"Seciyeleri güzel, ukul-ü selime sahipleri hakka doğru yürüdükleri zaman, mesleklerini aşağı tabakalara da tamim etmek için, batıl ve dalalete düşmemek için, şartlar adıyla bazı alâmat-ı ihtiraz koymuşlardır." Alâmat-ı ihtirazı izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"...vakta ki, inayet-i İlahiye, insanın terakkisini ve mücahede ile istikmalini ve hadd-i kemale erişmesini iktiza etti. Şübhesiz ki; insanın seciye ve seviyesine vaz’-i yed etmemiş, (el koymamış) meyil ve arzularını da kayıd altına almamış, ahlâkına sed çekmemiştir. Belki istediği tarafa gitmesi için serbest bırakmıştır. Bunun içindir ki; beşere yakınlık uzaklıkça sıhhat ve fesadça mütefavit pek çok yollar açılmıştır."

"Buna binaen, seciyeleri güzel, ukul-ü selime sahibleri hakka doğru yürüdükleri zaman, mesleklerini aşağı tabakalara da ta’mim etmek için, bâtıl ve dalalete düşmemek için, şartlar adıyla bazı alâmat-ı ihtiraz koymuşlardır. İşte buna binaendir ki; mantık, kuvve-i fikriye ve akliyeyi doğru yollara sevketmek için bazı şartlar vaz’ etmiştir ki, o şartların vücudu ile sıhhate, fukdanı ile de fesada delâlet eder."(1)

İhtiraz kaydı: Bazı hakların kullanılmasında ilerisi için hesaba katılan, bu hakların kullanılabilmesi için ileri sürülen şartlar, çekinceler, ihtirazi kayıt, kayd-ı ihtirâzî şeklinde ifade edilir.

İhtiraz, burada doğru ve sağlam düşünmenin yolu olan mantık esaslarına işaret ediyor. Mantık kurallarına uyulursa, doğru ve sağlam bir sonuca ulaşılırken uyulmaz ise fesada ve batıl sonuçlara gidilir.

Karakteri güzel, aklıselim sahibi kimseler hakka doğru yürüdükleri zaman, mesleklerini aşağı tabakalara da yaymak için, batıl ve dalalete düşmemek için, şartlar adıyla bazı alamat-ı ihtiraz yani mantık esasları belirlemişlerdir. Bu mantık esasları ile düşünürlerse, doğruya ulaşırlarken mantık esaslarını terk ederlerse yanlışa saparlar.

Mesela “Cem-i zıddeyn muhaldir.” (iki zıt şeyin aynı kişide birleşmesi imkansızdır) önermesi esaslı bir mantık kuralıdır.

Birisi şöyle bir cümle kuruyor:

"Hazreti Muhammed (asm) tecrübe ile sabittir ki özüne sözüne güvenilir birisidir ve halk arasında "el-emin" diye isimlendirmiştir. Ama aynı zamanda Kur’an Allah’ın kelamı diyerek insanları -haşa- kandırıp aldatmıştır."

Mantık ilmine göre bu analiz bozuk ve fasittir. Zira bir kişinin hem dürüst ve güvenilir olup hem de insanları aldatması iki zıddın cem edilmesi anlamına gelir ki, bu mantık ilminde imkânsız bir şeydir. Ya ona "el-emin" demeyeceksin ya da onun gördüm ve inandım dediğine iman edeceksin. Mantık açısından üçüncü bir yol bulunmuyor. Oysa onun "el-emin" olduğuna en azılı düşmanları bile şahitlik ediyor.

1) bk. Mesnevi-i Nuriye, (trc. Badıllı).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...