Block title
Block content

"Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan, şişeyi kasden görürsün, içinde Re’fet’e tebeî, dolayısıyla nazara ilişir. Eğer maksad, mübarek sîmanıza bakmak için âyineye baktın..." Bu satırları devamı ile birlikte açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sen âyineye baksan, eğer âyineyi şişe için bakarsan, şişeyi kasten görürsün. İçinde Re’fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir. Eğer maksat, mübarek simanıza bakmak için âyineye baktın; sevimli Re’fet’i kasten görürsün, فَتَبَارَكَ اللهُ اَحْسَنُ الْخَالِقِينَ  dersin. Âyine şişesi tebeî, dolayısıyla nazarına ilişir."

"İşte birinci surette âyine şişesi mânâ-yı ismîdir; Re’fet mânâ-yı harfî oluyor. İkinci surette âyine şişesi mânâ-yı harfîdir, yani kendi için ona bakılmıyor, başka mânâ için bakılır ki, akistir. Akis mânâ-yı ismîdir. Yani دَلَّ عَلٰى مَعْنىً فِى نَفْسِهِ olan târif-i isme bir cihette dahildir. Ve âyine ise  دَلَّ عَلٰى مَعْنًى فِى غَيْرِهِ olan harfin târifine mâsadak olur."

"Kâinat, nazar-ı Kur’âniyle, bütün mevcudatı huruftur, mânâ-yı harfiyle başkasının mânâsını ifade ediyorlar. Yani, esmâsını, sıfâtını bildiriyorlar. Ruhsuz felsefe, ekseriya mânâ-yı ismiyle bakıyor, tabiat bataklığına saplanıyor. Her neyse... Şimdi çok konuşmaya vaktim yoktur.
"(1) 

Re’fet Ağabeyin aynaya bakması iki türlüdür:

Birisi, aynanın camına dikkat ile bakması ki, burada camın içindeki görüntü ikinci planda kalıyor. Bu bakmakta aynanın camı mana-yı ismi olurken, camın içindeki görüntü mana-yı harfi oluyor. Bu bakış genel manada mana-yı ismi oluyor. Zira aynaya camı için değil, içindeki görüntüsü için bakılır.

İkinci bakış tarzında ise, Re’fet Ağabey aynaya içindeki kendi görüntüsü için bakıyor, cam ikinci planda kalıyor. Bu bakmakta ise aynanın camı mana-yı harfi oluyor, içindeki görüntü mana-yı ismi oluyor. Bu bakış genel manada mana-yı harfi oluyor. Zira aynanın camı bu kez kendi ile meşgul etmeyip asıl maksat olan içindeki görüntüyü yansıtıyor. Cam içindeki görüntüsünde fani olup ona işaret ediyor. İlk bakışta ise kendi ön plana çıkmak için görüntüyü feda ediyordu. 

Mana-yı harfi: Mahlukata ve bütün kainata Allah hesabına ve Allah’ın sanatı ve eseri nazarı ile bakmaktır. Yani kendi başına bir mana ifade etmez; ancak başkasına işaret ederse, anlam kazanır manasınadır. Bir elmada kendi nefsine bakan bir yön varsa, Mucidi ve Sanatkarı olan Allah’a bakan  yüzlerce yönü vardır. İşte burada sanatkara ve mucide bakan yüzlerce yöne  mana-yı harfi denilmiştir. Aynı şekilde eneye de mana-yı harfi ile bakmak, Allah’ın isim ve sıfatlarını anlamak, kıyas etmek anlamındadır.

Mana-yı ismi: Mahlukata ve kainata Allah namına ve Allah’ın sanat ve eseri olarak bakmamak demektir. Yani mahlukat ve kainata kendi namına bakıp, sanatkar ile olan ilişkisini koparmak manasınadır. Elmayı Allah’ın sanatı olarak değil, sadece nefsine bakan yönü ile değerlendirip, Allah’a bakan binlerce nispeti ve işareti kesmektir.

Mesela, benlik duygusunu  mevcut görüp, Allah ile nispetini kesmek mana-yı ismidir. İnsanın cüzi kudretçiğini Allah’ın sonsuz kudretini  kıyas ederek anlamakta değil, firavunlukta kullanmasıdır. Aynada yansıyan ışık, aynanın kendi malı değil, güneşin malıdır. İnsanın benliği de bir ayna gibidir. Bu benlikte görünen cüzi ilim, irade,  kudret, sahiplik gibi hissiyatlar Allah’ın isimlerinden yansıyan tecellilerdir.

Risale-i Nurların imana dair bütün bahisleri mana-yı harfiye örnektir. Yedinci Şua olan Ayet’ül Kübra risalesi, Otuz Üç Pencereler,  Yirmi İkinci Söz gibi parlak, tevhide dair risaleler zaten mana-yı harfinin en güzel örnekleridir. Küfür ve şirkin batıl fikriyatları da mana-yı ismine örnektir. İman küfür muvazenelerindeki küfrün iç yüzü ve çirkinliği tamamen bu bakışa işaret ediyor.

(1) bk. Barla Lâhikası, (270. Mektup).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...