Block title
Block content

"Sizin şu vahşet-engiz, cehalet-perver husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husumet kurtlarından biçare meşrutiyet korkar. Kolaylıkla gelmeğe cesaret edemez..." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"S-Tarif ettiğin meşrutiyetin ne miktarı bize gelmiş ve niçin bütün gelmiyor?"

"C— Ancak on kısımdan bir kısmı size gelebilmiş. Zira sizin şu vahşet-engiz, cehalet-perver husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husumet kurtlarından biçare meşrutiyet korkar. Kolaylıkla gelmeğe cesaret edemez. Eğer siz tenbel kalıp da onun yolunu yapmasanız, tenbellik etseniz yüz sene sonra tamamen cemalini göreceksiniz."(1)

Vahşet tabiri kırsal ve bedevi yaşam anlamına geliyor ki, bu geri kalmışlığın bir işaretidir. Bu asırda ise medenilik ve şehir hayatı gelişmişliğin bir işaretidir. Vahşetin ayıya nispet edilmesi, bireysel ve kırsal yaşamın olumsuzluğunu vurgulamak içindir.

Cehalet zaten ejderhaya benzetiliyor. Evet cehalet kırsal ve bedevi yaşamın doğal bir sonucu gibidir. Zira toplu yaşamaktan uzak olan mezra tarzı yaşamlara eğitim sisteminin götürülmesi çok zor ve pahalıdır. Üstad Hazretleri kendi döneminin sosyal gerçeklerini biraz da kendi garip üslubu ile ifade ediyor.

Husumet yani kan davası, kin ve adavet kırsal ve feodal yaşamın en büyük realitesidir. Medeni hayatta aşiretin töreleri değil hukukun üstünlüğü hükmeder. Cezayı aşiret meclisleri değil mahkemeler verir.

İşte vahşet, cehalet ve husumetin hükmettiği bir yerde, meşrutiyet ya da bugünkü adı ile demokrasi barınamaz. Demokrasinin gelmesi ve yerleşmesi bu üç menfi şeyin bertaraf edilmesine mütevakkıftır.

(1) bk. Münazarat, Sualler ve Cevaplar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...