Block title
Block content

SAİD NURSİ'NİN ESERLERİNDE KUR'ÂN YORUMU, KAMU ALANI VE DİNDAR ENTELEKTÜELLER

 

"Örnek" şahsiyetlerin tarihçe-i hayatları, yazıları ve sözleri; edebiyatın veya dinin büyük eserleri gibi "temel" bir paradoksu da ortaya koyarlar. Muvaffak olmak için [öncelikle] yakınlık ve önemleri itibariyle ortaya çıktıkları zaman ve zemindeki muhataplarının tasavvurlarını cezbetmelidirler. Eğer bu düşünce metinleri muhataplarının içtimai şartlarına yeterli derecede bir berraklık kazandıramazsa büyük bir ihtimalle muhatapları tarafından "ilgisiz, gerçekdışı, yapmacık ve oldukça mücerret" olarak telakki edileceklerdir. Bu metinler içinde bulundukları zaman ve mekana çok yakından bağımlı olurlarsa, bu kez kısa bir sure sonra ilk muhatapları için ne kadar ikna edici olmaları bir yana bırakılarak, "muhtemelen dar görüşlü, zamana bağımlı olarak telakki edilecek; daha geniş ve daha sürekli muhatapların ilgisini cezbetmede başarısız olacaklardır".3 Bu gün kimNewYork eyaletinin üst kesimlerinde yer alan 1840'ların Milletlerini veya dini "uyanış" hareketlerini hatırlıyor? Bunlardan sadece Joseph Smith tarafından kurulanı başarılı ve gelişen bir hareket olarak bilinmekte, diğerleri ise sadece konunun uzmanları tarafından bilinmektedir. Temel metinler ve ileri sürdükleri fikirler ortaya çıktıkları ve hitap ettikleri zaman ve zeminini aşmalı ve gelecek nesillerin farklı taleplerine de hitap etmelidirler.

Robert Wuthnow Avrupa tecrübesinin sonucu olan üç önemli düşünceyi -Reform, Aydınlanma ve Avrupa sosyalizm - incelerken bu “hitap” problemini ele alır. Benim Müslüman dünyası için hareket noktam ise dindar bir aydın olan ve eserleri ve tecrübeleri hilafetin son yılları ile Türkiye Cumhuriyetinin hızla gelişmekte olan siyaset ve ekonomisi arasında köprü vazifesi gören Bediüzzaman Said Nursi’nin (1876-1960), Kur’ân tefsiridir. Hem Nur Hareketine intisap edenler ve Nur hareketini izleyenler Osmanlı’nın baskıcı politikalarını “İslam adına” eleştiren; İslam ve anayasacılığın telif edilebilirliğini savunan “Eski Said’in” (1887-1923) devrimciliği ile, “birey ve adil bir toplumun teşekkülünde imanın rolü” uzerinde odaklanmış “Yeni Said”den bahsederler.5

Kur'an tefsirlerinin uslüp ve metodu - kim yazmış, hangi bağlamda yazmış ve hangi muhataplar için yazmış - kutsal metinler de dahil temel metinlerin yorumcusunun farklı zaman ve durumları nasıl birbiriyle telif ettiği, topluluk ve toplumun yeni anlamını nasıl şekillendirdiğiyle ilgili kavrayışlar sunar. Said Nursi'nin düşünceleri ve bunları sunma tarzı zamanla önemli şekilde gelişti ve hem hayatında hem de vefatından sonra farklı zamanlarda oldukça farklı muhataplara ul aştı. Nursi'nin düşüncelerinin incelenmesi, Türkiye'de aynı zamanda değişmekte olan kamu alanıyla ilgili önemli fikirler sunar.

