Block title
Block content

Sofiye meşrebinden kat-ı nazar, İslâmiyet vasıtayı red, delili kabul ve vesileyi nefiy, imamı ispat eder. Başka din vasıtayı kabul eder... Cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sofiye meşrebinden kat-ı nazar, İslâmiyet vasıtayı red, delili kabul ve vesileyi nefiy, imamı ispat eder. Başka din vasıtayı kabul eder."(1)

Öncelikle, Risale-i Nur'da geçen bir cümle ya da kelimeyi anlamak için konu bütünlüğüne dikkat etmeliyiz. Yani cümle ya da kelimenin öncesi ve sonrasını iyi analiz etmeliyiz ki, bir çok cümle ya da kelime konu bütünlüğünde anlaşılabilir. Bir cümleyi konu bütünlüğünden çıkarıp sadece cümle üzerinde düşünmek, o cümleyi anlamayı zorlaştırır. Bu sebeple İslam ilimleri içinde ayet ve hadisleri güzel ve doğru anlamak için Siyak-Sibak (Konunun Öncesi-Sonrası)  ilmi önemli bir yer tutar.  

İslam dini ile diğer dinler arasında vasıta, vesile ve aracı gibi kavramlara bakış açısı farklılık arz eder. Diğer dinlerde,  özellikle Hristiyanlık dininde vasıtalar ve vesileler Allah ile kul arasında  bir ilah, bir rab gibi tasavvur edilmiştir, bir nevi ilahlaştırılmıştır. Allah ile kul arasına ruhban sınıfı, yani kilise ve papazlar  girerek, bir nevi Allah gibi otorite kurmuştur ve şu ayete massadak olmuşlardır “Allah'ı bırakıp da birbirimizi rab edinmeyelim." (Âl-İ İmrân Sûresi, 3:64) Hristiyanlıkta kilise ve papaz insanları affeder , insanlara cennetten arsa verebilir, insanları kutsaya bilir. Bu gibi inançlar gösteriyor ki papaz adeta bir ilah gibi vasıtalık yapıyor, araç olması gerekirken amaç oluyor.

İslam dininde ise bu çeşit vasıtalar ve vesileler ret ve nefiy edilmiş, onun yerine delil ve imam gibi kavramlar yerleştirilmiştir. İslamiyet'de  imam, yani alimler ve ehil olan salih zatlar, ancak ilmi ile ümmeti irşat ve aydınlatma ile görevlidirler. Bu irşat ve aydınlatma görevini  yaparken de delil ve ispat ile hareket etmek zorundalar. Yoksa onların hiçbir baskı ve dayatması söz konusu olamaz. Yani delilsiz ve ispatsız iddiaları  ümmeti bağlamaz.

Hristiyanlıkta ise ruhbanların her sözü tartışmasız kabul edilmek zorundadır. Onlar iddialarını ispat etmeye gerek de duymazlar. Yalnız İslam’da Allah katında büyük zatları vesile ederek dua etmekte ve onların yine Allah’ın izni ile şefaatlerini istemekte bir zarar yoktur. Şefaat ve vesile-i dua etmek ile ruhban sınıfının Allah ile kul arasına girmesinin farkı zahirdir. Zira duayı kabul edip icabet etmek Allah’a aittir, vesileye ait değildir.

Özetle, İslam’daki imam kavramı,  alimler tabakasını temsil eder, delil ise Kur'an ve sünnettir. Onlar Kur'an ve sünnetten aldığı delil ve ispatlarla ümmeti doğru yola sevk ederler. Bunun dışında, vesilelik noktasında diğer insanlardan farkları yoktur. Vasıta ve vesile cümle içinde geçen bir kurgudur, mana açısından farkları yoktur.

(1) bk. Sünûhat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Sünuhat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3248 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...