Block title
Block content

"Sonra imanın bir nuru olan muhabbeti sana vermekle, gayri mütenahi bir sofra-i nimet ve saadet ve lezzet sana ihsan etmiştir..." İnsanın sahip olduğu nimetler ve nimetlerin mahiyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sonra, imanın bir nuru olan muhabbeti sana vermekle, gayr-ı mütenâhi bir sofra-i nimet ve saadet ve lezzet sana ihsan etmiştir."

"Yani, cismâniyetin itibarıyla küçük, zayıf, âciz, zelil, mukayyet, mahdut bir cüzsün. Onun ihsanıyla, cüz’î bir cüzden, küllî bir küll-ü nuranî hükmüne geçtin. Zira, hayatı sana vermekle, cüz’iyetten bir nevi külliyete; ve insaniyeti vermekle hakikî külliyete; ve İslâmiyeti vermekle ulvî ve nuranî bir külliyete; ve marifet ve muhabbeti vermekle muhit bir nura seni çıkarmış."

"İşte, ey nefis, sen bu ücreti almışsın. Ubûdiyet gibi lezzetli, nimetli, rahatlı, hafif bir hizmetle mükellefsin. Halbuki buna da tembellik ediyorsun. Eğer yarım yamalak yapsan da güya eski ücretleri kâfi gelmiyormuş gibi, çok büyük şeyleri mütehakkimâne istiyorsun. Ve hem 'Niçin duam kabul olmadı?' diye nazlanıyorsun."(1)

Burada insanın iç içe genişleyerek giden nimetler silsilesi izah ediliyor. İnsanın mazhar olduğu bu geniş nimet safhaları ise; ancak insana takılan cihazlar sayesinde istifade ediliyor. İnsanın mazhar olduğu bu nimet safhalarını başlık şeklinde teker teker izah edelim.

Varlık Nimeti: İnsanın mazhar olduğu en önemli ve temel nimeti varlıktır. Zaten diğer bütün nimetler de, bu nimet temeli üzere bina oluyor. İnsan varlık sahasına çıkmasa idi, hiçbir nimetten istifade edemeyecekti. Bu yüzden nimetlerin en büyüğü ve esaslısı; yoklukta bırakılmayıp, varlık sahasına çıkarılmamızdır.

Hayat Nimeti: Varlık nimetinden sonra, insanın mazhar olduğu en büyük nimet hayat nimetidir. İnsan camit bir taş, toprak, ateş de olabilirdi. Ama insan hayatın ihsan edilmesi sayesinde, bu camitlikten kurtulup, bütün kainat ile irtibatlı hale geldi. Zira hayat öyle bir nimettir ki; bütün kainatın muhassalası ve bütün mevcudatın özeti gibidir. Hayatın teşekkülü, bütün kainat çarklarının işlemesi ve hareketi ile oluyor. Ve insana takılan bütün cihaz ve kabiliyetler, hayat sayesinde işleyip çalışabiliyor. Bu yüzden hayat varlıktan sonra ikinci bir temel nimettir, diğer bütün nimetler, bu nimet ile hissedilir ve işlettirilir.

Ruh  Nimeti: Varlık ve hayattan sonra üçüncü önemli nimet ruhtur. İnsan bitki gibi bir hayata da mazhar olabilirdi ama; ruh sayesinde varlık ve hayatı külliyet kesp ediyor, nimet ve istifade dairesi iyice genişliyor. Bitkiler de rızka mazhar ama; insan gibi bir rızka mazhar olamazlar. Zira insan, ruhu sayesinde nimetlerin bütün incelik ve letafetlerine mazhar olabiliyor.

İnsaniyet ve Şuur Nimeti: İnsan, şuur ve insani vasıflar sayesinde, diğer bütün varlık sınıflarının üstünde bir mevkiye çıkıyor. Ve insaniyet ve şuur vasıtası ile bütün kainat ve kevniyat, insan önünde bir sofra şekline bürünüyor. Hayvanda da ruh vardır ama; insaniyet ve şuur olmadığı için kainat sofrasından istifadesi sınırlıdır. İnsaniyet ve şuur; insana müthiş bir külliyet ve kapsamlılık veriyor.

İslamiyet ve İman Nimeti: İslam ve iman nimeti, insanın külliyetini farklı varlık boyutlarına taşıyor. Bir kafirin insaniyet ve şuur noktasından dairesi maddi alemle münhasır iken, müminin dairesi bütün gaybi alemleri de içine alıyor. Ezel ve ebed alemleri kadar sofrası ve bakışı genişlik kazanıyor. İman ve İslam nimeti, insaniyet ve şuura bir rehberlik yapıp, müteal (âli, yüksek) alemlerde dolaştırıyor. Cennet ve cehennem yurtlarının varlığını ve lezzetini iman sayesinde tadabiliyor.

Nasıl hayvan, insanın mazhar olduğu nimetlere ulaşamıyor ise, kafir de insanın iman ile elde ettiği külliyet ve genişliğe ulaşamıyor. Kafirin sofrası maddi ve kevni alemler ve hazır anı iken; müminin sofrası bütün maddi ve manevi alemler ve zamanın hepsidir.

Marifetullah ve Muhabbetullah Nimeti: Mümin bir insanın kalbi ve ruhunda, Allah’ın marifet ve muhabbeti tahkiki bir surette kökleşip yerleşir ise; insanın nimet ve istifade dairesi öyle bir külliyet ve genişlik kazanır ki, değil maddi ve manevi alemler; Vücup alemine yani, Allah’ın ezeli ve ebedi Zat-ı Akdesine ve sıfatlarına uzanır. Bütün nimetlerin asıl membaı ve tecelli suretinde kaynayıp geldiği noktayı içine alır bu marifet ve muhabbet nimeti.

Bu nimetin de kendi içinde çok derece ve mevkileri vardır. İnsan bu marifet ve muhabbet nimetinde, ne kadar keskinleşip derinleşirse; daire ve külliyeti de o derece keskin ve derin olur.

"Ey insan-ı müştekî! Sen mâdum kalmadın, vücut nimetini giydin, hayatı tattın, câmid kalmadın, hayvan olmadın, İslâmiyet nimetini buldun, dalâlette kalmadın, sıhhat ve selâmet nimetini gördün, ve hâkezâ..."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Beşinci Dal

(2) bk. Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Beşinci Dal, İkinci Meyve | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3735 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

zelal yılmaz

a.rrazı olsun...sadece r,nur okuyup mu bu sorulara cewap weriosunuz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...