Block title
Block content

Katre

İçerikler

  1. Ucb hastalığına yakalanmış ve "Ben Kadir Gecesi'ni ihya ettim, seksen senelik sevap kazandım, artık ibadet etmeme gerek yok." şeklinde düşünen birine nasıl cevap verebiliriz?

  2. Üstad hazretleri, Mesnevi-i Nuriye'de: "Amale güvenmek ucub'dur." demektedir. Halbuki İmam-ı Gazali Hazretleri ucbu kendine beğenme hastalığı diye ifade etmektedir. Bu nasıl olmaktadır?

  3. Yeisten kaçarken ucba, ucbdan kaçarken de yeise düşüyorum, ne yapmalıyım?

  4. “Arkadaş! Amele ve taate muvaffak olamayan azabdan korkar, yeise düşer.” cümlesini açar mısınız?

  5. “A’mâle güvenmek ucubdur, insanı dalâlete atar. Çünkü insanın yaptığı kemâlât ve iyiliklerde hakkı yoktur. Mülkü değildir; onlara güvenemez.” cümlelerini açar mısınız?

  6. "O vücutta yapılan binlerce tasarrufattan, ancak bir tane insana aittir." Buradaki "bir tane" nedir? Zamanımızdaki insanların bir olan tasarrufunu bin zannetmelerinin sebebi ne olabilir?

  7. "Ve keza, insanın elindeki ihtiyar pek dardır. Havâssının en genişi hayal olduğu halde, o hayal akıl ve aklın semerelerini ihata edemez. Bunları, bu kadar büyük iken, nasıl daire-i ihtiyarına idhal edip, onlarla iftihar ediyorsun." Açıklar mısınız?

  8. Dört çeşit hastalıktan ikincisi olan “ucub” hakkında bilgi verir misiniz?

  9. Hayalin akıl ve aklın semerelerini ihata edemez bahsinde, Bediüzzaman Hazretleri bizlere ne anlatmak istemiş?

  10. "Arkadaş! Kalble ruhun hastalığı nisbetinde felsefe ilimlerine meyil ve muhabbet ziyade olur." cümlesi ile "Aklın nuru fünun-u medeniyedir, kalbin ziyası ulum-u diniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tevellud eder." Bu cümleleri nasıl anlamalıyız?

  11. "Böyle insanlar, malûmat ve keşfiyatlarını daha yüksek görmekle, eslâf-ı izâmın irşadat ve keşfiyatlarından mahrum kalırlar.", "Binaenaleyh, eslâf-ı izâmın hikmetini bilmediğimiz bazı hallerini beğenmemek sû-i zandır." Bu iki cümleyi izah eder misiniz?

  12. "İnsan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan, herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Kendisinde bulunan sû-i ahlâkı, sû-i zan sâikasıyla başkalara teşmil etmesin. Ve başkaların bazı harekâtını, hikmetini bilmediğinden takbih etmesin." İzah eder misiniz?

  13. Dört çeşit hastalıktan dördüncüsü olan “suizan” hakkında bilgi verir misiniz?

  14. Dört çeşit hastalıktan üçüncüsü olan “gurur” hakkında bilgi verir misiniz?

  15. İbadet gurura, günah küçülmeye sebep olabilir mi?

  16. Kur'an ve hadis ilimlerine vâkıf olanların (Risale-i Nur okuyanlar da var), Ehl-i sünnet çizgisinden çıkmalarını; dalalette gidip, fikirleriyle televizyon vasıtasıyla insanların zihinlerini bulandırmalarını nasıl anlayabiliriz?

  17. Suizan konusu Risale-i Nur'da nasıl anlatılmaktadır? Suizan şeytandan mı, nefisten mi, yoksa her ikisinden mi?

  18. Üstad'ın eserlerinde, kendisine karşı suizan yaptığımız alimin, eserlerini okuyunca veya kendisini dinleyince bir feyz alamıyacağımız söyleniyor. Doğru mu, bilgi verir misiniz?

  19. “Taht el-arz yaptığım hayali bir seyahat...” Bu cümlede geçen “taht el-arz” ifadesi ne demektir?

  20. Üstad'ın tahtel arz yaptığı hayali bir seyahatte gördüğü hakikatlerden “İKİNCİ HAKİKATİ” detaylı olarak açıklar mısınız?

