Block title
Block content

"Sonra birden hiç sebep hissetmeden yine Hakkı, Hulûsi’ye arkadaş oldu. İsmiyle, resmiyle has dairesine girdi..." Buradaki konuyu açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

O dönemde Risale-i Nur'un el ile yazılıp çoğaltılması çok önemli ve hayati bir vazife idi. Ve Üstadımız bu hayati vazifeyi sadakatle yapan talebeleri arasında bir derecelendirme yapıyor. Ve bu derecelendirmeye göre duada bulunuyor ya da iştirak-i amele hissedar oluyor. Bu vazifeyi çok yapanlara çok dua, az yapanlara az dua yapıyor yani. Yani "Üç kuruşa beş köfte." olayı yok, herkes mücadelesi ve gayreti kadar hisse alır.

“Vazifedarâne kalemi her gün istimal etmeyenler, Risale-i Nur talebeleri ünvan-ı icmâlîsinde her yirmi dört saatte yüz defa hissedar olmak yeter diye, hususî isimlerle has şakirtler dairesi içinde bir kısmın isimleri muvakkaten tayyedildi.”

“Kardeşimiz Hakkı Efendi de onların içinde idi. Birkaç gün öyle devam etti. Sonra birden hiç sebep hissetmeden yine Hakkı, Hulûsi’ye arkadaş oldu. İsmiyle, resmiyle has dairesine girdi.”(1)

Birinci cümle, söz konusu derecelendirmeye işaret ediyor.

Hakkı Ağabey, demek bir ara vazifeyi gevşetmiş, bunun neticesinde dua ve ameldeki hissesi de ona göre düşmüş. Sonra geri eski gayrete ve vazifeye dönünce, dua ve ameldeki derecesi de ona göre geri artmış deniliyor.

Risale-i Nur mesleğinde dost, kardeş, talebe, has gibi kişinin gayret, kabiliyet, ibadet ve ihlasına göre birçok derece ve makamları vardır. Bir makam var, ona erişince "yan gel yat" olayı yok.  

(1) bk. Barla Lahikası, (285. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Gökyüzü
Çok güzel izah edilmiş. Allah razı olsun. Bu cümlede..., hususî isimlerle has şakirtler dairesi içinde bir kısmın isimleri muvakkaten tayyedildi.” cümlesi de bu derecelendirmeye işaret ediyor. Bende isimleri silindi manasında anlamıştım. Ama çok şükür öyle bir durum yok. Herkes gayreti nisbetinde sevap alıyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...