Bin yılın son yarısında Avrupa'da ortaya çıkan temel metinleri Kur'ân yorumuyla ilgili son metinlerle karşılaştırma, ilk bakışta gelişmekte olan kamu alanının tabiatı ve çağdaş toplumlarda entelektüellerin rolünü ortaya çıkarma bağlamında birbiriyle telifi mümkün olmayan iki konu gibi görünebilir. Bununla birlikte, Müslüman alimler geçmişteki yorum, gelenekteki birbirinden ayrılmaz ve özgün fikirlerin kesintisiz aktarıcıları/temsilcileri olarak övünürler. Bu öğrenme geleneğini değiştirme ve yeni fikirleri bunlara ilka' etme/aşılama öyle zor bir görevdir ki, geleneğe katkıda bulunan bir çok kişi yeni yaklaşımlar önerdiklerini inkar ederler.6 Nursi üzerine odaklaşmanın tüm sebepleri de işte tam burada yatmaktadır. Nursi ve onun hayatını yazanlar onun eserlerinin ve düşüncesinin çağdaş yönlerini vurgularlarken- özellikle de onun metinlere eleştirel ve akli tavri- Nursi örneği, birçok taraftarı tarafından da yorumlandığı gibi, geleneksel temel öğrenme kalıplarının meşru zemini üzerine bina etmektedirler. Böylece, hayatını yazanlardan biri şunu nakleder: Nursi Bitlis Valisinin misafiri olarak Bitlis'te iki yıl kaldığı sıralarda "Kur'an''ın büyük bir bölümünü" ezberlemeye başlar ancak bunu tamamlamaz. Bununla beraber, aynı dönemde "Kur'an'in hakikatlerine anahtar" mesabesindeki İslami ilimler ile felsefeye ait 40 kitabı ezberler. 7 Aynı şekilde, onun Sufi tarikatlerle olan bağlantısı bir safhada onları dini hakikatlere "tanıklık etme" makamı olarak görüp saygı ile yaklaşırken, diğer yandan Kur'an ve vahye bel bağlamada onlara daha alt bir makam vermesiyle de yapıcı bir göstermektedir. 8

Nursi'nin Kur'an yorumunun yenilikçi üslubunun en mükemmel örneği Risale-i Nur'da tecessüm etmiştir. Risale-i Nur, Müslüman toplumlarda tezahür etmeye başlayan ve çok sayıda bireyin medeni, dini değerler ve mesuliyetlerle ilgili tartışma ve konuşmalarda daha çok yer aldığı kamu alanı ile, genelde dindar entelektüellerin çağdaş toplumlardaki rolü ile ilgili kavrayışlar sunmaktadır. Risale-i Nur, ayrıca Avrupa toplumlarında hala devam eden dindar entelektüellerin kamu alanına ve sivil topluma katkılarını anlamada da önemli ipuçlarını ihtiva etmektedir. 1940'ların sonlarından 1970'li yıllara kadar hakim olan ve günümüzde de hala etkisini sürdüren hakim bir düşünce tarzı olan modernleşme teorisinin erken versiyonları Nursi gibi dindar entelektüellerin toplumdaki rollerini anlamayı savsakladı. Böylece, Avrupa sosyal düşüncesine önemli katkılarda bulunan Eward Shils entelektuellerin daha çok modern öncesi dönemde toplumun kutsal merkezlerinde etkili olduklarını, bununla beraber "modern" zamanlardaki dini yönlendirmelerin "yaklaşmakta olan entelektüel seçkinlerin yaratıcı kapasitelerinin azalan bir bölümünü" cezbettigini yazdı.En son yaklaşımlar 1950'li ve 1960'li yıllarda bazı düşünürlerce benimsenen modernliğin tek bir yolundan/yorumundan ziyade, "çok yönlü modern iteleri" düşünmenin değerini yeniden ileri sürdüler.10 Nursi'nin mesaisinin ve örneğinin önemi iste bu son yaklaşımlarla ortaya çıkmaktadır.

