Block title
Block content

"Sofra-i nimet suretinde halk ettiği ve bütün envâ-ı nimeti o sofrada مِنْ حَيْثُ لاَ يَحْتَسِبُ bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle,.." Bu cümledeki "umulmadık yerlerden" ifadesini nasıl anlayabiliriz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkını vermek Allah'a ait olmasın." (Hûd, 11/6)

"Ummadığı yerden rızıklandırma" tabirini birkaç şekilde anlamak mümkün:

Birincisi, rızkın toprak, hava ve su gibi tabiatı gereği rızka müsait olmayan yerlerden gönderilmesidir. Evet, toprak rızık açısından en uzak en tuhaf ve en umulmayan bir sebep ve vesiledir. Çünkü toprak sebepler içinde en katı en mat en hayata elverişsiz ve en pespaye ve ayak altında bir sebeptir. Ama rızıkların kahir ekseriyeti bu sebepler eli ile gönderiliyor. Ta ki insanlar rızkı sebeplerden bilmesinler.

Şayet rızkın sebebi ya da vesilesi çok parlak ve kuvvetli olmuş olsa idi, insanlar şükrün kapısı olan rızkı sebebe verip şükrü terk ederlerdi. Allah bu yüzden rızkın sebebi olan toprağı  en adi ve en kesif bir tabiatla yaratmış. Şayet rızık umduğum bir sebepten gelseydi hâlim harap olurdu.

İkincisi, rızkın umulmadık bir zamanda umulmadık bir mekânda verilmesidir. Bazen çok acıkırız hiç bilmediğimiz bir yerde umulmadık bir ziyafete çağrılırız, hayat böyle sürprizler ile doludur. Mesela, İstanbul’a bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim, o da bir arkadaşına davetli imiş sonra oraya gittik ve orda yemek yedik. On beş milyonluk İstanbul'da, hiç tanımadığım birisinin evinde yemek yemek, umulmadık bir rızıklandırılma sayılabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Risale olan İkinci Kısım | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2905 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...