"Şeriat-ı hilkatin farzü’l-kifayesi hükmünde olan fünun ve sanayiin edasına bir emr-i mânevî vermişken, su-i istimalimizle o istidattan tevellüd eden meyle kuvvet ve medet verici olan şevki, bu hırs-ı kâzip ve şu re’s-i riya olan meylü’t-tefevvuk.." İzah?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Kaide-i taksimü’l-a’mâli muktazi olan hikmet-i İlâhiyenin dest-i inayetiyle beşerin mahiyetinde ekmiş olduğu istidadat ve müyûlâtı ile şeriat-ı hilkatin farzü’l-kifayesi hükmünde olan fünun ve sanayiin edasına bir emr-i mânevî vermişken, su-i istimalimizle o istidattan tevellüd eden meyle kuvvet ve medet verici olan şevki, bu hırs-ı kâzip ve şu re’s-i riya olan meylü’t-tefevvuk ile zayi edip söndürdük. Elbette, isyan eden, cehenneme müstehak olur. Biz de bu hilkat denilen şeriat-ı fıtriyenin evamirine imtisal edemediğimizden, cehennem-i cehl ile muazzeb olduk. Bu azaptan bizi kurtaracak, taksimü’l-a’mâl kanunuyla amel etmektir. Zira, seleflerimiz taksimü’l-a’mâlin ameliyle cinan-ı ulûma dâhil olmuşlardır."(1)

Şeriat-ı hilkat; Allah’ın kâinata koymuş olduğu fıtri kanunların ortak ismidir.

Farz-ı kifaye; belli bir görevi, belli bir zümrenin ifası ile diğerlerinden düşmesidir. Mesela, tıp ilmi ve doktorluk vazifesi bütün toplum üzerine farzdır, ama bu vazifeyi toplumun belli bir zümresi üzerine alarak diğerlerini sorumluktan kurtarır.

Fünun ve sanayi; fen ilimleri ve zanaatlar demektir. İnsanlığın dünyada rahata ve konfora ulaşması, bu ilimleri ifa etmek ile mümkündür. Bu yüzden Allah insanın fıtratına bu ilimlere karşı bir şevk ve meyil vermiştir. Üstad Hazretleri buna "manevi emir" demektedir.

Lakin insanlık, bu şevk ve meyli kötüye kullanarak yalancı hırs ve gösterişin başı olan üstünlük kurma, davasına sarf etmiş ve etmektedir. Yani insanlık fen ilimlerini insanlığın saadet ve rahatında değil, insanlığa üstünlük kurmada ve insanlığı hırslarının kölesi yapmasında kullanıyor.

Birinci ve İkinci Dünya savaşları zalim, haris ve kibirli politikacıların egosu yüzünden çıkmıştır. Fen ilimleri de bu egonun tatmininde zehirli bir alet olmuştur. Hitlerin savaş gereçleri, Amerika’nın atom bombası, fen ilimlerinin nerede sarf edildiğine iki güzel örnektir.

Elbette isyan eden, cehenneme müstehak olur. Biz Müslümanlar da Allah'ın kainatta koyduğu bu kanunlara uymadığımızdan, cehalet cehennemi ile tazip edildik. Bu azaptan bizi kurtaracak ana unsur, taksimü'l-a'mal kaidesiyle, yani iş bölümü ve ishtisaslaşma ile amel etmektir. Zira bizden evvelkiler bu iş bölümü kaidesiyle hareket ettiklerinden, ilimler cennetine dahil olmuşlardır.

Mesela, dini limlerde Buhari, hadis alanında uzmanlaşırken Beyzavi tefsir, Taftazani kelam ilmi, Zemahşeri belagat, İmam-ı Azam fıkıhta otorite olmuştur. Hepsi ilim bahçesinin açan birer gülleri gibidir. Hepsi ilim cennetine dahil olmuş uzmanlardır.

Aynen öyle de maddi ve dünyevi ilimlerde ihtisaslaşmaya giderek, o noktadaki ilim cennetine dahil olmuş olacağız. Bizim bu dünyayı cennete çevirmemiz durumunda insanlık da cennet hayatı yaşamış olacaktır.

Demek bizim tembel durmamızdan, ehl-i küfür terakki edip dünyayı ateşe vermekte, bundan dolayı hepimizin derecesine göre mesuliyeti vardır.

(1) bk. Muhakemat, Birinci Makale, Altıncı Mukaddime.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (7.Bölüm)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...