Nursi ve "Toplumsal Bağlamı İfade" Konusu

Said Nursi'nin eserleri ve hayatı, modern dünyada dini anlama ile düşüncelerin ortaya çıktıkları tarihi durum ve toplumsal bağlamların ötesine nasıl geçebilecekleriyle ilgili son derece enteresan ve zengin bir bakış açısı sunar. Fikirlerinin büyük ekseriyeti ortaya çıktıkları tarihe irca edilebildiği; böylece belirli zaman ve durumlar içerisine yerleştirilebildikleri i çin bu fikirler daha bir önem kazanmaktadırlar. Nursi'nin fikirleri ve eserleriyle ilk kez tanışmam dostum ve arkadaşım olan Şerif Mardin'le olan konuşmalarımla başladı. Önce 1970'li yılların sonunda ve daha sonra ise 1980'li yılların ortalarında yazdığı kitabın müsveddesini okumamı istedi. Kitap ancak 1989'da yayınlanabildi. Bu gecikmenin sebepleri, Mardin'in Türk toplumunda dini entelektüellerin rolüyle ilgili değerlendirmede Nursi'nin hayatını tercih etmesinin önemi hakkında çok şey söylemektedir.11 Kitabın yayınlanmasından önce ve sonra Mardin'le yaptığımız mektuplaşma ve konuşmalar, kendisi için böyle bir kitabı yazmasının niçin bu kadar zor olduğunu, ancak son zamanlarda ortaya çıkarmış bulunmaktadır. Birincisi, kendisinin yaklaşımı 1950'li ve 1960'li yıllarda hakim olan ve "modernleşen" bir toplumda dini düşünce ve uygulamaların etkisinin tedricen azaldığını varsayan siyasi 'modernleşme' teorisinin temel ilkelerinden farklılık arz etmekteydi. Bu, Mardin'in de bir akademisyen olarak içerisinde yetiştiği siyaset bilimi geleneği idi. Bu hakim anlayışın tersine, Mardin tedricen modernleşmeyi din ve kültürün çok hassas bir şekilde ekonomik gelişme ile modern toplumların diğer talepleriyle içiçe geçtiği karmaşık bir etkileşim süreci olarak görmeye başladı.12

Mardın ayrıca ikinci bir meydan okumayla da karşılaştı. Onun Nursi'nin misyonu ile ilgili çalışması 19. Yüzyılın son dönemlerinden 20. Yüzyılın ortalarına kadar Türkiye'nin temel toplumsal ve siyasal değişmelerini de müşahhaslaştırmaktadır. Bu değişimde önemli bir dini entelektüelin rolünü incelemekle, Mardin sadece toplumsal teorideki bir kavramlaştırmanın üstesinden gelmemekte, aynı zamanda Türk entelektüellerle modern Türk toplumunun belirleyici özellikleri konusunda yoğun ve politik bir tartışmaya da katılmaktaydı. Mardin'in kitabı hem geleneksel siyaset bilimi teorilerinden ayrıldığı, hem de Türk ve diğer aydınlara modern Türk toplumuyla ilgili geleneksel varsayımlarını yeniden gözden geçirmeleri konusunda bir meydan okuma olduğundan, kitap Mardin''in uzun meslek hayatının en yenilikçi ürünlerinden birisidir. Dahası, Mardin'in kitabı yayınladığı zaman, Nur hareketi de hem gelişme ve hem de parçalanmanın yeni bir dönemine girmekteydi. Bu, bir yandan gelişen bir kamu ve yurttaşlık rolünü, diğer yandan da Nursi'nin mirası üzerinde bir yarışmayı ihtiva etmekteydi.13 Böylece, Mardin'in kitabı sadece akademik bir kitleye değil, belki bugün Türkiye'nin anahtar konularından birisi olan kamu alanında dinin rolüne de hitap etmekteydi.

Nursi'nin erken dönem eserlerinden olan 1911 'deki Hutbe-i Şamiye'den, Risale-i Nur Külliyatındaki 14 son Kur'an yorumlarına kadar yazılarının uslübundaki temel bir unsur, bu eserlerin bariz bir şekilde modern olması; okuyucuyu metni sorgulamaya, metinle aktif ve eleştirel bir diyaloga girmeye teşvik etmesidir. Bazı takipçileri Sufi zühdünün bazı niteliklerine saygı gösterebilir, hatta Nursi'nin gösterdiği bazı kerametlere işaret edebilirler; ancak onun mirasının özü İslami iman, takva ve uygulama çerçevesinde aklın gelişimidir. Geleneksel Kur'an tefsirleri metnin temel değerlerini ve konusunu ciddiyetle ele alıp ancak metnin yorumunu ve pratikte uygulamasını belirleyen toplumsal ve siyasi bağlamı inkar ederek sadece metni ve filolojik yönlerini vurguladılar. "Modern" bir yaklaşımda ise, nesilden nesile nakledilmiş sağlam ve el değmemiş tam bir bütünden ziyade, bilginin çeşitli biçimleri hakikat arayıcıları tarafından duruma göre birleştirilerek ve yeniden birleştirilerek vucüda getirilmektedir. Bu modern yaklaşım Nursi'nin mesleğinin daha başlangıcında açıktır. Bir talebe olarak, hiç dinlenmeden bir medreseden bir başka medreseye gitti ve Doğu Bayezıt'ta Şeyh Mehmed Celâlî'den aldığı üç aylık bir dersle talebeliği bitirdi. Şerif Mardin Nursi'nin Celali'ye Şöyle dediğini nakleder:

