Block title
Block content

"Sonra, vazife-i teftişiyelerini ve nakş-ı san’atta mekiklik hizmetini ifadan sonra yine dönüp, sultanları olan güneşin şâşaalı dairesine girip gizleniyorlar." cümlesindeki "teftiş ve mekik" meselelerini açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Vazife-i teftişiyeleri nasıl oluyor?

Üçüncü Mektup'da Üstadımız hünnes ve künnes tabiriyle Kur'an'da Cenab-ı Hakk'ın kasem ettiği yıldızların ve seyyarelerin; akışlarında, çıkışlarında, gizlenmelerinde ve cereyanlarında gösterdikleri ibret levhaları ve sanat nakışları ve temsilatları hususunda; bir tefekkür ve temaşa sahifeleri gösterdiklerini ifade ediyor.

Hünnes tabiriyle sinen veya dönen veya görünmeyen yani gaib olan yıldız ve gezegenler kastediliyor. Künnes tabiriyle de cereyan eden, akan tulu eden ve görünen yıldız ve gezegenler nazara verilmektedir. Veya güneşle hünüs eden sinenler, gece ile künüs eden çıkanlar kastedilmektedir.

Veya hünnes veya künnesden maksat Hz. Ali'ye (r.a) göre Zühal, Müşteri, Merih, Zühre ve Utarid denen beş seyyare kastedilmiştir.

Bazılarına göre de umum yıldızlar denmiştir. Bazılarına göre de alemi şahadette görünüp sonra alemi gaib’a geçen ve sinen her şeye şamildir. Bazılarına göre de melaikelere işaret edilmiştir.

Mezkur izahlara göre seyyarat ve yıldızlar hareketlidir ve alemde her şey cereyan etmekte, bazıları mevsim ve vaziyetine göre bazen gizlenip, bazen de aşikar olmaktadırlar.

Nasılki semadaki cirimlerin hareketleri ile burçlar sureten teşekkül ediyor ve suretleşiyor ise; bazı seyyareler de güneşin azameti ve saltanatı yanında gizli, idare edilen konumunda iken; daha küçük ve sönük seyyare ve yıldızların yörüngesine girdiklerinde bu defa kumandanlık ve saltanat sanki onlarda görünüyor. Mesela, gündüz hakimiyet ve saltanat güneştedir. Çöl paşası olan güneş meydana çıktığında, geceleri nazara çarpan ve görünen yıldızların ve ayın saltanatı biter ve gizlenir. Çünkü hakimiyet güneşindir.

Gece vakti geldiğinde; gündüz mahküm olan, sinen ve görünmeyen yıldızların ve ayın çıktığını, tezahür ettiğini, adeta hakimiyet ve saltanatın bunlara geçtiğini görürüz.

Aynen öyle de hünnes ve künnes ile tabir edilen seyyareler ve yıldızlar bazen, sinerler, gizlenirler ve mahkumdurlar. Bazen de meydana çıkar cereyan eder ve hakimdirler.

İşte Muazzez Üstadımız bu gezegen ve yıldızların parladığı, aşikar olduğu ve zuhur ettiği dönemleri; bir teşbih ile bu çıkan ve görünenler, bir kumandan gibi saltanat edasıyla diğer yıldızları ve gezegenleri teftiş ediyorlar anlamında bir tefekkür, ibret ve sanat levhası olarak nazara veriyor.

Nakş-ı san’atta mekiklik hizmetini ifa nasıl oluyor?

Zühre yıldızı gibi hünnes ve künnes tabiri ile kastedilen seyyareler ve cirimler; cereyanları ve hareketleri ile semada değişik şekil ve suretlerde nakışlar ve vaziyetler meydana getiriyorlar.

Ancak semadaki ehli temaşa ve ehli tefekkürü hayrete getirecek muntazam ve mükemmel sanat, şekil ve vaziyetlerinin görünebilmesi için Kur'an'da üzerine kasem edilen o seyyareler, diğer yıldızların aralarında cereyanlarıyla, o suret ve sanat levhalarını göstermek için mekik vazifesi görmektedirler.

Dokuma tezgahlarında mekik olmazsa, iplerden herhangi bir imalat çıkamayacağı gibi; hünnes ve künnes tabiri ile bazen görünen ve bazen görünmeyen, bazen cereyan eden bazen de durur gibi görünen seyyareler ve cirimlerin hareketleri mekik gibi vazife ifa ediyor. Âdeta diğer yıldızlar arasında hareket etmeleri ile güzel suretler ve şekiller meydana gelmesine sebep oluyorlar. Bu açıdan "mekik" teşbihi çok manidardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Mektup | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 818 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...