"Sen zâhirî ve bâtınî duygularınla, o zerrelerin o harika vaziyetine göre istifade edersin." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey muannid münkir! Senin enâniyetin seni o kadar ahmaklaştırmış ki, yüz muhali birden kabul etmeyi bir derece hükmediyorsun. Çünkü sen mevcutsun. Ve basit bir madde ve câmid ve tagayyürsüz değilsin. Belki, daima teceddüdde olarak, gayet muntazam bir makine ve harika ve daima tahavvülde bir saray gibisin. Senin vücudunda her vakit zerreler çalışıyorlar."

"Senin vücudun kâinatla, hususan rızık münasebetiyle, hususan beka-yı nev'î itibarıyla alâkadar ve alışverişi vardır. Senin vücudunda çalışan zerreler, o münasebâtı bozmamak ve o alâkadarlığı kırmamak için dikkat ediyorlar, öylece ihtiyatla ayaklarını atıyorlar. Güya bütün kâinata bakıyorlar, senin münasebâtını kâinatta görüp öyle vaziyet alıyorlar. Sen zâhirî ve bâtınî duygularınla, o zerrelerin o harika vaziyetine göre istifade edersin."(1)

İnsan bedeninde çalışan atomların hareket planı, bedenin genel planı ile iç içedir. Yani bir atom hareket ederken, bütün bedenin genel plan ve dengesine uygun bir şekilde hareket ediyor ve etmek zorundadır. Şayet plansız ve gelişigüzel hareket etse bütün bedenin sistemi ve dengesi çöker.

Bu sebeple atom, her adımında ve her hareketinde bedenin genel sistemine ve uyumuna uygun hareket etmek zorundadır. Böyle bir hareketi yapabilmek için de ya atomun bütün bedeni bilir bir ilmi ve görür bir gözü var ve ona göre adım atar demek lazımdır ya da sonsuz ilim ve görme sahibi olan Allah’ın plan ve sevki ile hareket ediyor, demek lazımdır.

Atomun bütün bedeni ve bedenin kainat ile olan ilişki ve münasebetlerini bilmesi imkan dahilinde olmadığına göre, geriye ikinci şık olan Allah’ın sevki ve planı ile hareket ediyor demek kalıyor.

İnsanın yemek yemesi, duygularını kullanması, yaşamını devam ettirmesi, bu atomların plan ve denge içinde hareket etmesine bağlanmıştır. İnsan bedeninde çalışan atomlardan herhangi birisi yanlış bir adım atsa, bedenin bütün dengesi ve ahengi bozulur ve insan yaşamını yitirir. Kanser ve hastalıklar bedendeki bu uyum ve ahengin bozulmasından ortaya çıkıyorlar. Mesela, bağırsaktaki doku kanser ile bozulursa, bu bozulma bütün bedenin iflas etmesine sebep oluyor ve insan ölüyor.

Bedendeki bu mükemmel uyum ve ahenk şuursuz ve akılsız atomların işi diyenlerin, her an diken üstünde titremeleri gerekir. Zira insan bedeninde trilyonlarca atom mükemmel bir hassasiyet ile iş görüyorlar. Hayatımız şuursuz ve akılsız trilyonlarca atomun hareketi elinde demek hamakat olsa gerek.

İşte bizler ve bütün hayat sahipleri, atomların bu düzenli ve hikmetli hareketlerinden ve çalışmalarından, maddi ve manevi varlığımızla istifade ederiz. Şayet onların hareketlerinde az bir hikmetsiz ve tesadüfi değişim olsa, maddi ve manevi dengemiz bozulur, hayatımız zarar görmeye belki de sonlanmaya doğru gider...

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

sancaktarân
"Senin vücudun kâinatla, hususan rızık münasebetiyle, hususan beka-yı nev'î itibarıyla alâkadar ve alışverişi vardır." kainatla ilgili kısmı misallerle açar mısınız?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Kainatın bütünü ile bir parçası arasında sıkı bir bağ, kuvvetli bir ilişki, muazzam bir yardımlaşma ve harika bir kucaklaşma bulunuyor. Bu anlamda kainat parçalanması imkansız bir bütün gibidir. Bir parçanın yanlış bir adımı ya da hamlesi içinde bulunduğu düzeni direk ya da dolaylı bir şekilde sarsıyor bozuyor.

Mesela kanser hücreleri rast gele büyüdüğü ve çoğaldığı için bedenin o muazzam dengesini ve sistemini bozuyor ve bedenin ölmesine neden oluyor. Kist, tümör gibi şeyler beden içinde ki düzensizliğin ve bozgunculuğun adıdır.

Mutlak düzen ve sistem açısından olaya bakacak olursak kainatta küçük bir atom ile galaksiler arasında hücre ile beden arasında ki bir ilişki bir bağ mevcut. Nasıl hücrenin anarşik bir şekilde hareket etmesi bedeni öldürüyor ise atomların rastgele ve amaçsız hareket etmesi de kainatın ölümüne sebebiyet verir. Allah mutlak adalet ve düzenini bir an sürdürmekten vazgeçse kainat yerle bir olur.

Bir hayatın oluşabilmesi için kainatın ortak ve birlikte hareket etmesi gerekiyor, yoksa hayat olmaz. Yani hayat kainat fabrikasının ortak ve birlikte çalışmasının bir sonucudur. Bu da bir hayata sahip olmak için bütün kainata sahip olmayı gerektiriyor.

Mesela, bir karıncanın hayatını yaratabilmek ve sürdürebilmek için güneş lazım, hava lazım, toprak lazım, su lazım, bitki ve hayvanat lazım vesaire. Hatta karınca ile hiç ilgisi yok gibi duran çok uzaktaki bir gezegen ya da galaksinin yörüngesinde ve intizamlı olması gerekiyor; çünkü bir an yolunu şaşırsa domino taşları gibi kainat yerle bir olacak, o zaman karıncanın hayatı da yok olacak. Demek küçücük bir karıncanın yaşayabilmesi için bütün kainatın bir fabrika gibi işlemesi ve çalışması gerekiyor.

Kainatta muazzam bir yardımlaşma, dayanışma, cevaplaşma, kenetlenme mevcuttur. Her bir unsur diğer unsurun imdadına koşturulmakta, biri olmadan diğeri olamamakta. Bu da kainatın parçalanmayan bir bütün halinde olduğunu göstermekte. Yani kainat ve içindekiler tecezzi etmez bir küll hükmündedir.

Bir unsur amacından sapsa ya da şaşırsa kainatın genel düzeni yerle bir olur.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...