Block title
Block content

Sigara içen bir adamın ömrünün kısaldığını söyleyebilir miyiz? Kader Risalesinde bu konuda bir izah var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ecel-i muallak ve Ecel-i müsemma: Levh-i Mahv İsbat'ta mukadder olarak yazılı, bâzı şartlarla mukayyed olan ecel anlamlarına geliyor.  

Üstad'ın ifadesi ile eşya önce levh ediyor, yani varlık sahasına çıkıyor, görünüyor; sonra mahv oluyor. Yani zeval ve ölüm ile varlık sahnesinden çekiliyor. Sonra yine başka mahluk ve eşya o gidenlerin ardından varlık sahnesine giriyor. Buna da ispat deniyor.

Zaman şeridi, yazar bozar bir tahta hükmünde olduğu için, yazılar ve mukadderat son hali ile yazılı değildir, şart ve meşrut kuralı vardır. Yani Allah der; "Şu şartı yaparsa, ben de ona şöyle muamele ederim." Mesela, Allah bir kulunun ömrünü, sağlığına dikkat etmek kaydı ile seksen yıl tahsis eder, ama o kul sağlığına dikkat etmez,  Allah da levh-i mahv ispata yazmış olduğu seksen yılı siler, onu elli yıla çevirir. İşte sadakanın belayı def edip, ömrü uzatması da bu hakikatin bir neticesidir.

Ama insanın ömrüne dair bu  son hali, şartları ile beraber Levh-i Mahfuz'da vardır. Burada bir değişme olmaz. Yani Allah zaten onun sağlığına dikkat etmeyip, ömrünü elli yıla düşüreceğini ezeli ilmi ile biliyordu ve bunu Levh-i Muhfuz'da kaydetmişti.

Hal böyle olunca, sigara içen bir adamın ömrünün kısalması olabilir. Bu yüzden sebeplere dikkat edip değer vermemiz gerekiyor. Yoksa nasıl olsa kaderimde ölmek varsa deyip, ömrü kısaltıcı şeyleri serbestçe yapmak akıl karı değildir.

Ecel-i Fıtri: Her mahlukun yaradılışı itibariyle Cenab-ı Allah tarafından tayin olunan vasati ve ortalama ömrüne denir. Diğer bir tabir ile her mahlukun fiziki ve biyolojik ömrüne denir. Şayet Allah bu fıtri ömrü, hikmeti gereği her hangi bir sebeple bozmaz ise, her mahluk biyolojik olarak ölmeye programlanmıştır. Türler içinde insanın biyolojik ömrü ayrı, sair türlerin biyolojik ömürleri ayrıdır. Dünya ve kainatın da biyolojik bir ömrü vardır. Faraza kıyamet kopmasa, yine kainat fiziki ve biyolojik olarak ölüme mahkumdur. Eşyaların son kullanma tarihleri bu meseleye işaret eder.

 Üstad bu hakikate şu ibareler ile işaret ediyor

"BİRİNCİ MESELE: Şu kâinatın mevti mümkündür. Çünkü bir şey kanun-u tekâmülde dahil ise, o şeyde alâküllihal neşvünemâ vardır. Neşvünemâ ve büyümek varsa, ona alâküllihal bir ömr-ü fıtrî vardır. Ömr-ü fıtrîsi varsa, alâküllihal bir ecel-i fıtrîsi vardır. Gayet geniş bir istikrâ ve tetebbu ile sabittir ki, öyle şeyler mevtin pençesinden kendini kurtaramaz."

"Evet, nasıl ki insan küçük bir âlemdir, yıkılmaktan kurtulamaz. Âlem dahi büyük bir insandır; o dahi ölümün pençesinden kurtulamaz. O da ölecek, sonra dirilecek; veya yatıp, sonra subh-u haşirle gözünü açacaktır."

"Hem nasıl ki kâinatın bir nüsha-i musağğarası olan bir şecere-i zîhayat tahrip ve inhilâlden başını kurtaramaz. Öyle de, şecere-i hilkatten teşa’ub etmiş olan silsile-i kâinat, tamir ve tecdit için tahripten, dağılmaktan kendini kurtaramaz. Eğer dünyanın ecel-i fıtrîsinden evvel, irade-i ezeliyenin izniyle hâricî bir maraz veya muharrip bir hadise başına gelmezse ve onun Sâni-i Hakîmi dahi ecel-i fıtrîden evvel onu bozmazsa, herhalde, hattâ fennî bir hesapla, birgün gelecek ki,

  اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ - وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْ - وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ

اِذَا السَّمَاۤءُ انْفَطَرَتْ - وَاِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ - وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ

mânâları ve sırları, Kadîr-i Ezelînin izniyle tezahür edip, o dünya olan büyük insan sekerâta başlayıp, acip bir hırıltıyla ve müthiş bir savtla fezayı çınlatıp dolduracak, bağırıp ölecek, sonra emr-i İlâhî ile dirilecektir."

(1) bk. Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksad

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...