Block title
Block content

SAİKA VE ŞAİKA

 
Bunlar, insandaki beş duyuya ilave olarak, Bediüzzaman’ın bahsettiği iki duygudur. Bu duyguları, “altıncı ve yedinci duyu” şeklinde mütalaa edebiliriz.

Ehl-i dalalet ve ehl-i felsefe, meşhur olmayan o duygulara, hata ederek “sevk-i tabiî” (içgüdü) diyorlar. Onların içgüdü dedikleri, gerçekte bir çeşit fıtrî ilhamdır. Mesela, kedi gibi bazı hayvan gözü kör olduğu vakit, kaderin sevkiyle gider, gözüne ilaç olan bir otu bulur, gözüne sürer, iyi olur. Kediyi, o ota sevk eden kader-i İlâhî, insanı da hayat boyu değişik şeylere sevk eder. Tereddütler içinde bocaladığımız hallerde, içimize doğan bir çözüm yolu, bir nevi sevk-i İlâhidir. Çıkmazlardan bizi çıkaran, sevk-i İlâhidir. Daha önceden hiç gitmediğimiz bir şehirde, aradığımız dostumuzu yolda karşımıza çıkaran sevk-i İlâhidir.

İnsana şevk veren duygu ise, şaikadır. Şevkini yitirenleri bekleyen akibet, ümitsizliğe düşmek ve tembelce oturmaktır. Bazen insana bir şevk dalgası gelir. Bu şevkin tesiriyle, diğer duygularında tam bir uyanıklık hali meydana gelir. Rahmanî ilhamlara hassas bir alıcı özelliği kazanır. Fennî ve teknolojik keşifleri yapan ilim adamları da, böyle bir şevk ve sevk dalgasının neşesi içinde buluşlarını gerçekleştirmişlerdir.

Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2497 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...