Block title
Block content

ŞEFKAT

 
Bediüzzaman, mesleğinin dört esasını “acz, fakr, şefkat ve tefekkür” olarak belirler. Şefkat, insanların, özellikle, manevî sahadaki mahrumiyetlerine acımak ve onların imdadına koşmakla ilgili önemli bir esastır.

Peygamber Efendimizin (asm) İslâm’ı bütün insanlık alemine tebliğ etmek için her türlü fedakârlığa katlanması, şefkatin en ileri örneğidir. Bütün Müslümanlara şefkatle davranmakla birlikte zayıfları, fakirleri, yetimleri, kimsesizleri, çocukları koruyup gözetmesi, harpte bile ashabını düşmanın çocuklarına, yaşlılarına, ekinlerine, ağaçlarına zarar vermekten men etmesi ondaki şefkat ve merhametin eserleridir ve kıyamete kadar her asırdaki Müslümanlara büyük bir misâldir.

Bediüzzaman’ın İhtiyarlar Risalesi’nde geçen şu ifadeleri, onun engin şefkatinin bir göstergesidir:
“…fıtratımda rikkat-ı cinsiye ile acımak hissi ziyade bulunduğundan, kendi elemimden başka binler kardeşlerimin elemlerini de o şefkat sırrıyla çektiğimden, yüzler sene yaşamış gibi ihtiyarım.

Ve siz ne kadar firak belasını çekmiş iseniz, benim kadar o belaya maruz kalmamışsınız. Çünki oğlum yoktur ki yalnız oğlumu düşüneyim. Bendeki fıtrî olan bu ziyade acımaklık ve şefkat, binler Müslüman evlâdlarının, hattâ masum hayvanların teellümlerine karşı dahi bir rikkat, bir elem, o sırr-ı şefkat ile hissediyordum.

Hususî bir hanem yoktur ki fikrimi yalnız ona hasredeyim; belki bu memleket ile ve belki âlem-i İslâmın kıt’asıyla hanem gibi, hamiyet-i İslâmiye noktasında alâkadarım. Ve o iki büyük hanedeki dindaşlarımın elemleriyle müteellim ve firaklarıyla mahzun oluyorum..!”

Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2205 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...