Block title
Block content

"Şimdi, biri çıksa, dese ki, 'O padişah yalnız hâkim-i âdildir; devâir-i adliyeden başka daire yok.' O vakit, bilmecburiye, adliye memurları içinde, hakikî değil, itibarî bir surette, meşihat dairesindeki ulemanın evsâfını ve ahvâlini,.." Devamıyla izah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Vahdet-i Vücut"  kelime olarak varlığı teklemek ve birlemek anlamındadır. Allah’ın varlığı ve birliğinde bir istiğrak halidir. Yani Allah’ın varlığından başka varlıkları yok saymak ve inkar etmek halidir. "Allah’tan başka mevcut yoktur, varlık sadece Allah’a ait bir durumdur." demektir. Bu fikre göre masiva ve mahlukat diye bir şey yoktur, sadece Allah vardır.

Halbuki Ehl-i sünnet, "eşyanın hakikati sabittir" diyerek mahlukatın vücudunu kabul etmişler. Bu yüzden bu meslek hali ve vicdani bir cezbe ve coşkunluk halidir, ilmi ve hakiki bir surete çevrilemez, çevrilirse çok imani problemler ortaya çıkar. Mesela "Allah’tan başka varlık yok." denildiğinde ahiret, melekler, kitap, kader, gibi mahluk olan varlıkların da inkarı ortaya çıkar ki, bu çok tehlikeli bir durumdur.

Ama İbn-i Arabi gibi zatlar bu manaları düşünmeden sadece Allah’ın varlık mertebesini düşünerek ve o varlık boyutunda cezbeye gelerek "Allah’tan başka mevcut yok." demişler yoksa cezbesiz, akli ve muhakeme tarzında söylese dalalet olur.

Bunların durumu "güneş ışığının içinde gözü kamaşan bir adamın sair zayıf ışıkları fark edememesi" gibidir. İbn-i Arabi Hazretleri Allah’ın varlık güneşinden gözü kamaştığı için sair zayıf varlıkları görememiştir. Bundan dolayı da "Allah’tan başka mevcut yok." demiştir. Ama kendine geldiği zaman, yani gözündeki kamaşma gittiği zaman sair varlıkları kabul etmiştir. Bu sebepten dolayı Ehl-i sünnet alimleri İbn-i Arabi’yi mazur saymışlardır.

Bu meslekte insan kendi varlık ve benliğini, Allah’ın varlığı karşısında ne kadar zayıf ve yok sayabilirse o derece parlak ve güzel bir makama ulaşır. Bir insanın fikir odasına muhtelif ışık hüzmeleri giriyorsa, burada bir ışığa kuvvet vermenin tek yolu diğer ışıkları söndürmek ya da zayıf hale getirmek ile mümkündür. Öyle ise bu mesleğe göre insanın aleminde Allah’ın varlığını galip ve kuvvetli kılması, ancak diğer varlıkları yok sayması ya da zayıflatması ile mümkündür. Diğer varlıklar sahneden ne kadar çekilirse, Allah’ın varlığı insanın zihin sahnesinde o derece parlar denmek isteniyor.

Ama bu durum sadece Allah’ın vücut ve mevcut sıfatları için geçerlidir. Diğer  Rahman, Rezzak, Kahhar, Cebbar, Hallak gibi isimler, ancak mahlukat sahnesinde parlarlar. Bu yüzden bu isimler mevcudatı hakiki bir şekilde isterler. Mesela Rezzak ismi hayali bir rızk ve  hayali bir merzuk ile tatmin olmaz, tecelli etmek  için rızkın da merzukun da hakiki olmasını ister ve öyle talep eder.

Öyle ise hayatımızda bir ismi parlatayım derken diğer isimleri söndürmek bir kemal değil bir noksanlıktır. Bu yüzden "Vahdet-i Vücut" mesleği  sahabe mesleğine göre nakıs ve riskli görülmüştür. Yani var olan bir ismin aynasının da var olması gerekir, hayali aynalar var olan isme mukabil gelemez, denilmek isteniyor bu cümlede.

Padişah-ı ezeli olan Allah’ın vacip ve vacid isimlerinde derinleşeyim derken, diğer isimleri ihmal etmek hatta yok sayacak bir dereceye gitmek kemal değil noksanlıktır. Allah’ın bir ismini esas telakki diğer isimleri o ismin esası içinde önemsiz ve detay şeklinde değerlendirmek Allah’ı külliyetli tanımaktan uzaklaşmak demektir. Mesela, "Allah sonsuz adalet sahibidir." deyip diğer isimleri bu ismin gölgesinde zayıf ve önemsiz isimler olarak değerlendirmek, belki Adl ismi açısından parlak ve güzel olabilir, ama diğer isimleri tanımak ve anlamak adına bir noksanlık bir eksikliktir.

Allah’ı kamil ve hakiki anlamda tanımak, bütün isimleri esas ve hakikat şeklinde tasavvur ve tefekkür etmekten geçer.  İbn-i Arabi bir isimde fani olup çok parlak bir makam kazanırken, diğer isimlerde sönük ve silik kalmıştır, bu da kemal değil noksanlıktır.   

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

karolin
O zaman sahabe mesleği,vahdet-i şühuddan,şühud ise vahdet-i vücuttan üstündür diyebilir miyiz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Diyebiliriz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...