"Sizin kontrol ettiğiniz bilgi sağlam bir kutunun içerisindedir. Anahtarı ise sizdedir. Benim muhtaç olduğum tek şey muhtevalarıyla ilgili bir ipucudur. Uygun bulduğumu kendim seçeceğim."15

Mardin, Said'in meşhur ve muhterem bir alime karşı "gerçekten böyle doğrudan bir dil kullandığından" şüphe eder,16 ancak Nursi'nin açıkça modern olan yaklaşımı Kur'ani yorumları da çok barizdir. Nursi'in bilgiye yaklaşımı, hem doğrudan Kur'an ayetleriyle ilgili yorumlarında ve hem de diğer yazılarında, bilginin çeşitli biçimleri ile tefsirleri telif etmeye yaptığı büyük vurgunun üzerinde daha önceleri hiç düşünülmemişti. Tam aksine, geleneksel tefsir "modern Batı bilimine ait bir şey olan değiştirme ve birleştirmeye müsaade etmemekteydi." 17

İslami eski eğitim gelenekleri daha çok, öğrenme ve öğretmede yüz yüze temasa, ezberlemeye ve şeyh ile talebe arasındaki kişisel vurguya büyük önem vermekteydiler.18 Bu unsurların bir kısmı popüler olarak uygulandığı şekliyle Nursi'nin geleneğinde de mevcut. Bununla beraber Nursi'nin bizzat kendisi, metinle doğrudan temasın önemini vurgulamakta ve talebelerini İslami geleneğin dışında olanlar da dahil, bilginin çeşitli şekillerini birleştirmeyi vurgulayan kendine ait olan bu yöntemi benimsemeye teşvik etmiştir. 1910 yılında Tiflis'te bir Rus polis memuru Nursi'ye medresesini inşa etme planıyla ilgili soru sorar ve daha sonra da "parça parça olmuş" Müslüman dünyasının ittihadını tasavvur etmeyle ilgili şaşkınlığını belirtir. Nursi şöyle cevap verir:

"Tahsile gitmişler. İşte Hindistan, İslâmın müstait bir veledidir; İngiliz mekteb-i idadîsinde çalışıyor. Mısır, İslâmın zeki bir mahdumudur; İngiliz mekteb-i mülkiyesinden ders alıyor. Kafkas ve Türkistan, İslâmın iki bahadır oğullarıdır; Rus mekteb-i har biyesinde talim alıyor. İlâ âhir..." 19

Büyük ölçüde mecaz ve temsillere dayanan bu doğrudan yaklaşım Nursi'nin Kur'an yorumlarına nufüz eder. Örneğin, Nursi'nin Fetih suresindeki (48:27-9) gaybla ilgili yedi on veçhi, kelime kelime zikredilen ayetlere bina edilmekte ve ayetlerin anlamını iyice belirleştirmek için de tarihi bağlam ilave edilmektedir. 20 Diğer yorumlarında da, örneğin A'raf Suresi (7:31), "Yiyiniz ve içiniz, ancak israf etmeyiniz", Nursi hikayeler, kendi hayatından olaylar ve Ibn Sina'nin tıbbi değerlendirmelerinden hareketle fazla yemekten kaçınmayı yorumlamaktadır. 21

