Block title
Block content

Şeytan çoğalmakta deniliyor, onların çocukları şeytan olarak mı yaratılıyor? Eğer öyleyse -haşa- zulüm hatıra geliyor? Risalede nasıl geçiyor bu konu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Aşağıdaki açıklamaların konuya ışık tutacağını düşünüyoruz.

Kehf suresi 50. ayette iblisin cin olduğu söylenir:

"Hani biz meleklere: Âdem'e secde edin, demiştik; İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir değişmedir!"

Bu ayet şeytanların cin taifesinden olduğunu ve onun da bir soyunun olduğunu ifade eder. Buradaki soy şeytanın bizzat neslinden olduğu gibi, onunla aynı işi yapan insanları da ifade edeceğini düşünüyoruz. Zira Mehmet Vehbi Efendi nin mübarek tefsiri olan "Hulasatü'l-Beyan"da Kehf Suresi 51. ayetinin tefsiri sadedinde bunu ifade eder.

Aynı manayı Üstadımız ise Mesnev-i Nuriye'de şöyle ifade eder:

"Eğer istersen hayâlinle Nurşin karyesindeki Seydânın meclisine git, bak. Orada fukarâ kıyâfetinde melikler, padişahlar ve insan elbisesinde melâikeleri bir sohbet-i kudsiyede göreceksin. Sonra Paris'e git ve en büyük localarına gir. Göreceksin ki, akrepler insan libâsı giymişler ve ifritler adam sûretini almışlar, ilâ âhir..."(1)

Ayrıca Lem'alarda da şöyle der:

"İnsanlarda şeytan vazifesini gören cesetli ervâh-ı habise bilmüşahede bulunduğu gibi, cinnîden cesetsiz ervâh-ı habise dahi bulunduğu, o katiyettedir. Eğer onlar maddî ceset giyseydiler, bu şerîr insanların aynı olacaktılar. Hem eğer bu insan suretindeki insî şeytanlar cesetlerini çıkarabilseydiler, o cinnî iblisler olacaktılar. Hattâ bu şiddetli münasebete binaendir ki, bir mezheb-i bâtıl hükmetmiş ki, 'İnsan suretindeki gayet şerîr ervâh-ı habise, öldükten sonra şeytan olur.' "(2) 

Buradan da anlaşılıyor ki şeytan dediğimiz şerir olan cinniler insan olan bir dinsiz yada mürted gibidir.Dolayısıyle zürriyetleri de aynı hükme tabidir. İlk başlarında küfür ehlinden olmadığı halde sonraları anası ve babası onu mürted bir duruma sokar ve şeytanı cinninin yaptığı vazifeyi yapar. Şeytanların zürriyeti de aynıdır.

Ayrıca hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

"Doğan her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra anası-babası onu Yahudî, Hristiyan veya Mecusi yapar."(3)

"Annesinden doğan her insan fıtrat üzerine tertemiz doğar."(4)

Fakat bu bir zorunluluk değildir. Zira Cenab-ı Hak diriden ölüyü çıkardığı gibi ölüden diriyi çıkarır. Çok dinsizler ve başka dinden olanların çocukları iman edip salih kişiler olmuşlar.

Bu hakikati teyid eden Hz. Aişe (r.ha)'dan rivayet edilen bir hadis vardır:

"Her insanın yanında bir şeytan var mıdır, dedim." O da:

"Vardır!..", buyurdular. Ben yine:

"Seninle de mi ey Allah'ın Resulu?" diye sordum. Şöyle buyurdu:

"Evet. Fakat, Rabbim ona karşı bana yardım etti de o da Müslüman oldu."(5)

Bütün bu anlatılanlardan şöyle bir netice çıkarabiliriz:

1. Şeytan cin taifesindendir.

