Block title
Block content

"Şeriatın bir hakikatine bin ruhum olsa feda etmeye hazırım. Zira, şeriat, sebeb-i saadet ve adalet-i mahz ve fazilettir. Fakat ihtilâlcilerin isteyişi gibi değil." izah eder misiniz, fark nedir? Şer'i devlet sistemi nasıl olmalı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada kast edilen mana, iki farklı şeriattan ziyade şeriatın istenilme ve tatbik edilmesini talep etme şekilleridir. İslam toplumunda bir doğrunun tesis edilmesi, yine doğru bir tarz ve doğru bir üslup ile olabilir. Yoksa menfi ve ihtilal şeklinde toplumu kamplara bölerek asayişi bozmak tarzında hak talep etmek, Ehl-i sünnet sisteminde doğru değildir. Üstad Hazretlerinin ihtar ettiği ve kabul etmediği nokta, şeriatın tesis edilmesinde toplumu ve yönetimi zaafa düşürecek bir şekilde hareket edilmesidir.

Özet olarak, ihtilal taraftarlarının hem niyeti hem de isteme şekli yanlış ve menfi olduğu için, Üstad Hazretleri onlar ile aynı safta olmayı reddediyor. Yoksa iki farklı şeriat isteme gibi bir durum söz konusu değildir.

İhtilal taraftarlarının niyeti ise İttihat ve Terakki Partisinin siyasi mülahazalarına alet olmak ve hizmet etmektir. Üstad Hazretleri böyle bir niyete taraftar olmamak için onların istediğini değil, isteyiş tarzını reddediyor.

İslam’a en uygun ve en ideal yönetim şekli; şeffaf ve hesap verebilir, hukukun üstünlüğünün temin edildiği ve özgürlüklerin sağlandığı bir demokratik cumhuriyet sistemidir.

"Şerait" deyince, genelde akla "muamelat" geliyor, yani ibadet ve ahlakın dışında kalan hukuk sistemi.  Muamelât, fıkhın ibadetler dışında kalan kısmını, yani hukukun tamamını ifade eder. Aile, miras, borç, nesep, ceza hukuku vs. gibi. Günümüzde bu gibi hukuki düzenlemeler Batı medeniyetinden alınmadır. Bu sebeple insanlar hakiki bir adalete ve tatmine ulaşamıyorlar.

Oysa İslam’ın bu alanlara getirmiş olduğu hukuki düzenlemeler, hem dünya hem ahiret hem de fıtrata en uygun olan düzenlemelerdir. İslam’ın muamelat kısmı insan fıtratına en uygun hukuk düzenidir.

Mesela, Batı ceza hukukunda cinayet işleyen birisine beş on yıl ceza verip sonra serbest bırakıyorlar, maktulün yakınları bu cezayı yetersiz gördükleri için, katili öldürüyorlar; sonra iş kan davasına dönüşüyor ve çok masum hayatlar heder oluyor. Kur’an-ı Kerim, "Kısasta hayat var." hükmü ile işi başından bağlıyor:

“Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Böylece korunmayı umabilirsiniz. Kısas, hayat hakkının ve canı korumanın gereğidir.” (Bakara, 2/179)

Gerçi kısasın kendisi cezayı hakketmiş bir hayatı yok etmedir, ama aynı zamanda haksız yere hayatı yok etmeye karşı, hayatın en büyük müeyyidesidir. Kısas gibi caydırıcı bir hüküm, toplum ve kişi hayatının garantisidir. Böylece dünya hayatınızı olduğu gibi ahiret hayatınızı da korursunuz.

İslam’ın diğer hükümleri de kısas gibi adil ve fıtri olandır, hem dünya saadetini hem de ahiret saadetini temin ediyor.

Şeriat adaletin abdesti gibidir, nasıl abdest olmadan namaz sahih olmaz ise, şeriatın yasaları olmadan da hakiki adalet olmaz ve olamaz...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Divan-ı Harb-i Örfî | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3950 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...