Block title
Block content

"Sâni-i Zülcelâlin Esmâ-i Hüsnâsından Nur isminin bir kesif aynası hükmünde olan güneşin emr-i Rabbânî ve teshir-i İlâhî ile mazhar olduğu vazifeler,.." Burada neden "Nur" ismi seçilmiş?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sâni-i Zülcelâlin Esmâ-i Hüsnâsından Nur isminin bir kesif aynası hükmünde olan güneşin emr-i Rabbânî ve teshir-i İlâhî ile mazhar olduğu vazifeler, şu hakikati fehme takrib eder. Şöyle ki:"

"Güneş, ulviyetiyle beraber, bütün şeffaf ve parlak şeylere nihayet derecede yakın, belki onların zatlarından onlara daha yakın olduğu, cilvesiyle ve timsaliyle ve tasarrufa benzer çok cihetlerle onları müteessir ettiği halde, o şeffaf şeyler ise binler sene ondan uzaktırlar. Onu hiçbir vecihle müteessir edemezler, kurbiyet dâvâ edemezler."

"Hem o güneş, her şeffaf zerreye, hattâ ziyası nereye girmişse orada hazır ve nazır gibi olduğu, o zerrenin kabiliyet ve rengine göre güneşin aksi ve bir nevi timsali görünmesiyle anlaşılır."(1)

Burada Allah’ın bir ve tek olmasına karşın, kainatın sayısız yerinde hazır ve nazır olmasını akla yaklaştırmak için güneş örneği veriliyor. Güneş de Allah’ın Nur isminin en büyük bir tecellisidir.

Bu meselenin anlaşılmasında ve halledilmesinde Nur ismi ve onun bir tecellisi olan güneş örneği biçilmiş bir kaftan gibidir. Bu yüzden Üstadımız bu örnekle meseleyi hallediyor.

Nur isminin basit bir tecellisi olan güneş böyle tek ve bir olmasına karşın, sayısız şeffaf ve parlak şeylerin yanında ışığı ile bulunabiliyor ise, Nur isminin sahibi olan Allah elbette tek bir olmasına karşın her şeyin yanında hazır ve nazır olabilir.

Bahsin devamındaki şu ibare meseleyi gayet güzel bir şekilde özetlemektedir:

"Elbette, güneşin nur ve harareti, ilim ve kudretine nisbeten toprak gibi kesif hükmünde, Nuru'n-Nur, Münevviru'n-Nur, Mukaddiru'n-Nur olan Zât-ı Zülcelâl, her şeye, ilim ve kudretiyle nihayetsiz yakın ve hazır ve nazır ve eşya Ondan gayet uzak olduğuna; hem o derece külfetsiz, muâlecesiz, suhuletle işleri yapar ki, yalnız mahz-ı emrin sür'at ve suhuletiyle icad eder gibi anlaşıldığına; hem hiçbir şey, cüz'î küllî, küçük büyük, daire-i kudretinden harice çıkmadığına ve kibriyâsı ihata ettiğine, şuhud derecesinde bir yakin-i imanî ile iman ederiz ve iman etmek gerektir."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, On Dördüncü Söz.

(2) bk. age.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Dördüncü Söz | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 413 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...