Block title
Block content

"Şevk-i mukaddes" ne demektir, açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstat bu tabiri, kâinattaki sürekli değişimin ve tazelenmenin  hikmetini açıklarken ifade ediyor.
 
Mahlukat içinde faaliyet ve hareket bir iştah, bir iştiyak, bir lezzet, bir muhabbetten ileri geliyor. Yani koşuşmaların, hareket ve gayretlerin temelinde bunlar var. İnsan iştah, iştiyak, lezzet ve muhabbet duymadığı bir işi yapmak istemez. Yapsa da suhre gibi gönülsüz ve iştahsız yapar ve o işte de verimli olamaz. Demek verimli ve iştahlı yapılan tüm faaliyet ve işlerin arkasında muhabbet ve lezzet manası hükmediyor.
 
Muhabbet ve lezzetin hedefi, mükemmele ulaşmak ve ordaki kemal manasına yetişmektir. Mahlukat ve insanda hükmeden  bu his ve duygular ya da özellikler,  Cenabı- Hakk'ın kudsi ve münezzeh hal ve keyfiyetlerinin bir tecellisinden ibarettir.
 
Demek oluyor ki, iştah, iştiyak, lezzet ve muhabbet, Allah’ın zatına ve münezzehiyetine uygun ve münasib bir şekilde onda da vardır.
 
Bu manaya şuunat denilmiştir. Sürekli değiştirme ve tazelendirme arkasında faaliyet ve hareket vardır. Faaliyet ve hareket arkasında da iştah ve iştiyak vardır. İştah ve iştiyak arkasında da muhabbet ve şefkat vardır. Muhabbet ve şefkat arkasında bütün bunları sevk ve harekete geçiren  münezzeh bir şevk manası vardır. Şevk ise, bir işi ve fiili   şiddetli olarak gönüllü ve istekli yapmak manasını akla getiriyor ki, bunun da arkasında sürur-u mukaddes vardır. Yani ferahlık ve neşe, keyif alma manası vardır  Sürurun arkasında, mukaddes ve pak olan lezzet manası vardır.
 
Burada iştah, iştiyak, muhabbet, şevk, lezzet gibi kavramların örfi ve Allah'ın zatına ve sıfatlarına uygun olmayan manaları bahsimizin dışındadır. Onu Üstad, mukaddes ve münezzeh ifadeleri ile ikaz etmiş. Yani buradaki şevk-i mukaddes, Allah’ın zatına uygun ve münasip bir hal ve keyfiyet diyebiliriz; münezzehiyet ve mukaddes  manasına uygun olarak. Burada mukaddes ve münezzehten maksat, Allah’ın ne zatı, ne hal ve keyfiyetleri olan şuunatı, ne de sıfatları ve isimleri mahlukata benzemez.
 
Bizdeki lezzet, şevk, ferah, keyif, muhabbet, acımak, iştah, iştiyak, sürur gibi hisler  birer kıyas için verilmiştir. Cüzi nümuneler nevinden, bir ihtiyaç, bir zaruretten verilmiş duygulardır. Yoksa Allah’a ait sıfatlarla denk, aynı, benzer demek hata olur.  Şeriat müsaade etmez. Ama nasıl cüz’i ilmimizle, onun külli ilmini anlamaya çalışıyoruz.  Ya da kıyasla idrak etmeye aracı yapıyoruz.  Şu hislerde bir nevi Allah’ın şuunatına bir kıyas bir araç olabilir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Ş | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5611 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...