Block title
Block content

"Sonra isyanla tekeddür eder, şeffafiyetini kaybeder... Sonra sair insanları, hattâ esbabı kendine ve nefsine kıyas edip, onlara kabul etmedikleri ve teberrî ettikleri halde-birer firavunluk verir." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"... Sonra gaflet ve inkârla o enaniyet tecemmüd eder. Sonra isyanla tekeddür eder, şeffafiyetini kaybeder. Sonra gittikçe kalınlaşıp sahibini yutar. Nev-i insanın efkârıyla şişer. Sonra sair insanları, hattâ esbabı kendine ve nefsine kıyas edip, onlara -kabul etmedikleri ve teberrî ettikleri halde- birer firavunluk verir."(1) 

"Ene" dediğimiz şey, yani insandaki benlik duygusu özünde somut ve mevcut bir şey değildir. Yani ene denilen şey varsayılan ya da mevcut olmadığı hâlde mevcutmuş gibi kabul edilen izafi bir kavramdır. Ve ene, Allah’ın ezeli ve ebedi sıfatlarını anlamamıza yardımcı olan bir kıyaslama vasıtasıdır.

Şayet insan küfür ve gaflet ile eneye bir değer bir varlık verirse, o zaman ene asli görevinden çıkıp insanı yutan manevi bir canavara dönüşür. Enenin ham ve zararsız hâli hava ile sembolize edilirken, katı ve isyankâr hâli cemadat (cansız cisim) ile sembolize ediliyor.

İnsan benlik duygusunu ya Allah’ı sıfatları ile tanımakta kullanır ya da kendine mal edip Allah’a meydan okuyan bir asi kafire dönüşür.

Ene şeffaf hâli ile Allah’ın sıfatlarını gösteren bir ayna iken, küfür ve gaflet bu aynayı bulanıklaştırıyor. Bulanık ene ile Allah’ı tanımak ve bilmek âdeta imkânsızdır.

Ene dediğimiz duygu, sadece insanın şahsi irade ve bakışı ile gelişen bir duygu değil, etrafındaki sosyal hayat ve fikirlerden de etkilenen bir duygudur. Etrafındaki insanlar kibirli ve bencil ise, insan menfi etkilenirken mütevazi ve diğerkâm iseler müspet etkilenir. Yani çevrenin insan karakteri üzerindeki etkisi büyüktür.

Ene, aynı zamanda insanın hayata bakışını da etkiliyor. Kendini müstakil ve bencil gören birisinin diğer insanları kul ve salih birer insan görmesi düşünülemez. Yani Allah’a enesi ile meydan okuyan bir firavun diğer insanları da kendi gibi firavun olarak telakki eder. "Ben Allah’a muhtaç değilsem diğer insanlar da Allah’a muhtaç değil." der ve eşya ile Allah arasındaki bağı sübjektif bir şekilde koparır.

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Maksat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 778 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...