Block title
Block content

"Şimdi, vücudundan sonra herşeyin sergüzeşt-i hayatı yazıldığına delil ise, âlemde Kitab-ı Mübîn ve İmam-ı Mübînden haber veren bütün meyveler ve Levh-i Mahfuzdan haber veren ve işaret eden, insandaki bütün kuvve-i hafızalar birer şahittir, birer emâredir." Devamıyla açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şimdi, vücudundan sonra her şeyin sergüzeşt-i hayatı yazıldığına delil ise; âlemde 'Kitab-ı Mübin' ve 'İmam-ı Mübin'den haber veren bütün meyveler ve 'Levh-i Mahfuz'dan haber veren ve işaret eden insandaki bütün kuvve-i hâfızalar birer şahiddir, birer emaredir."

"Evet her bir meyve, bütün ağacın mukadderat-ı hayatı onun kalbi hükmünde olan çekirdeğinde yazılıyor. İnsanın sergüzeşt-i hayatıyla beraber kısmen âlemin hâdisat-ı maziyesi, kuvve-i hâfızasında öyle bir surette yazılıyor ki; güya hardal küçüklüğünde bu kuvvecikte dest-i kudret, kalem-i kaderiyle insanın sahife-i a'malinden küçük bir sened istinsah ederek, insanın eline verip, dimağının cebine koymuş. Tâ, muhasebe vaktinde onunla hatırlatsın. Hem tâ mutmain olsun ki; bu fena ve zeval herc ü mercinde beka için pek çok âyineler var ki, Kadîr-i Hakîm zâillerin hüviyetlerini onlarda tersim edip ibka ediyor. Hem beka için pek çok levhalar var ki, Hafîz-i Alîm fânilerin manalarını onlarda yazıyor."(1)

Her şeyin vücudundan evvel yazıldığı gibi her şeyin vücudundan sonra da sergüzeşt-i hayatının ve hayat hikayelerinin yazılıp ve muhafaza edildiğine delil ise Kitab-ı Mübini ve İmam-ı Mübini ihtiva eden ve her ikisinden haber veren bir nevi cenab-ı hakkın her şeyi muhafaza ettiği levh-i mahfuzun numuneleri, işaretleri ve alametleri hükmünde olan; bütün meyveler, bütün çekirdekler, bütün nutfeler, yumurtalar ve hafızalardır.

Zira bütün nebatatın hayat hikayelerinin tohumlarında ve çekirdeklerin yazıldığı, bütün hayvanların sergüzeşti hayatları nutfelerin ve yumurtalarında bulunduğu, insanların hayat hikayelerinin de nutfelerinde ve mahiyetlerinde kaydedildiği gibi; bunlardan meydana gelenler, tekessür edenler ve intişar edenlerin tamamı toplanarak, o varlığın aslını ve esasını tekrar toparlayıp muhafaza sadedinde, tohumlarında, çekirdeklerinde, yumurtalarında ve nutfelerinde tekrar tekrar biriktirilmesi, hayat mukadderatlarının sonunda da yazılıp muhafaza edildiğinin alamet, işaret ve ispatlarıdır.

İnsanın müşahede ettiği ve hayatında yaşadığı her hadise, manevi kaderinde var olduğu gibi; insan yaşayış itibarı ile bunları iradesiyle takdir ve tesib edip vuzuha, zuhura kavuşturduktan sonra bütün bu hadisatın, o insanın hafızasında toparlanıp hıfz ve himaye edilmesi de mesuliyet alanımıza giren kaderin plan ve programının bu açıdan sonradan tekrar yazıldığını ve muhafaza edildiğini göstermektedir.

Bu meselede her tespit edilenin bir levh-i mahfuz-u azamda, bir de onun küçük bir nüshası olan insanın kuvve-i hafızasında derç edilmesi hakikatidir.

Bizim hafızamız nisyanla malul olduğundan dolayı, her şeyi hatırlayamayabiliriz. Ve bazen de unutabiliriz. Bu unutkanlık ve nisyan, hafızada o bilgilerin olmadığı veya silindiği anlamına gelmez. Bu şuna benzer: Bir adam kütüphanesine kitapların dizer, tanzim ve tasnif eder. Bir müddet hangi kitabın nerede olduğunu kolayca bilebilir. Zaman geçtikçe bu unutulur. Bir kitabı aramak o insanın zaman ve mesaisini alabilir. Burada kitabı bulamamak veya geç bulmak, kütüphanede o kitabın olmadığını ve kütüphanenin eksikliğini göstermez.

Herhangi bir kazada veya şok tesiri yapan hastalık veya hadiselere maruz kalan insanın, maziyi fevkalade hatırlaması ve hatıraları ortaya dökmesi bu meselenin en güzel ispatıdır.

Faraza kuvve-i hafıza tamamen tahrip olsa veya bilgiler zayi olsa dahi, Cenab-ı Hakk'ın levh-i mahfuz a hıfz ettiği asıl nüsha devreye girerek, her şey ortaya dökülür ve hatırlatma o merkezden bir nevi o ana kütükten intikal eder.

Bütün bunlar; insanın önemini, fiillerini, hallerinin, ahvallerinin, akvallerinin ve hatta meyillerinin dahi, bir hikmete mebni iki nüsha halinde hıfz ve himaye edildiğini ispat etmekle beraber, hesap günün bir ispatı olduğu gibi, aynı zamanda da muhasebenin de olacağına en kuvvetli delil ve bürhandır.

İşte bu sebepten dolayı; insan kâinatın hülasası, özü ve özeti olması hasebi ile levhi mahfuz-u azamdan bir nüsha tanzim edilerek, hardal küçüklüğünde kuvve-i hafıza yaratılmıştır. İnsanın amel sahifelerinin nüshaları bu hafızada muhafaza edilerek muhasebe vaktinde hatırlatılması temin edilecektir.

Aynen öyle de kainattaki bütün hâl, ahval ve hadisat da levh-i mahfuzda ve ondan istinsah edilen hesap edemeyeceğimiz kadar küçük hafızalar hükmündeki mahiyetlerde ve keyfiyetlerde her şey hıfz ve himaye altına alınmaktadır.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Mebhas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 480 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...