2. Onun da bir zürriyeti vardır.

3. Ve zürriyetinin şeytan olarak yaratılmaz ve küfür ehli olma zorunluluğu yoktur. Tıpkı diğer cinler gibi.

4. Burada Cenab-ı Hak hakkında -haşa- bir zulüm düşüncesi tamamen yanlıştır. Zira her akıl ve irade sahibi Cenab-ı Hakk'ı bulabilecek bir kabiliyetedir. Özellikle de Hz. Peygamber (asv)'in mesajını işitmiş olanlar. Eğer hiç işitmemişse Cenab-ı Hak ona göre ayrı muameleye tabi tutar.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Fihrist.
(2) bk. Lem'alar, On Üçüncü Lem'a.  
(3) bk. Buhâri, Cenâîz, 80; Müslim, Kader, 22.
(4) bk. Müslim, Kader, 25.
(5) bk. Müslim, Münafıkun, 11; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI/115.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Onuncu İşaret | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 17633 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Her insan islam fıtratına göre yaratılır demişsiniz ya. Şimdi bizim çocuklarımız ile hristiyan bir babanın çocukları arasında islami olarak eşitsizlik yok mu ? Onlardan yüzde biri iman ile tanışırken bizde en azından iman etmese bile iman ile tanışan kişi sayısı çok daha fazla. Bu bir ayrım yaratmaz mı ? Merak ettiğim bir konuydu şimdiden affınıza sığınıyorum. Cevab olabilirseniz sevinirim..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Bu konu hakkında Risale-i Nurda bir izah bir açıklama bulunmuyor. Biz bu hususu kısa cümleler halinde şu şekilde özetlemeye çalışalım.

Evvela on beş yaşından önce ölenler hangi dinden olurlarsa olsunlar ehli cennettirler  çünkü sinn-i kemale gelmeyenler mesul sayılmazlar.

İkincisi İslam dinini bir şekilde işitmemiş, duymamış, tanımamış olanlar da ehli cennettirler. İslam’ı işitmiş, tanımış birisi inkar ederse o zaman sorumlu olur.

Bu husus ayetlerde şu şekilde ifade edilmektedir:

“Kim doğru giderse sırf kendi lehine gider, kim de sapıklık ederse ancak aleyhine eder. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez. "Peygamber göndermedikçe Biz kimseye azap edici değiliz." İsra,15

“Allah hiçbir nefse kaldıramayacağı yükü yüklemez.” Bakara, 286 

Üçüncüsü Müslüman doğan birisinin Müslüman ölmesi kesin ve garanti altına alınmış bir durum olmadığı gibi başka dinlerden doğanların da o din üzerine ölmesi de kesinlik kazanmış bir durum değildir. Yani kişinin Yahudi doğup Müslüman ölmesi imkan dahilinde olabileceği gibi Müslüman doğup imansız ölmesi de imkan dahilindedir.

Dördüncüsü Müslüman bir aileden yetişen birisi ateist olabileceği gibi ateist bir aileden yetişen birisi de iyi bir Müslüman olabilir ve bunun örnekleri çoktur. Hatta daha da ileri giderek şunu da ifade edebiliriz ki Peygamberin hanımı ve çocuğu kafir olabileceği gibi aşırı ve azgın bir kafir olan Firavunun hanımı Ebucehilin öz oğlu iyi bir Mümin olabiliyor.

Demek aile ortamı ya da çevre insan iradesini mutlak bir şekilde etkisiz ve işlevsiz kılamıyor. Şayet öyle olsa Peygamberin terbiyesinden geçen bir evladın inkar etmesi mümkün olamayacağı gibi azılı bir kafirin oğlu da iman etmemesi gerekirdi.

Beşincisi Allah’ın mutlak ve sonsuz adalet sahibi olduğuna bütün kainat ve hadiseler şahit iken bir iki hususta bizim bu adaleti tam göremememiz ya da anlayamamamız haşa onun sonsuz adaletine bir leke getirmez. Mesela yüz bin icraatında adaletini tam gördüğümüz bir Allah’ın bir iki işinde ve icraatında adaleti tam göremememiz haşa Onun o işte adil olmadığı anlamına gelmez.

Bütün bu kaideleri birden düşünüp bir formül yaptığımızda Allah’ın yüce adaletinin kimseye zerre kadar bir haksızlık yapmadığını anlarız.  

 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...