"Seyyidlerinin medhinden ve vasfından ne deseler, onların zevkini ve şevkini ziyade eder... Hem o seyyidin namıyla, hesabıyla, nazarıyla işlere bakmalarından da manevî lezzet buluyorlar." Nebâtat ve cemâdatın zevk şevkleri nasıl oluyor, izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Üçüncü kısım ameleler, nebâtat ve cemâdattır. Onların cüz-ü ihtiyarîleri olmadığı için, maaşları yoktur. Amelleri hâlisen livechillâhtır ve Cenâb-ı Hakk'ın iradesiyle ve ismiyle ve hesabıyla ve havl ve kuvvetiyledir."(1)

Cansız varlıklar için zevk, şevk ve lezzet ifadeleri bir mecazdır. Bu kavramları insanların zevk ve şevkleriyle izah etmemiz mümkün değildir. Ancak, bu varlıkların hepsi âyet-i kerîmede haber verildiği gibi Allah’ı hamd ile tesbih etmektedirler. Yine aynı âyette bildirildiği gibi bizler onların tesbihlerini anlayamayız. Zira o varlıklar insanlara benzemedikleri gibi tesbihleri de benzemez. Onların kendi mahiyetlerine uygun tesbih ve ibadetleri olduğuna göre, yine mahiyetlerine uygun şevk ve lezzetleri de olabilir.

İsrâ sûresi 44. âyet-i kerîmede mealen şöyle buyruluyor:

“Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, Halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), Gafûr’dur (çok bağışlayandır).”

Âyette geçen “her şeye” bütün bitkiler ve hayvanlar da dahildir.

Bu vesileyle Hud sûresinin 44. âyet -i kerîmesini de hatırlayalım:

Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi.”

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ihlasnur
Tatmin edici gelmedi. çünkü burada etkilenen insandır. şevk ve lezet olarak. ama metne bakınca insan değil burada etkilenen.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Lazgin

Soruda verilen metin birinci kısım amelelerden yani meleklerden bahsediyor cevapta ise bir sehiv var. Cansız varlıklar denilmiş.

 

 Birinci nevi: 
   Onun memluk ve köleleridir.
Bu nev'in, ne maaşı var ve ne de ücreti var.
Belki onlar seyyidlerinin emriyle işledikleri her amelde, onların gayet latîf bir zevk ve hoş bir şevkleri vardır.
Seyyidlerinin medhinden ve vasfından ne deseler, onların zevkini ve şevkini ziyade eder.
Onlar o mukaddes seyyidlerine intisablarını büyük bir şeref bilerek onunla iktifa ediyorlar.
Hem o seyyidin namıyla, hesabıyla, nazarıyla işlere bakmalarından da manevî lezzet buluyorlar.
Ücret ve rütbeye ve maaşa muhtaç olmuyorlar.

 

 

 Birinci Kısım: 
   Temsilde memluklere misal, melaikelerdir.
Melaikeler ise onlarda mücahede ile terakkiyat yoktur.
Belki herbirinin sabit bir makamı, muayyen bir rütbesi vardır.
Fakat onların nefs-i amellerinde bir zevk-i mahsusaları var.
Nefs-i ibadetlerinde derecatlarına göre tefeyyüzleri var.
Demek o hizmetkârlarının mükâfatı, hizmetlerinin içindedir.
Nasıl insan mâ, hava ve ziya ve gıda ile tagaddi edip telezzüz eder.
Öyle de melekler, zikir ve tesbih ve hamd ve ibadet ve marifet ve muhabbetin envârıyla tagaddi edip telezzüz ediyorlar.
Çünki onlar nurdan mahluk oldukları için gıdalarına nur kâfidir.
Hattâ nura yakın olan rayiha-i tayyibe dahi onların bir nevi gıdalarıdır ki, ondan hoşlanıyorlar.
Evet ervah-ı tayyibe, revayih-i tayyibeyi sever.

(Yirmidördüncü Söz/Dördüncü Dal)

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...