Block title
Block content

"Sonra, nizâmât-ı muayyene ve harekât-ı muttarıda ile ve desâtir-i mahsusa ile, rızık olarak bir bedene girip, o beden içinde dört matbahta pişirildikten sonra ve dört inkılâbât-ı acîbeyi geçirdikten sonra..." Açıklar mısınız; bu dört matbahla ilgi ayetler var mıdır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Gıda olarak alınan maddeler vücutta dört farklı yerde muamele görür. Bu işlemlerin hepsine sindirim denir. Yiyecek olarak alınan gıda maddeleri önce ağızda dişler vasıtasiyle küçük parçalara ayrılır. Burada tükürükte bulunan bir enzimle nişasta cinsi karbonhidratlar kısmen sindirilir.

Sonra yemek borusu vasıtasıyla mideye giden gıdalar burada da mekanik olarak daha küçük parçalara ayrılır. Ayrıca midede; protein denilen gıda maddeleri, mide tarafından salgılanan hidroklorik asit ve pepsin enzimi sayesinde kısmen parçalanırlar.

Mekanik olarak çok küçülmüş ve kısmen sindirilmiş bu bulamaç şeklindeki yiyeceklere kimus denir. Mide kendisi de protein yapısında olduğu halde, asit tarafından sindirilmekten salgıladığı mukus tarafından korunur. Kimus üçüncü olarak azar azar ince bağırsaklara geçer. İnce bağırsaklarda çeşitli enzimler sayesinde proteinler aminoasitlere, karbonhidratlar monosakkaritlere, yağlar ise gliserol ve yağ asidi moleküllerine ayrılır.

Sindirimi tamamlanmış olan bu gıda moleküllerinin çoğu ince bağırsaklardan emilir. Gerisi kalın bağırsağa geçer. Kalın bağırsağa geçen kimus günlük bir litre kadardır, çoğu su ve minerallerden oluşur.

İnce bağırsaktan emilen gıda maddelerinin çoğu dördüncü olarak karaciğere gelir. Glukoz ve yağların bir kısmı karaciğerde depolanırlar. Kolesterolün büyük bir bölümü karaciğerde sentezlenir. Karaciğer ayrıca birçok maddeyi sentezlediği gibi, birçok maddenin de zararlı etkilerini ortadan kaldırır. Sentezlediği maddeleri kana verir. Diğerlerini de safra vasıtası ile bağırsaklara atar.

Bu izahlara göre ağız, mide, ince bağırsaklar ve karaciğer bir cihette mutfak, bir cihette mühim inkılapların geçtiği yerler, bir cihette ise bir nevi süzgeç olarak vazife görürler.

* * *

"Şimdi, o Rezzâk-ı Hakîmin gönderdiği o madde-i lâtifenin etvârına bak. Göreceksin ki, o maddenin zerrâtı, bir kafile gibi küre-i havada, toprakta, suda dağılmışken, birden hareket emrini almışlar gibi bir hareket-i kasdîyi işmam eden bir keyfiyetle toplanıyorlar. Güya onlardan herbir zerre bir vazifeyle bir muayyen mekâna gitmek için memurdur gibi, gayet muntazam toplanıyorlar. Hem gidişatından görünüyor ki, bir Fâil-i Muhtarın bir kanun-u mahsusuyla sevk edilip, cemâdat âleminden mevâlide, yani zîhayat âlemine girerler. Sonra, nizâmât-ı muayyene ve harekât-ı muttarıda ile ve desâtir-i mahsusa ile, rızık olarak bir bedene girip, o beden içinde dört mutfakta pişirildikten sonra ve dört inkılâbât-ı acîbeyi geçirdikten sonra ve dört süzgeçten süzüldükten sonra, bedenin aktârına yayılarak, bütün muhtaç olan âzâların muhtelif ve ayrı ayrı derece-i ihtiyaçlarına göre, Rezzâk-ı Hakikînin inâyetiyle ve muntazam kanunlarıyla inkısam ederler."(1)

Madde-i latife denilen şey, insanın bedeninde çalışan ve onun yaşamasına sebep olan vitamin, protein ve elementlerdir. Bunlar insan bedenine rızık suretinde gönderiliyorlar.

Mesela, havuç kainat mutfağında hazırlanıp yeme kıvamına getirilince, insan bunu rızık şeklinde yiyerek gözde çalışmak üzere letafet kazandırıp sevk ediyor. Havucun maddi halinin göze vitamin ve element olması mümkün olmadığı için, gözün letafetine uygun hale gelmek üzere bir çok rafine ve latifleştirme aşamalarından geçmesi gerekiyor.

Mide bunlardan bir tanesidir. Mide, rızkı hazmederek, bedenin hassas ve latif noktalarına layık bir surete çeviriyor. Sair sindirim sistemleri havucu  daha da  latifleştirerek gözün latif bünyesine uyumlu hale getiriyor. Dışarıda maddi ve kesif olan gıdalar rızık şeklinde insan bedeninde latif ve nurani bir madde şeklinde çalışıyorlar. Havucu bu rafine aşamalarından geçirmeden, direkt göze soksak, göze rızık ve fayda değil, zararlı bir düşman olur.

İşte Üstad Hazretleri burada bu süreci izah ediyor. Rezzak ismi sadece kainat mutfağında değil, insan bedeninde de başka aşamalar şeklinde tecelli ediyor. Bu dört mutfak tabiri, gıdaların insan bedeninde geçirdiği aşamalar ve dönüşümlerdir. Mesela ağız bir aşamadır, gıdalar ilk olarak burada öğütülür. Mide ikinci ve en büyük bir aşamadır, ağızdan gelen yarı mamul ürünler burada tam manası ile hazmedilir ve dönüştürülür vs.

Daha bunun gibi  tıbbın konusu olan gıdanın bir çok aşamalardan geçerek azalara vitamin ve besin olması harika bir sevk ve idarenin mahsulüdür. Bu aşamaların detayı Kur’an’ın değil, tıbbın sahasıdır.

(1) bk. Sözler,  Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksad.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat, İkinci Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2921 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

drerkan
Sağmal hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarında kan ve dışkı arasından çıkan ve içenlerin boğazından kolaylıkla geçen halis bir sütle sizi besleriz. Nahl Sûresi, 16:66 Burada iki matbaha işaret var.
Log in or register to post comments
sebobiyo

1.hazım: Mide ve barsaklarda
2.hazım: karaciğerde
3.hazım: kanda
4.hazım:hücre içinde (mitokondri denen organelde)
Bu yaklaşım İbni Sina ekolünün günümüzdeki temsilcisi olan Dr Aidin Salihe aittir.

Log in or register to post comments
BENZER SORULAR
Yükleniyor...