Nursi'nin yazılarındaki diğer bir unsur ise onu Muhammed Abduh (1849-1905) ve Cemaleddin Afgani (1838/9-1897) gibi dini entellektüellerden ayırır. Bu iki zat söz konusu olduğunda, bunların daha çok Müslüman dünyasındaki okumuş kesimlere yönelmişler ve mesajlarını popülerleştirmek istediklerinde ise yine temel muhatapları okumuş kesimler ve şehirli elit tabaka olmuştur. Nursi ise, bunların tam aksine, hiçbir zaman kırsal köklerini unutmamış, Türkiye'nin taşra nufüsunu sık sık mecaz ve imgelerinde kullanmıştır. Diğer dini modernistler ise, bunun tam aksine, kendilerini popüler inançtan ve etkileyici üsluplardan uzak tutmuşlardır. Nursi, modern bilimin yapı ve içeriğine vakıf olmakla beraber, mesajını şekillendi rmede hikaye ve mecazin değerinin farkındaydı. Ayrıca hikaye ve temsilleri kullanması mesajının farklı toplumsal ve tarihsel bağlamlarda anlaşılmasını kolaylaştırmaktaydı. Böylece, Nursi'nin mesleğinin ilk döneminde, onun yazıları ve mesajları muhatapları tarafından okunmaktan ziyade, ya doğrudan Nursi'den veya talebelerinden veya "halihazırda dini bir prestij kazanmış kişilerden" dinlendi. Dahası, 1920'li ve 1930'lu yıllarda Osmanlıca ile yazılmış bu kitapları okurken veya öğretirken yakalananlara karşı uygulanan "resmi terör ve zulümlere" rağmen bu uygulamalar devam etti.22 Risale-i Nur "binlerce" kadın ve erkek, genç ve yaşlının elle çoğalttıkları nüshalarla ve 1946 veya 1947'de teksir makinesi ile çoğaltılarak yayıldı.23 1956'dan sonra Said Nursi'nin eserleri yasak kitaplar listesinden çıkarıldığı ve modern Türkçe ile basıldığında, Risale-i Nurun muhatapları arasına, daha önceki dönemdeki gibi yüz-yüze veya ele-ele bir ilişkiden ziyade, temel kontakları okuma olan okuyucular da eklendi. 24

Risale-i Nur, metinlerinin [muhataplarını] toplum ve millet üzerinde düşünmeye teşvik etmesi bakımından da moderndir. Türkiye'den farklı ülkelerdeki dini entelektüeller de anayasacılık, adalet ve İslam inancının modern bilim, ahlak, kamu sorumluluğu ve inancın kamu hayatına ve ruhi gelişmeye uygulanmasından söz etmekteydiler. Dahası, 1923 sonrası "yeni" Said kamu alanı kavramına ayırt edici bir katkıda bulundu. Said Nursi'nin Suriyeli çevirmenlerinden Said Ramazan al-Buti bu sonuca ulaşmak için yorumlayıcı bir yöntem kullanmakta, ancak Said'in ilk donem siyasi faaliyetleri ile 1923 sonrası belirli ve zaman ve zemin bağlamında herhangi bir siyasi eylemi tanımlamadan; temel ahlaki ve dini değerler üzerinde düşünmeyi ve hareket etmeyi teşvik eden yazıları ve faaliyetleri arasındaki farklılığı da aksettirmektedir.25 Dahası, Nursi'nin mesajı çağdaşlarının hepsinden daha çok sadece dini eğilimi olan eğitimli bir azınlık tarafından değil, aynı zamanda Said'in mesajında inanç ile modernlik, milliyetçilik ve toplumsal canlanma arasında tam bir bütünlük gören daha az eğitimli insanlar tarafından da kabul gördü.

Nursi'nin mesajının diğer belirleyici bir özelliği ise, özellikle de bu asrın ilk bölümünde, Türk toplumunun, özellikle yerel liderlerin konumlarının etkili bir devlet aygıtına hızlı bir şekilde yol verdiği bir zamanda, kırsal kesimin durumunu net olarak dile getirmesindeki başarıdır. [Risale-i Nur'un] mesajı hem yapı ve hem de muhteva olarak kolayca benimsenecek bir nitelikteydi, bununla beraber, sonuçta daha sonraki dönemlerdeki Türkiye ile ve artan bir şekilde de uluslararası okuyuculara da hitap etmektedir. İlk dönemlerde müsveddeler halinde olan ve resmi yasağa rağmen Nur Talebelerince inançla çoğaltılan Nursi'nin eserleri şimdi bir çok dile çevrilmiş; Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak Web Sitesinde de hizmet sunmaktadır.(www.nesil.com.tr). Nursi'nin üslubu bu çoklu okuyucular için kolaylıkla erişilebilecek niteliktedir ve özellikle kadınlar artan bir şekilde bu mesajı takdim etmede aktif görev almaktadırlar. Türkiye'nin tarihsel gelişiminin ayrıntıları bazı okuyucular için belli bölümlerin nüanslarını anlama ve bu bölümlerin niçin yazıldığının özgün bağlamını açıklamaya yardım edebilir. Bununla beraber, bazı okuyucular için Risalelerin zengin mecaz ve sembolizmi dini bir kavrayış için hareket noktası sunarken, bunlar için Risale-i Nurun ortaya çıktığı yer olarak Türkiye'nin belli zaman ve zemindeki durumu ile ilgili asgari bir bilgi yeterlidir.

