Block title
Block content

"Şimâlde koca bir devlet, gençlik hevesâtını elde ederek, bu asrı fırtınalarıyla sarsıyor... Hem, serseri ve fakir olanlara zenginlerin mallarını helâl eder ki, bütün beşer bu musîbete karşı titriyor." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"…Ve bilhassa şimâlde koca bir devlet, gençlik hevesâtını elde ederek, bu asrı fırtınalarıyla sarsıyor. Çünkü, âkıbeti görmeyen kör hissiyâtla hareket eden gençlere ehl-i nâmusun güzel kızlarını ve karılarını ibâhe eder. …  Hem, serseri ve fakir olanlara zenginlerin mallarını helâl eder ki, bütün beşer bu musîbete karşı titriyor."(Sözler, On Üçüncü Söz)

Soru: 

Şimalde koca bir devletten maksat nedir? Bu devlet Rusya ise taarruzu komünizm dediğimiz fikri bir cereyan şeklinde değil midir?  Burada sefahatin merkezi olan Avrupa ve kapitalist ülkeler niçin nazara verilmemiştir?

 "Hem, serseri ve fakir olanlara zenginlerin mallarını helâl eder ki, bütün beşer bu musîbete karşı titriyor." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap:

Şimaldeki koca devletten maksat Rusya’dır. Yakın zamana kadar dünya siyasetine iki devlet yön veriyordu: Amerika ve Rusya. Daha sonraları Rusya’nın adım adım gerilemesiyle Avrupa ülkeleri, özellikle Almanya, uzak doğuda ise Japonya öne çıktılar.

Her ne kadar "sefahat" denilince Avrupa hatıra gelirse de, Rusya’da bir grup komünist parti üyesinin büyük bir coğrafyayı hakimiyetleri altında tutmasında iki faktörün rolü büyüktür: Cebir ve sefahat. O azınlık yöneticiler, ülkeyi bir taraftan zulümleriyle inletirken, öte yanda gençleri dejenere etmek için içki alışkanlığını hastalık derecesinde yaygınlaştırdılar ve ahlaksızlığın her türünü teşvik ettiler.

Üstad'ın yazdıkları aynen Rusya’da uygulanmıştır. Rusya’yı idare eden Komünist Parti yöneticileri, kendi halklarını böyle esir ve sefih yaparlarken, dış ülkelerde “eşitlik ve sosyal adalet” propagandalarına ağırlık verdiler. Buralarda, özellikle de Türkiye’de sefahati yaymak için özel bir gayret göstermelerine gerek yoktu, çünkü bu menhus görevi  “Avrupa’nın naşir-i efkârı olan gazeteler,..”  en ileri derecesiyle zaten icra ediyordu.

Türkiye’de ve bir çok geri kalmış ülkede servet düşmanlığını ön planda tuttular. Kendilerine bağlı yazarlar, bütün makalelerinde, roman ve hikayelerinde sürekli olarak insanların eşit oldukları tezini işlediler ve zengin fakir ayırımını durmadan körüklediler.

İç savaşları doğurabilecek bu büyük tehlike hakkında Üstadımızın “bütün beşer bu musîbete karşı titriyor” ifadesi aynen yaşanıyordu.

Üstad'ın zamanında, ülkemizi yönetenler de sosyalist fikre çok sıcak bakıyorlardı. O dönemde Türkiye’nin yüzü Avrupa’dan çok, Rusya’ya dönüktü. İç savaş tehlikesi Türkiye için de aynen geçerliydi. Ancak o kirli oyun, ülkemizde gerçek manada sergilenemedi. İnsanlar dinden uzaklaştırılıp, sefahate teşvik edildilerse de birbirlerine düşman kamplara bölünmediler. Sonraki yıllarda ise iman ve Kur’an hizmetinin, büyük baskılara rağmen, kalplerde makes bulması sonucu, bu iç savaş tehlikesi de ülke gündeminden yavaş yavaş kalktı. Türkiye bölünmedi, ama sonunda Rusya bölündü. Bu bölünme ile sağlanan kısmî hürriyet ortamında, iman ve Kur’an fedaileri Rusya’daki insanların da imdadına koşmaya başladılar.

Günümüzde ülkemizde cereyan eden terör hareketleri artık Rusya’nın değil, dünya çapında silah ve uyuşturucu ticareti yapan çirkef örgütlerin marifetidir. Birçok devletin de bu örgütlerle gizli veya açık ilgisi vardır. Ülkemizin gelişmesini istemeyen dış güçler, bu örgütlere, maalesef, destek olmaktadırlar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...