Block title
Block content

"Senin vücudunda çalışan zerreler, o münasebâtı bozmamak ve o alâkadarlığı kırmamak için dikkat ediyorlar, öylece ihtiyatla ayaklarını atıyorlar. Sen zâhirî ve bâtınî duygularınla, o zerreler..." Devamıyla açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Senin vücudunda çalışan zerreler, o münasebâtı bozmamak ve o alâkadarlığı kırmamak için dikkat ediyorlar, öylece ihtiyatla ayaklarını atıyorlar. Güya bütün kâinata bakıyorlar, senin münasebâtını kâinatta görüp öyle vaziyet alıyorlar. Sen zâhirî ve bâtınî duygularınla, o zerrelerin o harika vaziyetine göre istifade edersin."(1)

İnsanın fıtratı ve mahiyeti, hem maddi, hem manevi olarak birbiri ile alakalı ve intizamlı  yaratılmıştır. Maddi cesedinde bir arıza olsa, manevi hissiyatını etkiler; manevi bir rahatsızlık olsa, maddi cismini de rahatsız eder.

Maddi bedenimizde bir aza görev yapmadığı zaman, bütün maddi ve manevi intizam çöker ve hayat gider. Batıni duygularımız, belki maddi zerreler ile direkt bağlantısı olmayabilir; ama sistemin parçaları olmasından dolayı her şeyin, her şeyle açık, kapalı direkt ve dolaylı bir alaka ve ilgisi vardır.

İnsanın mahiyetinde vazifeli her şeyin bir biri ile alakası olduğu gibi, bir birinin vaziyetinden ve vazifesinden de faydalanabilir. Mesela, ruh, manevi ve latif olmasına rağmen, maddi ve kesif olan cesedin azalarından istifade edebiliyor.

Maddi gözün, güzel bir manzarayı seyretmesinden ruh da istifade ediyor. İnsan aleminde, o zerrelerin vaziyet ve vazifelerinden bütün maddi, manevi hissiyatları direkt veya dolaylı istifade ederler. Bu istifade, bazen zahir olur; bazen gizli bir münasebetle olur.  
* * *
İnsan bedeninde çalışan atomların hareket planı, bedenin genel planı ile iç içedir. Yani bir atom hareket ederken bütün bedenin genel plan ve dengesine uygun bir şekilde hareket ediyor. Şayet plansız ve gelişi güzel hareket etse, bütün bedenin sistemi ve dengesi çöker. Bu sebeple atom her adımında ve her hareketinde bedenin genel sistemine ve uyumuna uygun hareket etmek zorundadır.

Böyle bir hareketi yapabilmek için, ya atomun bütün bedeni bilir bir ilmi ve görür bir gözü var ve ona göre adım atar demek lazımdır, ya da sonsuz ilim ve görme sahibi olan Allah’ın planı ve sevki ile hareket ediyor, demek lazımdır. Atomun bütün bedeni ve bedenin kainat ile olan ilişki ve münasebetlerini bilmesi imkan dahilinde olmadığına göre, geriye ikinci şık olan Allah’ın sevki ve planı ile hareket ediyor demek kalıyor.

Burada zerrenin yani atomun dikkat etmesi tabiri, şuurlu ve ilimli kabul edildiği takdirdedir, zerrelerin şuurlu ve akıllı olmadığı sabit olduğuna göre, zerrelerin arkasında Allah’ın ilim ve kudret sıfatının hükmettiğini açıkça görüyoruz. O zaman tabir şöyle oluyor, zerreye her adımını dikkat ile attıran Allah’ın ilim ve kudret sıfatıdır.

***

Kainatın bütünü ile bir parçası arasında sıkı bir bağ, kuvvetli bir ilişki, muazzam bir yardımlaşma ve harika bir kucaklaşma bulunuyor. Bu anlamda kainat parçalanması imkansız bir bütün gibidir. Bir parçanın yanlış bir adımı ya da hamlesi içinde bulunduğu düzeni direk ya da dolaylı bir şekilde sarsıyor bozuyor.

Mesela kanser hücreleri rast gele büyüdüğü ve çoğaldığı için bedenin o muazzam dengesini ve sistemini bozuyor ve bedenin ölmesine neden oluyor. Kist, tümör gibi şeyler beden içinde ki düzensizliğin ve bozgunculuğun adıdır.

Mutlak düzen ve sistem açısından olaya bakacak olursak kainatta küçük bir atom ile galaksiler arasında hücre ile beden arasında ki bir ilişki bir bağ mevcut. Nasıl hücrenin anarşik bir şekilde hareket etmesi bedeni öldürüyor ise atomların rastgele ve amaçsız hareket etmesi de kainatın ölümüne sebebiyet verir. Allah mutlak adalet ve düzenini bir an sürdürmekten vazgeçse kainat yerle bir olur.

Bir hayatın oluşabilmesi için kainatın ortak ve birlikte hareket etmesi gerekiyor, yoksa hayat olmaz. Yani hayat kainat fabrikasının ortak ve birlikte çalışmasının bir sonucudur. Bu da bir hayata sahip olmak için bütün kainata sahip olmayı gerektiriyor.  

Mesela, bir karıncanın hayatını yaratabilmek ve sürdürebilmek için güneş lazım, hava lazım, toprak lazım, su lazım, bitki ve hayvanat lazım vesaire. Hatta karınca ile hiç ilgisi yok gibi duran çok uzaktaki bir gezegen ya da galaksinin yörüngesinde ve intizamlı olması gerekiyor; çünkü bir an yolunu şaşırsa domino taşları gibi kainat yerle bir olacak, o zaman karıncanın hayatı da yok olacak. Demek küçücük bir karıncanın yaşayabilmesi için bütün kainatın bir fabrika gibi işlemesi ve çalışması gerekiyor.

Kainatta muazzam bir yardımlaşma, dayanışma, cevaplaşma, kenetlenme mevcuttur. Her bir unsur diğer unsurun imdadına koşturulmakta, biri olmadan diğeri olamamakta. Bu da kainatın parçalanmayan bir bütün halinde olduğunu göstermekte. Yani kainat ve içindekiler tecezzi etmez bir küll hükmündedir.

Bir unsur amacından sapsa ya da şaşırsa kainatın genel düzeni yerle bir olur.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Üçüncü Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...