Block title
Block content

"Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid'alar zulümâtını dağıtacak.. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nuranî zâtlara zemin ihzar ediyoruz." Burayı açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"BEŞİNCİ SEBEP: Çok zaman evvel bir ehl-i velâyetten işittim ki: O zat, eski velîlerin gaybî işaretlerinden istihraç etmiş ve kanaati gelmiş ki, 'Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid'alar zulümâtını dağıtacak.' Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsî çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nuranî zatlara zemin ihzar ediyoruz."

"Madem kendimize ait değil; elbette, Sözler namındaki nurlara ait olan inâyât-ı İlâhiyeyi beyan etmekte medar-i fahir ve gurur olamaz; belki medar-ı hamd ve şükür ve tahdis-i nimet olur."(1)

Mehdi’nin iman, hayat ve şeriat olmak üzere üç temel vazifesi vardır. Bu vazifelerden  en önemlisi ve sıralamada birinci sırada olan; iman vazifesidir. Hayat ve şeriat, geniş ve siyasi kavramlardır ki, bunların oluşması uzun bir süreç ister. Bu sebepten dolayı Mehdi (ra) bu üç vazifeyi kısa hayatında cem edemez.

Mehdi (ra) kendi hayat döneminde vazifelerinden en önemlisi olan iman vazifesini ifa edip, sair hayat ve şeriat vazifelerini nurani cemaatine ve takipçilerine bırakmak durumundadır. Zaten akılcı ve gerçekçi olan da budur. Zira Mehdi (ra)’in bütün icraatları harika ve olağanüstü bir şekilde olsa, bu hem kainatta cari olan Adetullaha, hem de imtihan sırrına zıt olur. Bu sebepten dolayı bu üç vazifeden hayat ve şeriat uzun vadeli olmasından, Mehdi’nin bizzat şahsında değil; onun çizdiği rotada giden cemaatinin üstünde olacaktır. “O nurani zatlara zemin ihzar ediyoruz” ifadesi bu iki vazifeyi görecek nurani zatlara ya da cemaatlere zemin hazırlıyoruz, anlamındadır. 

Risale-i Nurlardan anladığımız manaya göre Mehdiyet süreci, takriben 200 yıllık bir süreçtir, bu süreç içinde Mehdi (ra)’in üç temel vazifesi olan iman, hayat, şeriat, Allah’ın izni ile vuku bulacaktır. Bu süreç içinde Mehdi’nin çileli ve sıkıntılı dönemleri olacağı gibi; galip, huzurlu ve adaletli günleri de olacaktır. Mehdi’nin bizzat şahsı çile ve sıkıntı içinde olması kuvvetle muhtemeldir. Zira temeli ve fikri programı atacak onun şahsıdır. Zaten rivayetlerde onun Deccal ile mücadele edeceği katidir. Ama mehdiyet sürecinde güzel ve saadetli günler de gelecektir. Şimdi bu güzel ve saadetli sürecin emareleri çıkmaya başlamıştır.

Bu mehdiyet sürecini harika ve olağanüstü bir şekilde hurafe bir mehdi anlayışına indirgemek ve tatbik etmek, hatalı bir bakış açısıdır. Böyle bir mehdi anlayışı, İslam düşüncesinde yoktur. Merhum Mevdudi ve Efgani gibi çağdaş alimler, aynı kanaattedirler.

Mehdi meselesi hadislerde mutlak bırakıldığı için, kati bir şey söylemek yanlış olur. Risale-i Nur'da mehdi bir şahıstan ziyade, bir cemaat olarak tarif ediliyor. İnsanların beklediği mehdi ise; bu cemaatin dümdarı ve çekirdeği hükmündedir. Cemaatin yol haritasını ve nasıl hareket edeceğini, eserleri ve fikirleri ile gösterecek; onu takip eden cemaat ise; o yola ve eserlere göre hareket edecektir. Zaten kainattaki âdetullah denilen sisteme de uygun olan mana budur.

Yoksa, insanüstü güçlere sahip bir adam gelip, bütün insanlığı bir dokunuş ile değiştirip dönüştürecek demek safsatadan başka bir şey değildir. Bu manada bir mehdiyi ancak; zihni hayal ve kuruntular ile hastalanmış avam insanlar bekler ki, onlar da daha çok beklerler.

Gerçekçi bir mehdi anlayışı ve Risale-i Nur'un genel mehdi profili şöyledir:

"Müceddid ve alim bir insan olup, insanları küfür ve fikri dalaletten kurtarıp, bu asrın gereklerine uygun bir sosyal ve siyasal yapıyı eserlerinde göstererek, hem Müslümanlara hem de insanlığa rehber olacak bir zattır."

Bu zat bir çekirdek olup, nurani bir ağaç şeklinde sosyal yapının kurallarına göre gelişip büyüyecektir. Bu da zaman ve mücadele ile olacaktır. Mehdi hakkında tasavvur edilen bir çok görev; Mehdinin bizzat kendi döneminde değil sonraki dönemlerde cemaati ve takipçileri tarafından ifa edilecektir.

