"Sonra, herbiri birer gizli hazine-i mâneviye hükmünde olan Esmâ-i Rabbâniyenin cevherlerini idrâk terazisiyle tartmak, kalbin kıymetşinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir." Bu paragrafı izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir hadis-i Kudsîde şöyle buyrulur:

"Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim (bilinmeye muhabbet ettim) ve mahlûkatı yarattım."(Acluni, Keşfü'l- Hafa, II/132)

Bediüzzaman Hazretleri de bu hadisten ilham alarak "Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek ister." buyurmuş ve On Birinci Söz’de bu konuyu tahsilatıyla izah etmiştir.

Yedinci Şua'da şöyle denilmiştir:

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَاْلاِنْسَ اِلاَّ لِيَعْبُدُونِ âyet-i uzmâsının sırrıyla, insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi Hâlık-ı Kâinatı tanımak ve Ona İmân edip ibadet etmektir. Ve o insanın vazife-i fıtratı ve fariza-i zimmeti, mârifetullah ve iman-ı billâhtır ve iz'an ve yakîn ile vücudunu ve vahdetini tasdik etmektir."(1)

Evet insan Allah'a iman etmek, bilmek ve tanımak için yaratılmıştır. İnsan kâinat sarayında teşhir edilen hârika eserlerde tecelli eden, Allah'ın esmâ ve sıfatlarını okuyacak, Rabbini tahmid, tahsin, takdir ve tesbih edecektir.

Yirmi Üçüncü Söz'ün Beşinci Nükte'sinde de insanın Allah'ı tanıması ve hakiki kulluk mertebesine ulaşabilmesi için yapması gereken vazifeler maddeler halinde izah edilmiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...