"Şeyh-i Geylanî'nin (K.S.) Esmâ-i Hüsna manzumesini okudum. Bana bir arzu geldi ki, esmâ-i hüsna ile bir münacat yazayım. Münacat-ı Esmâiyesine bir nazire yapmak istedim." Üstad'ın okuduğu bu manzume hangisidir, bu nazirenin tercümesini yapar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Şeyh Geylânî’nin (k.s.) Esmâ-i Hüsnâ manzumesi hakkında elimizde bir malumat yok, lakin "El-Fuyûzâtu'r-Rabbâniyye fî Evrâd-il-Kâdiriyye." eserinin içerisinde olabilir. Bu eser duâ ve virdlerden meydana gelir. Üstad Hazretleri o manzumenin bir benzerini şu şekilde yazmış:

هُوَ الْبَاقِى

Bâki-i hakîkî ancak O’dur

حَكِيمُ الْقَضَايَا نَحْنُ فِى قَبْضِ حُكْمِهِ

Hükümlerinde hakîm olandır. Bizler O’nun kabza-i hükmündeyiz.

هُوَ الْحَكَمُ الْعَدْلُ لَهُ اْلاَرْضُ وَ السَّمَاءُ

Hakem olan, Adl olan O’dur. Arz ve sema O’nundur.

عَلِيمُ الْخَفَايَا وَ الْغُيُوبِ فِى مُلْكِهِ

O, mülkündeki bütün gaybları ve gizlilikleri bilendir.

هُوَ الْقَادِرُ الْقَيُّومُ لَهُ الْعَرْشُ وَ الثَّرَاءُ

O, Kâdir ve Kayyûmdur. O’nundur arş ve sera (yer).

لَطِيفُ الْمَزَايَا وَ النُّقُوشِ فِى صُنْعِهِ

Sanatında latif güzellikler ve nakışlar sahibidir.

هُوَ الْفَاطِرُ الْوَدُودُ لَهُ الْحُسْنُ وَ الْبَهَاءُ

O, Fâtır ve Vedûd'dur. Bütün kıymet ve güzellikler O’nundur.

جَلِيلُ الْمَرَايَا وَ الشُّؤُنِ فِى خَلْقِهِ

Mahlûkat ayinelerinde mahlûkatın şuunatında tecelli eden O’nun celalidir.

هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ لَهُ الْعِزُّ وَ الْكِبْرِيَاءُ

O’ Melik’tir ve Kuddüs’tür. İzzet ve azamet O’na aittir.

بَدِيعُ الْبَرَايَا نَحْنُ مِنْ نَقْشِ صُنْعِهِ

Yarattıklarını modelsiz ve emsalsiz olarak yaratan O’dur. Biz de O’nun sanatının nakşıyız.

هُوَ الدَّائِمُ الْبَاقِى لَهُ الْمُلْكُ وَ الْبَقَاءُ

O, Dâim-i Bâki'dir. Mülk ve beka O’nundur.

كَرِيمُ الْعَطَايَا نَحْنُ مِنْ رَكْبِ ضَيْفِهِ

O hediye ve ihsanları sınırsız olandır. Biz de O Kerîm’in misafirleriyiz.

هُوَ الرَّزَّاقُ الْكَافِى لَهُ الْحَمْدُ وَ الثَّنَاءُ

Her hacete Kâfî’ olan Rezzak O’dur. Bütün hamd ve senalar yalnız O’na mahsustur.

جَمِيلُ الْهَدَايَا نَحْنُ مِنْ نَسْجِ عِلْمِهِ

O, en güzel hediyeler sahibidir. Bizler O’nun ilminin nesciyiz (dokumalarıyız)

هُوَ الْخَالِقُ الْوَافِى لَهُ الْجُودُ وَ الْعَطَاءُ

Hâlık O’dur. Vâfî’ O’dur. Cömertlik ve ihsan O’ndandır.

سَمِيعُ الشَّكَايَا وَ الدُّعَاءِ لِخَلْقِهِ

Mahlûkatının şikâyetlerini ve dualarını işiten O’dur.

هُوَ الرَّاحِمُ الشَّافِى لَهُ الشُّكْرُ وَ الثَّنَاءُ

Rahîmdir, şifa verendir. Bütün şükür ve senalar yalnız O’na mahsustur.

غَفُورُ الْخَطَايَا وَ الذُّنُوبِ لِعَبْدِهِ

Kullarının hata ve günahlarını bağışlayacak ancak O’dur.

هُوَ الْغَفَّارُ الرَّحِيمُ لَهُ الْعَفْوُ وَالرِّضَاۤءُ

O Gaffar'dır, Rahîm'dir. Af ve rıza O’ndandır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...