Block title
Block content

"Şehid velidir. Cihad farz-ı kifaye iken farz-ı ayn olmuştur. Belki muzaaf bir farz-ı ayn hükmüne geçmiştir. Hac ve zekât gibi, cihadda da niyetin tasarrufu azdır..." Burayı devamıyla beraber açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şehid velidir. Cihad farz-ı kifaye iken farz-ı ayn olmuştur. Belki muzaaf bir farz-ı ayn hükmüne geçmiştir. Hac ve zekât gibi, cihadda da niyetin tasarrufu azdır. Hattâ adem-i niyet dahi asıl nokta-i nazarından niyet hükmündedir. Demek zıdd-ı niyet yakînen tebeyyün etmezse, cihad şahadet-i hakikiyeyi intaç eder. Zira vücub tezâuf etse taayyün eder. İhtiyarı tazammun eden niyetin tesiri azalır. Şu günahkâr millete, birden bire on binler evliya inkişaf ve tezahür etse, az bir mükâfat değildir."(1)

Cihad, hac, zekat gibi toplumsal ibadetlerde niyetin tasarrufu ve fonkisyonu diğer ibadetlerdeki gibi etkin değildir. Bu gibi ibadetlerde Allah, insanları zorlama bir şekilde istihdam eder.

Bir şey vacip derecesinde gerekli hale geldiği zaman, insanların tercihinin ve iradesinin önemi kalmaz. İnsanlar mecburen o vacip hale gelmiş görevi ifa etmek durumundadır. Osmanlı toplumu da iş başa düşünce yani; cihad vacip bir gereklilik haline gelince, iradesiz ve niyetsiz bir şekilde cihada sürüklendiler ve neticede şehit ve veli oldular. Şimdi bizim kalkıp bunlar mecbur kaldıkları için cihada gittiler, öyle ise; ibadet ve velayet makamını alamazlar dememiz doğru olmaz...

(1) bk. Hutbe-i Şâmiye, İkinci Zeylin İkinci Kısmı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...