Block title
Block content

"Sevâd-ı âzama ittibâ edilmeli. Ekseriyete ve sevâd-ı âzama dayandığı zaman, lâkayt Emevîlik, en nihayet Ehl-i Sünnet cemaatine girdi. Adetçe ekalliyette kalan salâbetli Alevîlik, en nihayet az bir kısmı Râfızîliğe dayandı." İzah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sevad-ı Azam; kelime olarak ezici çoğunluk, ekseriyeti-i mutlaka demektir. Istılahi olarak ise, İslam ümmetinin gittiği büyük cadde, orta yol, Peygamberimiz (asm)'in sünnetini, noktası noktasına takip eden ehlisünnet vel cemaat yoludur. Peygamber Efendimiz (asm) de bir çok hadis-i şerifinde bu manaya işaret etmiştir. Bunlardan en önemlisi; “Ümmetimin çoğunluğu batıla sapmaz.” tespitidir. Ya da “Ümmetimin alimleri batıl bir şeyde birleşmez.” mealindeki hadisleridir.

Sosyolojik açıdan da ekseriyet, daima azınlık ve marjinal gurupları  potasında eritir. Onları zamanla kendi bünyesinde sindirir. Tarih bunun örnekleri ile doludur. Üstat burada, Emevileri misal olarak gösteriyor.

Emeviler, Ehl-i sünnet içinde dine karşı lakayt, felsefe ile meşgul ve bir çok bidat fırkaların doğmasına sebep olmuş bir aristokrat tabaka idi. Ama zamanla bu lakayt elit tabaka ve ona ram olmuş bidat fırkalar (Mutezile gibi) zamanla  Ehl-i sünnet potasında eriyip kaybolmuşlardır.

Sevad-ı Azam potasında erimeyip marjinal kalan bir takım bi'dat fırkalar ise, zamanla dinin dışına çıkar, İslam kimliğinden kopar. Bu marjinal guruplar tarihte daima azınlıkta ve kapalı bir toplum yapısı ile kendini muhafaza eder. Üstat buna misal olarak ise, sert ve katı mizaçlı alevi toplumunun içinden çıkan Rafiziliği örnek veriyor. Bu Rafiziliği dinin dışına iten ve dinden koparan unsur, alevi toplumun kapalı ve tutucu mizacından geliyor. Alevilik daha çok mitolojik ve hurafe inanç sistemine yakın olmasından, düşünce ve ilim yapısı zayıf bir fırkadır. Bunun sonucu olarak içinden bir çok dindışı marjinal gurupları çıkarmıştır. İsmailiye, Hurufiye, Rafiziye gibi.

Yanlış anlaşılmasın, Aleviliğin hepsi değil, bazı marjinal kısımları İslam’ın dışına çıkmışlardır. Ama bunların din dışına çıkmasında Aleviliğin  katı ve ilimsiz sosyolojik yapısı çok büyük bir faktördür.

Ehl-i sünnet, her açıdan İslam’ı temsil etmeye liyakat kazanmış ve kendi ilim ve usulünü oluşturmuş ve Sevad-ı A'zam kalıbına uygun bir ekoldür. Zaten bu gün insanlık, İslam’ı bu ekolün ilminden ve metodolojisinden talim ediyor. Diğer fırkalar tarih içinde böyle bir ilim ve metot oluşturamamışlardır.

Mesela Alevilik, tamamen sözlü bir fırkadır. Yani inanç ve kültürel değerlerini sonraki nesillere sözlü olarak aktarmışlardır. Ciddi anlamda bir ilim gelenekleri yoktur. Bu gün Mutezile fırkasını ancak  Ehl-i sünnet kelamcıların eserlerinden tanıyoruz. Yoksa Mutezile kaynaklı bir tefsir, bir kaynak günümüzde mevcut değildir.

Ama  Ehl-i sünnet bu hususta eşi benzeri olmayan ilimler, kaynaklar, eserler, usuller meydana getirmişlerdir. Hatta insanlığa pek çok noktalarda rehberlik yapmışlardır. Mesela, çok örneklerinden hadis  ve cerh ve tadil ilmi buna misal olarak verilebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hakikat çekirdekleri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 7806 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

Lebbeykyahuseyn
Caferi şiası sozlu degildir cok sayıda kıtaplara ozellikle ehlibeyt imamlarının hadisleriyle dolu kitaplara sabittir.nehcul belaga olsun usulu kafi olsun sayılamayacak kadar eserimiz vardır.nitekim cevşeni de ustad bizden almıştır. Şia o zaman cogunluk olan emevilere uymamış onların tum baskılarına ragmen ehlibeyt imamlarını bırakmamıştır.Peygamber torunlarını oldurup kabeyı yıktıranlar cogunluk olunca hak mı oluyorlar.Elbetteki hayır.Gerçek ehli sunnet ehlibeyt yoluna uyan alevilerdir. Sunniler icinden de pek cok gulat çıkmıştır.ornegın vehhabiler vs...
Log in or register to post comments
BENZER SORULAR
Yükleniyor...