulunmakta ve faydalanılmaktadı r. Bu gerçekler ışığında ve ülkenin bugünkü vasatında, eğer bilgisizlikten kaynaklanmıyorsa, Sayın Milletvekilinin sorusuna bir mânâ vermek mümkün değildir.

6- Bediüzzaman’ın talebeleri olarak Risâle-i Nurlardan bazı bahislerin çıkarıldığı iddiâsını şiddetle reddediyoruz. Risâle-i Nur Külliyatı, hâlen muhtelif yayınevleri tarafından, Bediüzzaman Hazretlerinin kendi tashih ve tasdikinden geçmiş orijinal nüshalar esas alınarak neşredilmektedir. Kendisinin sağlığında iken neşriyatla vazifelendirdiğ i talebeleri olarak risâlelerin aslına uygun olarak yayınlandığının âmme efkârınca bilinmesini isteriz.

7- Merhum Üstadımız Said Nursî’nin, ne resmî ve ne de gayrı resmî kurumlar tarafından itibarı elinden alınmış olmadığından, itibarının iadesi de söz konusu değildir. Kaldı ki, ülkemizde onun şahsına ve kırktan fazla dünya diline tercüme edilmiş eserlerine, her seviyeden milyonlarca insanın gösterdiği teveccüh onun itibarının tescilidir.

8- Merhum Üstadımız Said Nursî’nin hayat hikâyesi herkesin malumudur. Birinci Dünya Savaşında talebeleri ile birlikte gönüllü Alay Komutanı olarak savaşmış, yaralanmış ve Ruslar’a esir düşerek 2,5 yılı aşkın bir süre Sibirya bölgesinde esarette kalmıştır. Bilâhare esaretten kurtulup İstanbul’a geldiğinde ise işgal kuvvetlerine karşı fetvaya imza atmıştır. Millî Mücadele ruhunun oluşmasına katkılarından dolayı Ankara’ya davet edilmiş ve ilk meclisin özel oturumunda takdirlerle karşılanmış olduğu meclis zabıtlarında mevcuttur.

9- Merhum Üstadımız Said Nursî, henüz hayatta iken mânevî mülâhazalarla kabrinin gizli kalmasını vasiyet ettiği bilinmektedir. Kader-i İlâhî de öyle tecellî etmiştir. Bu mevzuun çeşitli vesilelerle dile getirilmesinin uygun olmadığı kanaatindeyiz.

Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3780 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...