Block title
Block content

Sebebin zahiren basit görünmesi, sonucun mükemmel olması tüm kainatta işleyen bir kanun mudur, hikmeti nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah kainatta her icraat ve işini  sebepler vasıtası ile görüyor. Dolayısı ile kainatta her netice ve sonucun bir sebep eliyle olması âdetullahtandır; yani Allah’ın değişmez bir prensibidir.

Lakin sebepler adi ve basit iken, sebeplerden hasıl olan netice ve meyveler gayet derecede mükemmel ve sanatlı oluyor. Böyle olmasının hikmeti ise insanın sebeplere takılıp, neticeleri sebepten bilerek, şirke ve şükürsüzlüğe gitmemesidir. Buna rağmen insanların ekserisi sebeplerin arkasında Allah’ın kudret elini ve isimlerini göremiyor, ya şirke düşüyor ya da gafletle sebeplere perestiş ediyor.

Allah, insanların bu zaaf ve gafletini ortadan kaldırmak için en büyük ve umumi nimetlerine kuvvetli ve kalın sebepleri takmamış. Bu büyük ve külli nimetlere gayet sönük ve basit sebepleri takmış ki, insanlar o sebebin arkasında işleyen İlahi kudreti ve iradeyi rahat-ı kalple görüp iman ve şükürde bulanabilsin.

Mesela, bu büyük ve umumi nimetlerin en birincisi varlık ve hayattır. Allah bu iki nimetin gönderilme vasıtaları olan sebepleri görünmeyecek kadar şeffaf ve adi olarak tayin etmiştir. Hatta hayatın bugün tam anlamı ile bilinen ve görünen bir sebebi keşfedilmiş değildir.

 Mesela, anne karnındaki cenine hayatın nasıl ve ne şekilde girdiği tam anlamı ile bir muamma ve sebepsiz gibi duruyor. Bilim adamları da bu hususta net ve berrak bir sebep gösteremiyorlar. Bu da gösteriyor ki, hayat nimeti kainatta cari olan sebep sonuç zincirinin aksine, sebepsiz ve vasıtasız olarak, doğrudan Allah’ın kudretinden geliyor. Elma, ağaç eli ile cenin ve ceset anne ve baba eli ile ısı ve ışık güneş vasıtası ile geliyor ve gönderiliyor. Ancak hayat ne ile geliyor, hangi sebep eli ile gönderiliyor; bunun sebepler noktasından bir izahı yoktur. Tek izahı; sebepsiz ve doğrudan Allah’ın kudretinden hasıl oluyor manasıdır.

Hayat, vücut, nur, iman ve hidayet gibi nimetlerde, ister zahiren olsun ister batınen olsun, hiçbir kusur, hiçbir çirkinlik, hiçbir noksan olmadığı için, sebepler araya girmiyor. Ya da sebeplerin araya girmesine lüzum kalmıyor. Zira bu nimetler her yönü ile rahmet ve lütufturlar. Diğer nimetlerde bu vasıf ve bu münezzehiyet manası tam olmadığı için, sebepler daha belirgin bir şekilde devreye giriyor ki, kusur ve eksikleri üstlerine alsınlar, şikayet ve çirkinliğin Allah’a gitmesine perde  ve paratoner olsunlar. 

Hayatın oluşması ve meydana çıkması o kadar ince ve latif ki, hayata vesile olan sebepler bu incelik ve letafet içinde kayboluyor ve Allah’ın isim ve sıfatlarının hayat üstünde parlak bir şekilde görünmesine zemin hazırlıyorlar. Diğer nimetlere vesile olan sebepler kesif olduğu için, hayat kadar latif ve ince bir şekilde Allah’ın isimlerini sahneleyemiyorlar. Hayat nimeti âdeta sebepsiz bir şekilde, doğrudan Allah’ın kudreti ile temas halindedir. Fen ve felsefenin hayata sebep bulmakta zorlanması bu yüzdendir.

Allah hayat gibi, mülk ve melekut ciheti şeffaf olan nimetlerin sebebini ince ve latif olarak yaratmış ki, insanlar bu gibi nimetlerde doğrudan Allah’ın isim ve sıfatlarını görüp bilsin ve ona şükürde bulunsun.

Özet olarak, sebeplerin basit, ondan hasıl olan neticelerin mükemmel olması iman ve şükre zemin hazır etmek içindir. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...