Block title
Block content

"Siyah Dutun Bir Meyvesi... O mübarek dut başında Eski Said, Yeni Said lisanıyla söylemiştir. Muhatabım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır. Mütekellim nefsim değil, tilmiz-i Kur’ân namına kalbimdir..." buraları izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Muhatabım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır.
Mütekellim nefsim değil, tilmiz-i Kur’ân namına kalbimdir."

Muhatabım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır( tutkunlarıdır). Konuşan nefsim değil, Kur’ânın bir talebesi olması cihetiyle kalbimdir.

"Geçen Sözler hakikattir, sakın şaşma, hududundan hazer aşma.
Ecânip fikrine sapma, dalâlettir kulak asma, eder elbet seni nâdim."

Geçen Sözler gerçeğin tâ kendisidir, sakın şaşma, sakın hududundan aşma (yanlış yola sapma). Ecnebilerin (yabancı kültürlere sahip kişilerin) fikrine sapma, dalâlettir kulak asma, seni (sonunda)  elbette pişman eder.

"Görürsün en ziyâdârın, zekâvette âlemdârın,
O hayretten der daim: “Eyvah, kimden kime şekvâ edeyim, ben dahi şaştım!”

(Dikkat etsen) görürsün ki, o yolda sana ışık tutan, zekâsıyla önderlik eden kişi, (Doğru yolu bulamamanın) hayretiyle daima der : “Eyvah, kimden kime şekvâ edeyim, ben dahi şaştım!”

"Kur’ân dedirtir, ben de derim, hiç de çekinmem.
Ondan Ona şekvâ ederim, sen gibi şaşmam."

Kur’ân dedirtir, ben de derim, hiç de çekinmem. (Hayır ve şerri Allah’ın yarattığını bilerek, ölüm, hastalık ve sair musibetleri) Ona şikâyet   ederim, senin gibi şaşmam.

"Haktan Hakka feryad ederim, sen gibi aşmam.
Yerden göğe dâvâ ederim, sen gibi kaçmam."

Haktan (imtihan yollu gelen belalar için yine)Hakka sığınır, O’na yalvarırım, senin  gibi (haddimi) aşmam (şikayet yoluna girmem). Yerden göğe dâvâ ederim, sen gibi kaçmam.

Ki, Kur’ân’da hep dâvâ nurdan nuradır, sen gibi caymam.
Kur’an’dadır hak hikmet, ispat ederim, muhalif felsefeyi beş para saymam.

İlahi bir nur (ve hidayet kaynağı) olan Kur’an’ın davası,  insanları (küfür ve dalalet karanlığından) nura çıkarmaktır,(ona tabi olurum,) senin gibi caymam. (Faydalı ilim ve doğru hüküm) Kur’ân’dadır, ispat ederim, (İnsanın ve kâinatın yaratılış gayesini Kur’ana zıt şekilde açıklamaya çalışan)  muhalif felsefeye beş para önem vermem.

"Furkandadır elmas hakikat, dercan ederim, sen gibi satmam.
Halktan Hakka seyran ederim, sen gibi sapmam."

Kur’andadır  elmas hakikat, ona canımı feda ederim, sen gibi satmam (ilim ve hikmeti menfaatime alet yapmam). (Mahlukat âlemini Allah namına tefekkür ederek) Halktan Hakka seyran ederim, sen gibi sapmam.

"Dikenli yolda tayran ederim, sen gibi basmam.
Ferşten Arşa şükran ederim, sen gibi asmam."

Tehlikeli yolda (Kur’anın feyziyle) uçarak giderim, senin gibi yere basıp yaralanmam. Yerden Arşa (kadar bütün ihsanları için Rabbime) şükran ederim, (bu vazifeyi) senin gibi asmam.

"Mevte, ecele dost bakarım, sen gibi korkmam.
Kabre gülerekten girerim, sen gibi ürkmem."

Ölüme, ecele (hakikatini bildiğim için) dost bakarım, (onlardan) senin gibi korkmam. (Ahbapların toplandığı yer olan) kabre  gülerek girerim, senin  gibi ürkmem.

"Ejder ağzı, vahşet yatağı, hiçlik boğazı sen gibi görmem.
Ahbaba kavuşturur beni, kabirden darılmam, sen gibi kızmam."

Kabri senin (sandığın) gibi  ejderha ağzı, vahşet yatağı, hiçliğe giden bir boğaz gibi görmem. Beni dostlarıma kavuşturduğu için (beni dünyadan ayıran, bedenimi ortadan kaldıran) kabirden darılmam, ona senin gibi kızmam.

"Rahmet kapısı, nur kapısı, Hak kapısı, ondan sıkılmam, geri çekilmem.
Bismillâh diyerek çalıyorum,(HAŞİYE-1) arkama bakmam, dehşet de almam."
HAŞİYE-1: Eyvah diyerek kaçmıyorum.

(Kabri) rahmet kapısı, nur kapısı, Hak kapısı (olarak gördüğümden), ondan sıkılmam, geri çekilmem. (Kabre girmekle o rahmet kapısını) Bismillâh diyerek çalıyorum, arkama bakmam, dehşet de almam.

"Elhamdülillâh diyerek rahat bulup yatacağım, zahmeti çekmem, vahşette kalmam.
Allahu ekber diyerek ezan-ı Haşri işitip kalkacağım,(HAŞİYE-2) Mahşer-i Ekberden çekinmem, Mescid-i Âzamdan çekilmem."
  HAŞİYE-2: İsrâfil'in ezanını fecr-i Haşirde işitip Allahu ekber diyerek kalkacağım. Salât-ı Kübrâdan çekilmem, Mecma-ı Ekberden çekinmem.

Fecir zamanında sabah namazı için ezan okunduğunda,  Müslümanların camiye koşmaları gibi, İsrâfil’in sûra üflemesini de Rabbimin huzurunda toplanmak için bir nevi ezan telakki edecek,  “Allahu Ekber” diyerek kalkacağım ve huzura koşacağım. Ne bu namazdan çekilirim, ne de bu toplanmadan çekinirim.

"Lütf-u Yezdan, nur-u Kur’ân, feyz-i iman sayesinde hiç üzülmem.
Durmayıp koşacağım, Arş-ı Rahmân zılline uçacağım, sen gibi şaşmam inşaallah."

Allah’ın lütfu, Kur’an'ın nuru ve imanın feyzi sayesinde hiç üzülmem. (Rabbimin ihsanlarına ulaşmak için) durmayıp koşacağım, mahşerde Arş-ı Rahmân’ın gölgesine (selamete ermek için)  uçacağım, (o dehşetli günde) senin gibi şaşmam inşaallah.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...