Block title
Block content

"Sen selef-i sâlihîne muhalefet ediyorsun? Cevaben diyordum: Hulefa-i Raşidîn hem halife hem reis-i cumhur idiler..." İzah edip konu hakkında bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sonra dediler: Sen selef-i sâlihîne muhalefet ediyorsun?"

"Cevaben diyordum: Hulefa-i Raşidîn hem halife hem reis-i cumhur idiler. Sıddık-ı Ekber (R.A.) Aşere-i Mübeşşere'ye ve sahabe-i kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat manasız isim ve resim değil, belki hakikat-ı adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler..."(1)

İslam’ın özünü kavramayan bazı nadanlar demokrasi ve cumhuriyet rejiminin İslam’a zıt bir rejim olduğunu öne sürüyorlar. Ve demokrasi ve cumhuriyeti savunanları sahabe, tabiin ve tebe-i tabiin dediğimiz selef-i salihine muhalefet etmekle itham ediyorlar.

Oysa dört halifenin döneminde hem halifelik hem de cumhuriyet beraber bulunuyordu. Hazreti Ebubekir (ra) hem Aşere-i Mübeşşere'ye hem de sahabeye cumhurbaşkanlığı yapmakta idi. Fakat manasız isim ve resim değil, belki hakikat-ı adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler.

Şayet cumhuriyet yönetim şekli  İslam’a uygun bir rejim olmasa idi, başta dört halife buna karşı çıkar, seçim sistemine asla müsaade etmezlerdi. Demek olaya yüzeysel bakanların iddia ettiği gibi cumhuriyet rejimi selef-i salihinin reddettiği bir rejim değil, aksine en kamil manada tatbik ettikleri bir yönetim şeklidir. 

Özetle, Üstadımız burada dört halifenin dönemini örnek göstererek, demokrasi ve cumhuriyet rejiminin İslam’a en uygun ve en güzel bir yönetim biçimi olduğunu ifade edip, İslam adına bu rejime karşı çıkanlara bir ders veriyor.

(1) bk. Şualar, On İkinci Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

ihlasnur
yani, raşid halifeleri bir nevi ağa gibi ne derse oluyor diye düşünüp, Üstad Bediüzzamana bu cihetle me ilişmek istemişler veya nasıl bir mana vermişler ki üstadı itham etmişler?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Radikal (Ehlibidat) İslamcı anlayış cumhuriyet ve demokrasiyi gavur icadı olarak görüyor saltanat gibi ilkel yönetimi de İslam'a mal ediyorlar. Üstadımız cumhuriyeti savununca bu hastalıklı zihinler tarafından haşa gavur icadını savunmuş oluyor durumuna düşüyor. Yani itham onların batıl anlayışının bir mahsulüdür.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
oğuzhangözüpek
Cumhuriyet: Arapça.Cumhur =Halk ,toplum anlamındadır.Cumhuriyet=Halkçılık anlamında veya halkın,toplumun katıldığı idare, Demokrasi : Yunanca Demos=Halk,toplum. Kratos,Krasi=İktidar yani Halkın İktidarı anlamınadır. İki kelimede aynı anlamı ihtiva etmekle beraber;Günümüzde Cumhuriyet=Bir yönetim şekli,Demokrasi ise bu yönetim şekline toplumun katılımını sağlayan bir sistem olarak anlaşılmakta,siyaset bilimi terminolojisinde bu şekilde kullanılmaktadır. Ancak; belli bir sınıfın üstünlük sağlayarak yönetimi ele aldığı bir çok ülkede CUMHURİYET kelimesi bir kılıf,örtü olarak kullanılmakta insanlar aldatılmaktadır.Tek Partiye dayanan ne CUMHURİYET ne de DEMOKRASİ olur.Olsa olsa ya DİKTATÖRLÜK ya da Bir Sınıf insanın Diğerlerini yönettiği OLİGARŞİK bir yönetim tarzı olur.Batılıların CUMHURİYET diye öğündükleri YUNAN ve ROMA medeniyetleri OLİGARŞİK bir CUMHURİYET yapısına sahiptiler. Kur'anımızda TOPLUMU ilgilendiren bir çok hukuk kuralı olmasına rağmen SİYASİ yapı ile ilgili doğrudan bir AYET yoktur.Allah Resulü asm '' Benden sonra işlerinizi görecek bir HALİFE SEÇİN'' buyurmuşlardır.Kendileride yaptıkları işlerde,sık sık ASHABI ile meşverette bulunmuşlardır.Kur'anımız Müminlerin vasıflarını '' Onlar ki yaptıkları işte Meşveret ederler'' şeklinde açıklamıştır.(Bkz. Şura Suresi ayet 38).İçtihat Alimlerinin kitaplarında ,İDARECİLERİN nasıl seçilmesi gerektiğinden çok nasıl olmaları gerektiğiyle ilgili tavsiyeleri , yer almıştır. Emevi ve Abbasilerde ise Seçim usulü Sülale Bireyleri ile sınırlı tutulmuştur.Daha sonrada islam ülkelerinde , İktidar Babadan oğula geçen saltanat şekline dönüştürülmüştür.Hilafet kurumu daha çok Siyasi bir kurum iken Osmanlı Ailesinin son döneminde DİNİ etkisine vurgu yapılmış adeta İSLAM ile Bütünleştirilmiştir.Günümüzde de HALİFE kelimesi istismar edilen bir MAKAM olarak sık sık telafuz edilmektedir. Hristiyan Toplumlar uygulamada KUR'ANIN ŞURA emrini hayata tatbik ettiklerinden buna uymayan Müslümanlara üstünlük sağlamış durumdadır.Demekki KUR'AN BİR YAŞAM KİTABIDIR.Kim onun emrine ittiba eder,koyduğu esasları tatbik eder ise kafir-mümin- gayrı müslim fark etmez uymayanlara üstünlük sağlayacaktır.İÇTİHAT ALİMLERİNİN BU HASSAS NOKTADA niçin çok gayret göstermediklerinin araştırılması ayrı bir konudur.Sosyolojik olarak incelenmesi gerekir. Süleyman Nazif ve Mehmet Akif'in şu sözleri kulağımıza küpe olsun. Batı Alemini kastederek '' Bir İşleri var tıpkı DİNİMİZ gibi,bir de DİNLERİ VAR tıpkı Bizim İşimiz gibi''. Siyasal İslamın günümüzde getirildiği NOKTA ,maalesef İslamın EVRENSEL emir ve değerlerinden çok uzaktır. Temel Ahlaki prensiplerin yok sayıldığı SİYASAL İSLAM ANLAYIŞI ADETA TERÖRLE VEYA HUKUKSUZLUKLA ÖZDEŞLEŞMİŞ bir görüntü sergilemektedir. Bu durumunda en büyük zararı DİNE olmaktadır.İnsanlar genel görüntüye göre ilk intibada bulunduklarından İSLAMIN kendisi bir PROBLEM-SORUN muş gibi lanse edilmektedir.İşte Sevgili Üstadın ''En büyük Felaket DİNE GELEN FELAKETTİR'' sözünün bir gerçeği günümüzde karşımıza çıkmıştır.Halbuki GERÇEK CUMHURİYET VE DEMOKRASİ islamın temel EMİRLERİ kıstas alınarak en güzel şekilde hayata geçirilebilir.Yeter ki Gaye ALLAH RIZASI olsun.ADALETİ AYAKTA TUTMAK OLSUN.Hayırlı geceler.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...