Block title
Block content

"Seyr-i enfüsî ve seyr-i âfâkî bu suretle cereyan ediyor." Bu kavramları izah eder misiniz, bu muhteva sahabelerde yok muydu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ezcümle, tarikatte "seyr-i enfüsî" ve "seyr-i âfâkî" tabirleri altında iki meşrep var.

Enfüsî meşrebi, nefisten başlar, hariçten gözünü çeker, kalbe bakar, enâniyeti deler geçer, kalbinden yol açar, hakikati bulur; sonra âfâka girer. O vakit âfâkı nuranî görür. Çabuk o seyri bitirir. Enfüsî dairesinde gördüğü hakikati, büyük bir mikyasta onda da görür. Turuk-u hafiyenin çoğu bu yolla gidiyor. Bunun da en mühim esası enâniyeti kırmak, hevâyı terk etmek, nefsi öldürmektir.

İkinci meşrep âfâktan başlar, o daire-i kübrânın mezâhirinde cilve-i esmâ ve sıfâtı seyredip sonra daire-i enfüsiyeye girer. Küçük bir mikyasta, daire-i kalbinde o envârı müşahede edip, onda en yakın yolu açar. Kalb âyine-i Samed olduğunu görür, aradığı maksada vâsıl olur.

İşte, birinci meşrepte sülûk eden insanlar nefs-i emmâreyi öldürmeye muvaffak olamazsa, hevâyı terk edip enâniyeti kırmazsa, şükür makamından fahir makamına düşer, fahirden gurura sukut eder. Eğer muhabbetten gelen bir incizap ve incizaptan gelen bir nevi sekir beraber bulunsa, "şatahat" namıyla haddinden çok fazla dâvâlar ondan sudur eder. Hem kendi zarar eder, hem başkasının zararına sebep olur." (1)

Üstadımızın bu cümle ve devamındaki açıklamalarından "seyr-i enfüsî" ve "seyr-i âfâkî" kavramlarının tarikat ve tasavvufa özgü kavramlar olduğunu anlıyoruz.

Sahabe mesleği olan akrabiyet mesleğinde zaman, süreç, seyir, meşakkat, nefsi öldürme gibi durumlar olmadığı için, sahabede enfüs ve afak bir yüzey gibi, bir hat gibi, bir nesne gibi, bir anda bir kademde tevhide ayna olabiliyor.

Yani sahabede önce içe dalıp sonra dışa çıkma ya da önce dışa bakıp sonra içi halletme gibi bir şey söz konusu değildir. Onlar tevhit hakikatini öyle bir şekilde okuyorlar ki, bu okuma anında içte ve dışta bir anda mamur oluyor. Bir sıralama bir tertip bir süreç içine girmiyorlar.

Sahabe iman hakikatine mazhar olduğu anda, içindeki kalp ile dışarıdaki yıldız aynı anda ona kesb-i marifet oluyor. Tabiat da enaniyet de sahabenin keskin ve latif nazarında, aynı anda, müddetsiz, süreçsiz bir şekilde tevhit argümanına dönüşüyorlar. Yani ene ve tabiat perdeleri aynı anda açılıyorlar, onlar için bir tertip bir sıralama söz konusu olmuyor.  Yoksa bir nazar-ı nebevi ile velayet makamına çıkmaları mümkün olmazdı.

(1) bk. Yirmi Dokuzuncu Mektup, Dokuzuncu Kısım (Telvihat-ı Tis'a)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...