Eğitim ve Otorite

Risale-i Nur, Türkiye'nin siyaset, eğitim ve sos yo-ekonomik olarak hızlı bir değişim yasadığı bir zamanda ortaya çıktı. Bu değişimin erken bir unsuru geleneksel eğitimin Tanzimat reformları ile hızlı bir şekilde değişmeye başladığı ve 19. Yüzyılın son dönemlerinde ortaya çıkmaya başlayan bir devlet eğitim sistemiydi. Yirminci yüzyılın ortalarından başlayan ve daha sonraki onlu yıllarda hız kazanan diğer bir değişim kitle eğitimi ile kitle iletişim şekillerini de içerisine aldı. 26 Eğitim seviyelerindeki yükselme ve iletişim kanallarındaki çoğulculuk insanlar için dini ve siyasi otoriteler ile yeniden konuşma ve geleneksel şekilleri yeni anlamlar ve bağlamlarla anlamlandırmada daha önceleri benzeri görülmemiş fırsatlar ortaya çıkardı. Söylemin alanı öyle değişti ki, hatta tamamen sınırlı bir İslami entelektüel gelişmeyi savunanlar bile bunu yaparken İslami olmayan fikir ve kurumların bilgisini de gerektiren bir dil ve üslup kullanmak zorunda kaldılar. Nursi, fen bilimleri dahil bilginin bir çok şeklinden istifade ettiği gibi, talebelerine de bunu tavsiye ederek bu yolun cesur öncülerinden birisiydi. Dini öğretim gören insanların da zorunlu olarak "fen" metinlerini okuduğu şu andaki durum daha önceki zamanlardaki durumdan oldukça farklıdır. Hatta Said Nursi'den daha çok geleneksel dini bilimlerin yorumunu savunan muasır dindar düşünürler bile bugün laik konuların üstesinden nasıl gelebileceklerini gösterirken seçtikleri yol, Said Nursi'nin bu asrın başlarında temsil ettiği tarza çok benzemektedir.

Sonuç: Tezahür Etmekte Olan Kamu Alanı

Risale-i Nur ile Suriyeli Muhammed Sahrur, Iran'lı Abdülkerim Surus ve hatta Umman'ın gelenekselci Müftüsü Ahmed bin Muhammed al-Halil'e kadar farklılık gösteren diğer dini yorumlar, Müslümanların çoğunlukta bulunduğu dünyada kamu ve dini hayatın sınırlarının yeniden çizilmesinde katkıda bulunuyorlar. Geleneksel dini otoritelere meydan okuyarak, müminleri "temel" metinleri yorumlama konusunda teşvik etmektedirler. Kitle yüksek öğreniminin ortaya çıkmasıyla beraber müminlerin gözünde İslami geleneğin nesnelleşmesi de ortaya çıktı. Öyle ki: "İslam nedir?" "Hayatımı yönlendirmede nasıl etkide bulunmaktadır?" ve "İnancın temel esasları nelerdir?" gibi sorular bir çok müminin bilincinde yer etti; ve benzeri konular daha önceki zamanlarda benzeri görülmemiş bir şekilde farklı katılımcıların büyük bir ekseriyeti ile kendi aralarında açıkça tartışıldı. Bu sürecin önemli sonuçlarından birisi dini otoritenin "demokratikleşmesi" ve kitle yüksek öğrenimi, kitle iletişim araçları, seyahat ve emek göçü ile aşılanan standart bir dilin gelişmesi oldu.

Müslümanların ekseriyette olduğu ülkelerle diğer Müslüman topluluklarda yeni bir kamu alanı düşüncesi tezahür etmeye başlıyor. Bu belirgin kamu alanı dini, siyasi ve toplumsal hayatın kesiştiği noktalarda vardır ve sivil bir toplumun oluşturulmasına da katkıda bulunmaktadır. Bugün Müslümanların da, tıpkı Hıristiyanlar, Hindular, Yahudiler, Sihler ve diğerleri gibi iletişimin çeşitli biçimlerine erişme imkanları bulunmaktadır. Bunlar basın ve yayın medyasındanfaxmakinalarına, teyp ve video kasetlerine; telefondan İnternet'e kadar bir çeşitlilik arz etmektedir. İletişim biçimlerinin bu çokluğu bundan bir kaç onlu yıl öncesiyle kıyaslandığında taraftarlarla daha hızlı ve esnek iletişim kurmaya ve onların fikirlerini paylaşmaya imkan tanımaktadır. Yeni medyanın bu birleşimi ile dini ve siyasi tartışmalara yaptığı katkı, tüm kişilere İslam ve İslami değerlerin oluşturulabileceği farklı tarz ve yöntemlerin farkında olma bilincini yerleştirmektedir. Bu da tartışmacı, faal ve katılımcı bir kamu alanını beslemektedir.

