Block title
Block content

"Sâni-i Zülcelâlin âlem-i ekberdeki san'atı o derece mânidardır ki, o san'at bir kitap suretinde tezahür edip, kâinatı bir kitab-ı kebir hükmüne getirdiğinden, akl-ı beşer, hakikî fenn-i hikmet kütüphanesini ondan aldı ve ona göre yazdı." İzah nasıldır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sâni-i Zülcelâlin âlem-i ekberdeki san'atı o derece mânidardır ki, o san'at bir kitap suretinde tezahür edip, kâinatı bir kitab-ı kebir hükmüne getirdiğinden, akl-ı beşer, hakikî fenn-i hikmet kütüphanesini ondan aldı ve ona göre yazdı. Ve o kitab-ı hikmet, o derece hakikatle bağlı ve hakikatten medet alıyor ki, büyük Kitab-ı Mübînin bir nüshası olan Kur'ân-ı Hakîm şeklinde ilân edildi."(1)

Alem-i ekber, şu içinde yaşadığımız dünya ve kainattır. Kainat ve içindeki her bir mahluk, mükemmel bir sanat ve nakış ile yaratılmışlardır. Öyle ki her bir nakış ve sanat içinde ciltlerle kitabı barındırıyor.

Mesela, insanın yüz gramlık gözü içinde on beş yıl okuyup da  tam manası ile çözülemeyen ilimler mevcuttur. Bugün bir göz doktoru göz üstünde uzman olmak için on beş yıl okuyor, ihtisas yapıyor; demek o göz içinde sıkıştırılmış ciltlerle kitaplar var. Bu misali diğer mahlukat içinde tatbik edebiliriz. Yani şu evren içindeki her bir mahluk mükemmel bir sanat ve mükemmel bir ilim içinde yaratılmışlardır.

Bugün bilim ve fen dediğimiz insanların kolektif aklı ile keşfedip oluşturduğu ilimlerin hepsi, bu kainat kitabından bir alıntıdır. Yukarıda verdiğimiz göz misali gibi bütün bilim dalları kainatın bir cüzünün incelenmesinden hasıl olmuştur. Mesela, botanik ilmi bitkilerin incelenmesidir, tıp ilmi canlıların anatomisinden hasıl olan bir bilim dalıdır, kimya elementlerin incelenmesi, fizik kainattaki yasaların tahkikidir vs... Her bilim dalı, Allah’ın kainat kitabından birer alıntıdır.

Kur’an ise, bu kainat kitabına nasıl bakılması gerektiğine işaret eden ve kainatın bütün letafet inceliklerini görünür hale getiren ve insanlar ile kainat arasında mükemmel bir köprü kuran müthiş bir hülasa-i kainattır, yani şu kainatın bir özeti gibidir. Tabiri yerinde ise, kainat ile insan arasında bir adaptördür. Ya da donanım ile yazılım arasında uyum sağlayan bir sürücü gibidir. Nasıl sürücü olmadığı zaman yazılım ile donanım arasında bir kopukluk oluyor ise, Kur’an da olmazsa kainat ile insan arasında kopukluk olur. İnsan kainatı istikametli bir şekilde okuyamaz, yanlış şeylere sapar. İnkarcı felsefenin durumu buna şahittir.

(1) bk. Mektubat, Yirminci Mektup, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...