Block title
Block content

"Şimdilik teferruattaki ihtilâfı bırakmaya ve medar-ı münakaşa etmemeye mecburuz..." Üstadımızın bu cümlesini nasıl anlamak lazım, mezhep farklılıklarındaki her şey teferruat mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada asıl mevzu; Üstad'ın ve talebelerinin bazı ayet ve hadislerden, Risale-i Nurların makbuliyetine dair ebcet ve cifir yardımı ile çıkardığı işaret ve beşaretleri, bazı ulema başka meslek ve meşrebin fikrine dayanarak reddediyor. Üstad Hazretleri ise; İslam tarihinde birçok farklı mezhep ve meşreplerin ihtilaflarını örnek göstererek, bizim Kur’an ve Sünnetten bu işaret ve beşaretleri çıkarmamız, sizin meşrebinize uymayabilir; ama başka meşreplere uyar diyerek, alimler arasında ihtilafın normal olabileceğine dikkat çekerek, o itiraz eden ulemayı insafa davet ediyor.

Ehli ilim arasındaki bu ihtilafı, siyasete bulaştırıp Üstad Hazretlerin aleyhinde kullanmak, ehli ilme yakışmaz. Böyle, dine hücumun dehşetli olduğu bir zamanda ilmi ihtilafları öne çıkararak, iman ve Kur’an hizmetine sekte vurmak, büyük bir hıyanettir.

Üstad'ın "teferruat" dediği; ehli ilmin arasındaki ilmi farklılıklardır. Mezheplerin ve meşreplerin farklılıkları ve ihtilafları, hep bu sınıftandır.

Mezheplerin ihtilaf ettiği kısım, dinin muhkem ve esas kısmı değil, dinin teferruat ve detay kısımlarıdır. Kur’an ve sünnetin yüzde doksanlık kısmı, muhkem ve esas olup ki yoruma kapalıdır, burada ihtilaf ve farklılık caiz olmaz. Bunlar ekseri, iman ve farz olan kısımlardır. Kimse bu alanda fikir yürütemez, herkes bu alanda ittifak etmek zorundadır. Faizin haram olması gibi.

İhtilafın ve farklılaşmanın olduğu kısım ise, daha çok Kur’an ve sünnetin yüzde onluk müteşabih ve yoruma açık olan kısmı içindir. Mezheplerin gezindiği noktalar, Kur’an ve sünnetin yoruma açık bu yüzde onluk kısmıdır.

Dârülharp hükümlerinin bir bölümü yoruma açık olduğu için, mezhepler burada farklı içtihatlarda bulunuyorlar. Bu sebeple dinin bu kısımlarını, yani teferruat olan bölümlerini muhkem sınıfına sokmak ve mezheplerin bu noktalardaki ihtilaflarına yanlış bakmak doğru olmaz.

Nitekim dârülharpte bazı şartlar dahilinde haramların helal, helallerin de haram olması genel bir kuraldır. Lakin bu genel kuralın kapsadığı hüküm ve alanlar yoruma açık olmasından her müçtehit farklı bir içtihatta bulunabiliyor. Sorunuzdaki İmam Azam'ın diğer imamlardan farklı içtihatta bulunması bu noktadan dolayıdır. Mezheplerin içtihadını kabul edip benimseyen birisi, o içtihat ile amel etmez ise günaha girmiş olur. Bu hangi mezhebin takipçisi olursa olsun. Zira hak olan her mezhebin içtihadı da haktır, hak bu noktada çoğaldığı için terkinde hak terk edilmiş oluyor, dolayısı ile günaha girilmiş olunuyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...