Tıpkı modernite için birden fazla yolun bulunduğu ile ilgili umumi bir ilmi kanaat bulunduğu gibi,27 fazileti belirleme ile ilgili olarak da28 -din adına halkın katılımının da dahil olduğu- çokçu bir anlayışla ilgili pratik bir bilinç bulunmaktadır. Bu bakımdan, Müslüman eylemciler Michael Warner'in sömürgecilik dönemindeki Amerika için "cumhuriyetçi değerler" olarak adlandırdığı değerlere yaklaşmış bulunmaktadırlar.29 Basılı ve diğer medya araçları [ferdin] bilincini, bir topluluğun üyesi, bir milletin vatandaşı olma gibi sivilliğin belirli şekillerine yönlendirmekte ve hepsi de asağı-yukarı bağlılık ve beklentilerin ortak bir anlayışına dayanmaktadır.30

Bu tür bağlılıklarda halk olarak benimsenen topluluk, kimlik ve liderlik gibi fikirler yeni şekiller almakta, hatta bazı topluluk ve otoriteler mazi ile değişmeyen bir süreklilik içinde olduklarını iddia etmektedirler. Daha önceki dönemlerde milliyetçi ve devletçi anlayış için çok önemli olan kitle eğitimi,31 medya ve iletişim araçları, bugün çeşitli topluluklar ile bunlar arasında ağlar oluşturma, daha önceleri var olan yer ve uzaklık engellerini aşma, etkileşim ve tanınma ile ilgili yeni yer açmada etkili olmaktadır.

Diyalog, medeni münazara ve tartışma olarak İslam tedricen güç kazanmaktadır. Bununla beraber, Nur hareketinin beklenmeyen yükselişinin de örneklediği gibi sıra dışlıklar da yok değil. Kur'an yorumunun biçimi ile Risale-i Nur gibi eserlerin temsil ettiği dini otoritedeki değişim sadece mazi ile kıyaslandığında ne kadar orijinal olduğu görülebilir. Said Nursi'nin Kur'an yorumlarının ve diğer eserlerin belirginleşmesi sorununu bu asrın başlarına kadar götürebiliriz. Son derece modern olan Risale-i Nur, asrın idrakine hitap etmedeki ustalığıyla, mevcut temel ekonomik, siyasi ve eğitimle ilgili değişimleri etkilemiştir. Bununla beraber, diğer yenilikçi metinlerin yapısı da, her ne kadar muhatapları Risale-i Nurunkiler ile kıyaslanacak kadar olmasa da, modern geleneğin özü olan metin ve kişisel otoritede derin ve önemli bir değişimi göstermektedirler. Riale-i Nur ve takip eden yorumlar aynı zamanda dindar entelektüellerin ve dini hareketlerin çoğulcu ve enerjik bir kamu alanı ile güçlü bir sivil toplumu zenginleştirmedeki önemli rolünü göstermektedirler.

DİPNOTLAR:

1 Prof. Dr. Dale F. Eickelman, ABD, New Hampshire'de Dartmouth College Antropoloji Bölümünde, Ralph ve Richard Lazarus Antropoloji ve İnsan İlişkileri Profesörü'dür.
 
1968'den beri Fas ve Oman Saltanatında uzun süreli araştırmalar sürdürmekle birlikte Orta Doğuda geniş çapta çalışmaları vardır.
 
Neşredilmiş eserleri arasında: Moroccan Islam (1976) (Arapçaya tercüme edilmiş); The Middle East and Central Asia: An Anthropological Approach (1981); Knowledge and Power In Morocco (1985); Muslim Travellers: Pilgrimage, Migration and the Religious Image (1990);Russia's Muslim Frontiers: New Directions in Cross-Culture
(1993); Muslim Politics (1996); ve çok sayıda akademik makaleler ve yayına hazırladığı kitapları vardır.
 
2 Robert Wuthnow, Communities of Discourse: Ideology and Social Structure in the Reformation, The Enlightenment, and European Socialism (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1989), 3.
 