Bu vazifelerden avamca en önemli telakki edilen; İslam toplumların müspet olarak sosyal ve siyasal dönüşümüdür. Bu da uzun vadeli bir dönüşümdür, bu dönüşüme bir insan ömrü yetmez. Bu yüzden Mehdi, avamca en önemli vazife telakki edilen sosyal ve siyasal vazifeleri kendisi göremeyecektir. Bu vazifeyi onun gösterdiği metotlar ile cemaati yapacaktır.

Risale-i Nur'da ileriye dönük bazı ifade ve işaretler, bu sosyal ve siyasal dönüşümün şiddetli olduğu ve yaşandığı merhalelerdir. Yoksa bir şahıs ya da zata işaret manasında değildir. Yani Üstad'ın;

“Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir. Ve anladık ki bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin ihzar ediyoruz."(1)

ibarelerindeki "kudsi çiçekler" ve "nurani zatlar"dan maksat; Üstad'ın plan ve programını ileride tatbik sahasına koyacak olan nesl-i atidir, diğer bir tabirle altın nesildir. Yoksa başka bir şahıs ve zat değildir.

Mehdi'nin (r.a) üç büyük vazifesinden hayat ve şeriatı o "altın nesil" denilen gelecek nesiller hayata tam manası ile tatbik edecekler. Yoksa Mehdi (r.a) izafe edilen iman, şeriat ve hayat vazifelerinin bir dönem ve bir şahısta cem olması, hem âdetullaha hem de realitelere mutabık değildir.

Üstad'ın ileriye dönük işaretleri ve müjdeleri, bu üç vazifenin gelişim süreçlerinde hizmet edecek olan cemaat ve nesillere bir işaret ve müjdedir.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Yedinci Risale.

İlave bilgi için tıklayız:

RİSALE-İ NUR'DA MEHDİLİK

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Yedinci Risale olan Yedinci Mesele | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4861 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

aselan
Teşekkür ederim. Evet altın nesil. Çok doğru. Düşünmemiştim. Kastedilen şey mehdinin diğer vazifeleridir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
şefkat
Soru şefkat 08-Nisan-2009 - 10:03:23 Soru Tarihçe-i Hayat'ta sayfa 457 'de: ''...Ta ahir zamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri yani Mehdi ve şakirtleri Cenab-ı Hak'kın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir. Bizlerde kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz..'deniyor. Bu paragrafı izah edebilir misiniz? 08-Nisan-2009 - 13:03:41 Cevabımız Değerli Kardeşimiz; Risalelere bir bütün olarak baktığımızda, Ahirzamanda ortaya çıkacak olan zat üç vazifeyi birden ifa edecektir. Yani iman, hayat ve şeriat dönemlerinin üçü de bu zatın eliyle gerçekleşecektir. Keza yine risalelerin bütünü ile bakacak olursak, o zat bir insan değil, bir eser veya şahsı manevidir. Bu eser ve şahsı manevinin temsilcisi konumunda olan zat ise ancak ömrü iman dönemine yetecektir. Hayat ve şeriat dönemine bizzat kendisi yetişemiyecek ancak eserleri yetişecektir. Sonra gelenler bu eserleri program olarak kabul edip hizmet edecekleri için hizmet, eserler ve dolayısı ile mehdi hesabına geçmiş oluyor. Hayat ve şeriat dönemlerinde bazı şahıslar ön plana çıkacaklardır ama onlar kendi planlarının değil, ilk zatın ortaya koyduğu planları uygulacaklardır. Bir şahsı manevi olduğu için de yapılan tüm himzetler tek olarak kabul edilir ve üç vazife de ahirzamandaki şahsın işi olduğu anlaşılır. Tıpki şirketler de olduğu gibi. Şirketin başka şubeleri açılır ve o şubenin başında bir müdür olur ve çok da hizmet eder. Ancak başarı ifade edilirken şirketin ismi ön plana alınır, şahıslar görünmez. Hatta bazen şirkenin asıl sahibi olan patron da görünmez, tanınmaz. Kimse patronu tanımaz ama şirketin ismini çok iyi bilir. Mehdiyete de manevi bir şirket olarak bakabiliriz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
drerkan
Allah razı olsun. Selametle.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
isahalim
Üstadımızdan sonra gelecek zatın Hz. Mehdi olması da mümkündür, Allahualem. MESELA Efendimiz' de daha üstün olmasına rağmen aşağıdaki ayete göre Hz. İbrahim'in dinine uyuyor. Ayrıca İşaratül İcaz'da(yerini hatırlayamıyorum), Efendimizin (sav) üstünlüğü ile alakalı 3 delil sunulurken, en son gelmesi de nazara veriliyor, son gelen daha üstündür gibi. Üstadımızın "..Ta ahir zamanda hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri yani Mehdi ve şakirtleri Cenab-ı Hak'kın izniyle gelir, o daireyi genişlettirir ve o tohumlar sümbüllenir. Bizlerde kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz.." ifadesi de bence son derece açık. NAHL, 123: Sonra da (ey Muhammed!) sana: "Hakk'a yönelen ve müşriklerden olmayan İbrahim'in dinine tabi ol" diye vahyettik.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
"Fihi nazarun"
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...