Block title
Block content

"Sair nihayetsiz kelimat-ı ilahiyenin bir kısmı dahi has bir itibarla, cüzi bir ünvanla, hususi bir tecelli ile, cüzi bir isim ile, has bir rububiyetle, mahsus bir saltanat ile hususi bir rahmet ile zahir olan ilhamat suretinde mükalemedir." İzahı?..

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve şu sırdandır ki, "Kelâmullah" ünvanı, kemâl-i liyakatle Kur'ân'a verilmiş ve daima da veriliyor. Kur'ân'dan sonra sair enbiyanın kütüp ve suhufları derecesi gelir. Sair nihayetsiz kelimât-ı İlâhiyenin ise, bir kısmı dahi has bir itibarla, cüz'î bir ünvanla, hususî bir tecelliyle, cüz'î bir isimle ve has bir rububiyetle ve mahsus bir saltanatla ve hususî bir rahmetle zahir olan ilhamat suretinde bir mükâlemedir."(1)

Kur’an’ın dışındaki, Tevrat, İncil gibi kitaplar ve suhuf gibi diğer kelamlar, evrensel olmayıp özel bir kavme özel bir millete inmiş kelamlardır. Kelamın genişliği ve azameti muhatabın idrak ve anlayış seviyesine göre şekillenir. Tekamül kanunu gereğince eski toplumlar ve kavimler bir derece bedevi ve medeni hayattan uzak bir anlayışa sahip oldukları için, Allah onlara üst perdeden külliyetle değil, sade ve seviyelerine uygun basit bir hitapla konuşmuştur.

Bir insan her noktada basitten mükemmele doğru gelişerek büyür gider. İnsanın bir damla sudan başlayan serüveni anne karnı, bebeklik, çocukluk, gençlik, olgunluk, ihtiyarlık ve en nihayetinde ölüm ile son bulur. Bu, kainatta bütün mevcudat ve mahlukat için işleyen bir kanundur. Yani her mahluk ve mevcut basitten mükemmele doğru gelişerek büyüyüp gider. Buna kainattaki tekamül, yani gelişim kanunu deniliyor.

Bu gelişim kanunu gereğince insanın basitten mükemmele gidişinde farklı terbiye ve tebliğ süreçleri vardır. Mesela anne ve babanın bebeği ile olan iletişimi, bebeğin seviyesine göre basit ve ilkel olur. Yani çat pat şeklinde bir iletişim sağlanır. Bebek çocuk haline geldiği zaman iletişimin dili ve tebliği de ona göre değişir. Sonra o çocuk, gençlik sürecine girer, iletişim ve terbiye dili tamamı ile farklı bir boyuta geçer. Daha sonra gençlik süreci yerini olgunluk yaşına bırakır ki, artık iletişim ve terbiye dili de da olgunluk kazanır.

Şayet bir olgun insana yapılan hitabı ve terbiye sistemini bir bebeğe veya çocuğa veya gence yapsak, abes ve komik olur. Ya da tersine olarak, bebeğe yapılan muameleyi olgun bir insana yapsak, bu da garip ve ayıp olur.

İnsanlığın durumu da aynı şekilde bir  insanın durumu gibidir. İnsanlık da kainatta var olan gelişim ve tekamül kanununun altında ve hükmündedir. İnsanlık da bir insan gibi basitten mükemmele doğru gelişip büyüyor. Bu yüzden insanlığın da bebeklik, çocukluk, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık gibi evreleri ve süreçleri vardır.

Elbette insanların ve insanlığın Mürebbi ve Müdebbiri olan Allah, bu evre ve süreçlere uygun bir terbiye ve tebliğ tatbik edecektir. Allah’ın her döneme ve kavme uygun bir peygamber ve şeriat göndermesinin ve bunların teferuatta farklı olmalarının sebebi bu tekamül kanununun gerektirdiği evre ve süreçlerin gerekliliğidir. Allah, insanlık bebeklik sürecini yaşarken onların basit zihnine basit bir tebliğ ile karşılık veriyor. Tabiri yerinde ise peygamberleri vasıtası ile onlar ile çat pat konuşuyor. Şayet olgun bir tarz ile onlara hitap etse, onlar bunu anlamaktan aciz kalacaklardı ki bu, Allah’ın hem hikmetine hem de tekamül kanununa zıt bir muamele olurdu.   

İnsanlık Hazreti Adem (a.s)’in dönemi ile başlar ki, bu dönem insanlığın bebeklik dönemi gibidir. Sonra insanlık bir insan gibi gelişir ve büyür. Çocukluk sürecine gelir, şeriat ve peygamberler de buna göre gönderilir. Tıpkı eğitim sistemlerinin ilk, orta, lise ve fakülte şeklinde kısımlara ve sınıflara ayrılması gibi, Allah da insanlığı böyle kısımlara ayırmış ve buna göre muamele etmiştir. Allah, insanlık artık olgunluk yaşına geldiğinde bu olgunluğa uygun olarak en kamil ve mükemmel muallimini gönderir. Terbiye ve tebliğ de buna uygun olarak olgun bir şekilde olur. En kamil peygamber olan Hazreti Muhammed (asv) Efendimizin en kamil olan Kur'an-ı Kerim ile gönderilmesi, insanlığın artık olgunluk çağını yaşadığını gösterir.

Elbette Hazreti Adem’in (as) terbiye ve tebliği ile Son Peygamber (asv)'in terbiye ve tebliği arasında kemalat farkı olacaktır. Yanlış anlalşılmasın, peygamberler ilkel ve basit değillerdir, onların terbiye edeceği insanlar ve muhatapları basit ve ilkeldir.

Zihni ve anlayışı basit olan insanlara basit ve sade bir üslup gerekir. Elif ba dersi gören bir çocuğa  İlm-i Kelam’ın ağır ve karmaşık meseleleri anlatılmaz. İnsanlık da başlangıçta basit bir seviyede olmasından dolayı o dönemin peygamberleri onlara imani dersleri basit ve sade bir üslup ve içerik ile takdim etmişlerdir. Ama zamanla insanlık tekamül ettikçe, imanın üslup ve içeriği de ona göre tekamül etmiştir.

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Kur'an'ın Tarifi, İkinci Cüz | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2836 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...