3 Ibid., 3-5.
 
4 Michael Barkun, Crucible of the Millennium: The Burned-over District of New York in the 1840s (Syracuse: Syracuse University Press.)
 
5 M. Hakan Yavuz, “Print-Based Islamic Discourse and Modernity: The Nur Movement,” The Third International Symposium on Beduizzman Said Nursi The Reconstruction of Islamic Thought in the Twentieth Century and Bediüzzman Said Nursi. 24th-25th September 1995, vol. 2 (Istanbul: Sözler Press, 1997), s. 335.
 
6 Bu konunun erken bir tartışması için bkz.: Dale F. Eickelman, “Islamic Religious Commentaries and Lesson Circles: Is There a Copernican Revolution?” Aporemata, 4, basım aşamasında.
 
7 Sükran Vahide, The Author of the Risale-i Nur: Beduizzman Said Nursi (Istanbul: Sözler publications, 1992), 21-22.
8 Bilal Kupinar, “Nursi’s Evaluation of Sufism,” Third International Symposium on Beduizzman Said Nursi, vol. 2., icinde.
9 Edward Shils, The Intellectuals and the Powers and Other Essays (Chicago: University of Chicago Press, 1972), 16.
 
10 Bu konuyla ilgili mukemmel bir değerlendirme icin bkz.: Robert W. Hefner, “Multiple Modernities: Christianity, Islam and Hinduism in a Globalizing Age,” Annual Review of Anthropology, 27 (1988): 83-104.
 
11 Sherif Mardin, Religion and Social Change in Modern Turkey: The Case of Beduizzman Said Nursi (Albany: State University of New York Press, 1989). Ayrica bkz.: Vahide, The Author of the Risale-i Nur.
 
12 Turkiye ve Iran dahil Muslumanlarin cogunlikta bulundugu toplumlardaki modenrnlesme teorilerinin bir degerlendirmesi icin bkz.: Dale F. Eickelman and James Piscatori., Muslim Politics (Princeton University Press, 1996), 22-28; and Myron Weiner and Samuel P. huntington, Understanding Political Development: An Analytical
Study (New Yok: HarperCollins, 1987).
 
13 Yavuz, “Print-Based Islamic Discourse,” 342-50.
14 Said Nursi, The Damascus, Ikinci baski, ed. (Istanbul: Sözler Publications, 1955),
15 Mardin, Religion and Society, 68.
16 Ibid,
17 Ibid,
 
18 Fas icin bkz.: Dale F. Eickleman, Knowledge and Power in Morocco: The Education of a Twentieth Century Notable (Princeton University Press, 1985), ozellikle 57-106; Turkiye icin bkz.: Mardin, Religion and Social Change, 119.
 
19 Vahide, The Author of the Risale-i Nur, 89-90.
20 Nursi, Risale-i Nur Kulliyati, Nesil, Istanbul, 1996. s. 591-594.
21 Ibid, 189-99
22 Vahide, The Author of, 217.
23 Ibid, 219.
24 Mardin, religion and Society, 6.
 
25 Muhammad Said Ramadan al-Buti, “Beduizzman Said nursi’s Experience of Serving Islam by Means of Politics,”Third International Symposium, c. 1, 111-21, icerisinde.
 
26 See Dale F. Eickelman, “Mass Higher Education and the Religious Imagination in Contemporary Arab Societies.” American Ethnologist 19, no. 4 (november 1992): 645-46; ayrica bkz.: Dale F. Eickelman and Jon Anderson, “Print, Islam, and the Prospects for Civil Pluralism: New Religious Writings and Their Audiences,” Journal of Islamic Studies 8, no. 1 (January 1997):43-62.
 
27 Shmuel Eisenstadt, Japanese Ciivilization: A Comparative View (Chicago: University of Chicago Press, 1996), 396-426.
 
28 Armando Salvatore, “Staging Virtue: The Disembodiment of Self-Correctedness and the Making of Islam as Public Norm,” Yearbook of the Sociology of Islam 1 (1998), 89-90.
 
29 Michael Warner, The Letters of the Republic (Cambridge MA: Harvard University Press, 1990), 42-43.
30 Armando Salvatore, ‹slam and the Political Discourse of Modernity (Reading UK: Ithaca Press, 1997), 55-56.
31 Ernest Gellner, Nations and Nationalism (Ithaca: Cornell University Press, 1983), 28-29.
Paylaş
Yükleniyor...