Block title
Block content

"Şems-i Ezel ve Ebed sultanı olan Zat-ı Ehad ve Samed'in tecellisi, mahiyet-i insaniyeye; hadsiz meratibi tazammun eden iki suretle tezahür eder." cümlesini ve kavramlarını açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, Şems-i Ezel ve Ebed Sultanı olan Zât-ı Ehad ve Samedin tecellîsi, mahiyet-i insaniyeye, hadsiz merâtibi tazammun eden iki suretle tezahür eder:"

"Birincisi: Âyine-i kalbe uzanan bir nisbet-i Rabbâniye ile bir tezahürdür ki, herkes istidadına ve tayy-ı merâtipte seyr ü sülûküne, esmâ ve sıfâtın tecelliyâtına nisbeten cüz'î ve küllî o Şems-i Ezelînin nuruna ve sohbetine ve münâcâtına mazhariyeti var. Galip esmâ ve sıfâtın zılâlinde giden velâyetlerin derecâtı bu kısımdan ileri gelir."

"İkincisi: İnsanın câmiiyeti ve şecere-i kâinatın en münevver meyvesi olduğundan, bütün kâinatta cilveleri tezahür eden Esmâ-i Hüsnâyı birden âyine-i ruhunda gösterebilmesi cihetiyle, Cenâb-ı Hak, tecellî-i zâtıyla ve Esmâ-i Hüsnânın âzamî mertebede nev-i insanın mânen en âzam bir ferdine tecellî-i âzam tezahür eder ki, bu tezahür ve tecellî, Mirac-ı Ahmedî (a.s.m.) sırrıdır ki, onun velâyeti, risaletine mebde olur."(1)

İnsanın mahiyet ve fıtratı, Allah’ın isim ve sıfatlarının bir tecelli sahası ve bir yansıma aynasıdır. Allah insana isim ve sıfatlarını tanıtıp sevdirmek için, insanın mahiyet ve fıtratında tecelli ediyor. İnsanın vazifesi ise bu tecellileri iman ve marifet gözlüğü ile görüp okumaktır. Bu okumak ve görmekten insan manen çok yüksek makam ve derecelere ulaşabilecek bir mahiyettedir. Üstad Hazretleri burada bu okumanın iki şekilde tezahür edeceğini söylüyor.

Birincisi: Nasıl insan kainatın küçük bir misali ve modeli ise, insandaki kalp de aynı şekilde insan mahiyetinin küçültülmüş bir misali ve modeli hükmündedir. 

Nasıl kainat aynasında Allah’ın isimleri azametli bir şekilde tecelli ediyor ise, aynı isim ve sıfatlar daha mütevazi ve okunaklı bir şekilde insanın manevi cephesinde ve mahiyetinde de tecelli ediyor. 

Aynı isim ve sıfatlar daha da ince ve nurani bir şekilde insanın kalbinde de tecelli ediyor. Allah insanın kalbini öyle duygu ve arzular ile donatmış ki, insanın kalbinde her bir ismi tartıp tadacak bir nispeti ve manevi ipi kalpte hayat suretinde kaynatıyor.

İşte insan kabiliyeti ve kat ettiği mertebe ve makama göre bu kalbi nispetler ve iplerle, Allah’ın isim ve sıfatlarını tanıyor ve onlarla irtibat ve alaka kuruyor. İrtibat ve alaka, kuvveti nispetinde velayet makamlarına erişiyor. Burada insanın kabiliyet ve kapasite rengi hakimdir. Yani insan kabiliyeti nispetinde Allah’ı tanıyabilir.

İkincisi: Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi insan model olarak Allah’ın bütün isim ve sıfatlarına mazhar ve makes olacak dev bir aynadır, sadece maddi hacmi ve boyutları küçüktür. Yani kainat ile insan arasında tecelli noktasından tek fark boyut ve büyüklük farkıdır, yoksa keyfiyet noktasından hiçbir fark yoktur. 

İşte böyle mükemmel, azametli ve geniş bir mahiyete sahip olan insan, kainatın umumunda tezahür ve tecelli eden isim ve sıfatları birden ruh aynasında kabul edip okuyabilir. Allah kainattaki maksadını bir fertte de gösterir ve göstermiştir.

İşte Miraç'taki hadisenin özü bu tezahür ve insanın ne denli dev bir ayna olduğunun ilanıdır. Yalnız birinci okumakta kabiliyet nispeti insanların külliyetini kabiliyetinin seviyesine çekiyor idi; lakin ikincide kabiliyet külliyeti bozamıyor tecelli tam tezahür ediyor. Bu yüzden nebilerin aynalığı ile velilerin aynalığı derece ve makam bakımından aynı düşmüyor. Nebilerin aynalığı külliyet içinde iken, velilerin aynalığı kabiliyetin kıskacındadır.

(1) bk. Sözler, Otuz Birinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Adem68474

"Şems-i Ezel ve Ebed sultanı olan Zat-ı Ehad ve Samed'in tecellisi, mahiyet-i insaniyeye; hadsiz meratibi tazammun eden iki suretle tezahür eder."Enbiyanın,Sahabenin,Velayeti suğra-Vusta-Kübra sahibleri ve Risalei Nur'un yolu İzah edilen İki suretten hangi kısma giriyor?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

"İkincisi: İnsanın câmiiyeti ve şecere-i kâinatın en münevver meyvesi olduğundan, bütün kâinatta cilveleri tezahür eden Esmâ-i Hüsnâyı birden âyine-i ruhunda gösterebilmesi cihetiyle, Cenâb-ı Hak, tecellî-i zâtıyla ve Esmâ-i Hüsnânın âzamî mertebede nev-i insanın mânen en âzam bir ferdine tecellî-i âzam tezahür eder ki, bu tezahür ve tecellî, Mirac-ı Ahmedî (a.s.m.) sırrıdır ki, onun velâyeti, risaletine mebde olur." bu kısma giriyor. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
erdem79

Tekrar tekrar okudum. Birinci ile ikinci arasındaki farkları tam tefrik edemedim.Sanki ikincisi sadece nebilere has bir durum.Birinci ile ikinci okuma arasındaki farkları karşılaştırmalı olarak tefrik edebilir misiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Birincisinde insanın kabiliyeti ve kesbi esas iken ikincisinde ise vehbiyet ve İlahi tecelli esas oluyor. Birincisinde insanın çabası ikincisinde İlahi lütufun tezahürü söz konusu. Bu açıdan ikincisi nebilere has manası anlaşılıyor olsa da vehbiyet velayet-i kübrayı da içine alan bir kavramdır. Yani ikincisini sadece nebilere tahsis etmek manayı daraltmak olur. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...