Şeytanın münhasır vücudu var mı, yoksa kötülüklerin şahsı manevisini mi temsil ediyor? Şeytanın yaratılması hangi isme dayandırılmalıdır? Risaleler ışığında bakar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İblis: "İblis” sözcüğünün anlamı; “hayırdan son derece ümitsiz olan, Allah’ın rahmetinden umudunu kesen” demektir.

“İblis nedir?” sorusuna eski düşünürlerin bir çoğu; İblis’in asıl adının Azâzil olduğu, meleklerin içinde kalıp meleklerin ileri gelenlerinden biri iken, Âdem’e secde etmediği için Allah’ın rahmetinden uzaklaştırıldığı şeklinde bir açıklama getirmişlerdir. İblis bir açıdan şeytan ordusunun kumandanı ve atası hükmündedir. İblis aynı zamanda cinlerdendir, yani cin taifesindendir.

Şeytan: "Şeytan”, sözlük anlamı olarak “Hakk’tan uzak olan” demektir. Kavram olarak ise, “hakka ve akla aykırı hareket eden her türlü kişi, güç ve kurumun ortak ve karakteristik adı”dır. Aslında şeytan kötülük ve şerrin ortak ve genel bir adıdır. Bu kötülük ve şerrin kumandanı ve atası da yukarıda beyan edildiği gibi cin taifesinden olan İblistir.

Demek iblis şeytandır, lakin her şeytan iblis değildir. Bu da iblis ile şeytan kavramının farkına işaret ediyor. Zira şeytanlar içinde insanlar da olabilir. Bu yüzden bir çok yerde Üstad Hazretleri "insi ve cinni şeytan" tabirini kullanıyor ki, bu Kur’anî bir tabirdir.

Her insana musallat olan şeytan cinlerden bir şeytandır; lakin bazısı bazısından daha kuvvetli ve çetin olabilir. Elbette Üstad Hazretlerine musallat olan şeytan daha büyük ve daha hileci olması gerekir. Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez. Bu sebeple herkesin manevi kuvvetine göre bir şeytan musallat olması gerekir.

Şeytanlar dumansız bir ateşten yaratılan cin sınıfından olduğu için, fıtrat ve mizaç olarak latif ve nurani varlıklardır. Maddi ve kesif değildirler. Bu sebeple insanın damarlarında ve kalbinde rahatlıkla dolaşabilirler.

Hülasa; şeytan kavramı kötülüğün şahs-ı manevisini temsil ederken, iblis de bu şahs-ı manevinin somut bir lideri ve atasıdır diyebiliriz.

Allah, kainatı ilmi ezelisi ve sonsuz kudreti ile kainatı yaratırken, hayrın derece ve mertebelerini kullarına iyi kavratmak için onun zıddı olan şerleri de yaratmıştır. Zira mutlak olan bir şeyin hakiki bir zıddı olamayacağı için, mevhum ve farazi zıtları Allah insanların kıyas yapabilmesi amacı ile tasarlamıştır. Şeytanların ve kafirlerin küfrü, çirkin halleri, esasında olmayan şeylerdir. Fakat hayrın karşısında meratip ve derecelerini anlamakta yardımcı olan farazi ve vehmi hatlardır.

Üstad Hazretleri bu manaya şu ibareler ile işaret ediyor:

"İşte, muzır kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefihler, Cenâb-ı Hakk'ın hayvânâtından bir nevi habislerdir ki, Fâtır-ı Hakîm onları dünyanın imâreti için halk etmiştir. Mü'min ibâdına ettiği nimetlerin derecelerini bildirmek için, onları bir vâhid-i kıyasî yapıp, âkıbetinde, müstehak oldukları cehenneme teslim eder."(1)

Kainatı hangi isim veya isimler tasarlamış ise, şeytan ve kötülüğü de aynı isim ya da isimler tasarlamıştır, diyebiliriz. Bu sebeple şeytanın icadına münhasıran bir isim tayin etmek yanlış olur. Hakim, Nazım, Adl, Afuv, Tevvab gibi birçok ismi zikretmek mümkündür.

(1) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a, Altıncı Nota.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...