Block title
Block content

"Şirkin hakikati yok." ifadesini izah eder misiniz? Bu söz, "Şirk diye bir şey yoktur." şeklinde anlaşılmaz mı? Bazı sitelerde şirkin hakikati şunlardır diye bilgiler geçiyor...

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hakikat" burada iki anlama geliyor; birisi “işin iç yüzü”, diğeri ise “gerçekliği” demektir. "Şirkin hakikati yoktur." cümlesindeki hakikat "gerçeklik ve doğruluk payı yoktur" anlamında kullanılıyor. Zaten bütün semavi dinlerin ana gayesi, şirkin bu özelliğine karşı tevhidin gerçekliğini ve doğruluğunu ilan etmek olmamış mıdır?

"Şirk" kelimesinin altında yatan mana iyi anlaşılırsa, şirkin neden gerçek ve doğru olmadığı da anlaşılır.

Şirkin birinci ve en belirgin manası, Allah’tan başka ikinci bir İlahı kabul etmektir ki bunun hiçbir gerçekliği ve doğruluğu bulunmuyor.

Şirkin diğer bir manası da "eşyayı ya sebepler ya tabiat ya da tesadüf yaratıyor" demektir. Balı arı, sütü inek yapıyor demek gibi...

Bir çiçeğin tesadüfen veya kendiliğinden oluşması ebedi ve ezeli olarak imkansızdır. Zira çiçek üstünde fail ve sanatkarına işaret eden sayısız nakış ve işlemeler vardır. Bütün bu nakış ve işlemeler kendiliğinden tesadüfen ortaya çıktı demek bir uçağın mühendis ve usta olmadan kendiliğinden oluştu denmesi ile aynıdır. Basit bir fiil bile failsiz olmadığına göre, çiçek ya da ona benzer harika ve mükemmel sanatların kendiliğinden failsiz bir şekilde vücut bulması mümkün değildir. 

Domates var, biber var, soğan var bıçak var, ocak var ama aşçı yok; böyle bir durumda hiçbir zaman menemen yemeği pişmez. Bu malzemeler aşçı olmadığı halde kendiliğinden menemen oldu demek, nasıl makul değil, bir hezeyan ise, aynı şekilde elma, armut, üzüm, karpuz gibi menemenden daha mükemmel ve daha harika yemeklere "Kendiliğinden tesadüfen oluştu." demek, aynı derecede belki daha aşağı bir hurafe ve hezeyandır. 

Yine arkeologların kazı yaparken iki taşın üst üste olmasını bile tesadüfe veremeyip "Burada bir medeniyet yaşamış." demeleri gibi şu kâinat medeniyetinde ve şehrinde harika gezegen ve yıldızların hassas bir ölçü ve ahenk ile dönüp dolaşmalarını tesadüfe vermek akıl kârı değildir. 

Birinci fikre göre fail sebeplerdir. Tesadüf fikrinde ise fail rastlantıdır. Yani bir sanat rastlantı neticesinde o vaziyeti almış diyorlar. Halbuki bu fikre göre sanatın sanatkârı sebeplerdir. Mesela, elmayı icat eden ağaç, balı yapan arı, sütü veren inektir. Sebepler burada ilahlaştırılıyor. Tesadüf fikrinde ise elma ağaç sayesinde değil rastlantı sonucu oluşmuştur, sütü inek değil tesadüf o kıvama getirmiştir. Arı amaçsız uçarken bala rastlamıştır ve hakeza. Birinde sanatı yapan sebepler iken, diğerinde ise tesadüf ve rastlantıdır.

Bütün bu mantıksız ve saçma şeyleri reddedip tevhit ile Allah’a iman etmek, en büyük bilim en mükemmel düşünüş en kamil bir mantık en büyük bir hakikattir. Küfür ve şirkin hiçbir doğruluğu ve hakikati bulunmuyor yani.

"Şirkin hakikati şudur." diyenler, "Şirkin iç yüzü şudur." demek istiyorlar. Yoksa "Şirkin bir gerçekliği ve doğruluğu vardır." demek istemiyorlar, ikisini karıştırmayalım.

Ayrıca bazen bir fikrin yanlışlığını ve saçmalığını ispat etmek için, farazi bir şekilde o fikir gerçekmiş gibi değerlendirilebilir. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Makam, İkinci Meyve | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 858 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...