  21. Üstad’ın taht el-arz yaptığı hayali bir seyahatte gördüğü hakikatlerden “BİRİNCİ HAKİKAT”İ detaylı olarak açıklar mısınız?

  22. "Ruhu fasid, kalbi hasta olanlardan başka kimse o ağır yükün altına giremez..." Açıklar mısınız?

  23. "Şu gördüğün dünyayı, bütün lezâiziyle, sefahetleriyle, safâlarıyla pek ağır ve büyük bir yük gördüm." ifadesiyle "Dünyayı kesben değil kalben terketmek lazım." ifadesini birlikte nasıl anlamalıyız?

  24. Üstad'ın tahtel arz yaptığı hayali bir seyahatte gördüğü hakikatlerden “DÖRDÜNCÜ HAKİKATİ” detaylı olarak açıklar mısınız?

  25. Üstad'ın tahtel arz yaptığı hayali bir seyahatte gördüğü hakikatlerden “ÜÇÜNCÜ HAKİKATİ” detaylı olarak açıklar mısınız?

  26. "Arkadaş! İman bütün eşya arasında hakikî bir uhuvveti, irtibatı, ittisali ve ittihad rabıtalarını tesis eder. Küfür ise, bürûdet gibi bütün eşyayı birbirinden ayrı gösterir ve birbirine ecnebi nazarıyla baktırır." İzahı?

  27. "Arkadaş! Kalb ile ruhun hastalığı nisbetinde felsefe ilimlerine meyil ve muhabbet ziyade olur. O hastalık marazı da ulûm-u akliyeye tevaggul etmek nisbetindedir." ifadesini izah eder misiniz?

  28. "Bu sırra binaendir ki, dünya hayatında bazan galebe kâfirlerde olur. Ve keza kâfir, dünyada hasenatının mükâfatını 'filcümle' görür. Mü'min ise, seyyiatının cezasını görür." İzah eder misiniz?

  29. "Bunun için dünya, kâfire cennet (yani âhirete nisbeten), mü’mine cehennemdir (yani saadet-i ebediyesine nisbeten) -yoksa, dünyada dahi mü’min yüz derece ziyade mesuttur- denilmiştir." Saadet, mutluluk, konfor açısından izah eder misiniz?

  30. "Bunun içindir ki, mü'minin ruhunda adavet, kin, vahşet yoktur. En büyük bir düşmanıyla bir nevi kardeşliği vardır." İzah eder misiniz?

  31. "Çünkü iman, kabuğunun içerisindeki lübbü gösterir. Küfür ise, lüb ile kabuğu tefrik etmez. Kabuğu aynen lüb bilir ve insanı cevherlik derecesinden kömür derecesine indirir." Buradaki "lüb-kabuk" nedir; mülk-melekût cihetleri mi kastediyor?

  32. "Kâfirin ruhunda hırs, adavet olduğu gibi nefsini iltizam ve nefsine itimadı vardır." cümlesini izah eder misiniz?

  33. "Ve keza dünyanın iki yüzünü gördüm: Bir yüzü: Az çok zâhirî bir ünsiyet, bir güzelliği varsa da, bâtını ve içi daimî bir vahşet ile doludur. İkinci yüzü: Filcümle zâhiren vahşetli ise de, bâtınen daimî bir ünsiyetle doludur..." izah?

  34. "Ve keza, iman insanı ebediyete, cennete lâyık bir cevhere kalb eder. Küfür ise, ruhu, kalbi söndürür, zulmetler içinde bırakır. Çünkü iman, kabuğunun içerisindeki lübbü gösterir. Küfür ise, lüb ile kabuğu tefrik etmez. Kabuğu aynen lüb bilir..." İzah?

  35. "Yoksa dünyada dahi mü'min yüz derece ziyade mes'uddur, denilmiştir." İzah eder misiniz?

  36. Akliyatla iştigal eden, kalbi maraza müptela olursa ve kalbi hasta olanlar akliyatla meşgul olursa; kalbi hasta olmayanlar, yani müminler akliyatla meşgul olmazlar veya olmamalılar mı? Buna göre fenler kafirlere, ilahi maarif müminlere mi?

  37. "Arkadaş! Bu niyet mes'elesi, benim kırk senelik ömrümün bir mahsulüdür. Evet, niyet öyle bir hâsiyete mâliktir ki, âdetleri, hareketleri ibadete çeviren pek acib bir iksir ve bir mâyedir." İzah eder misiniz?

  38. "Mümkinatın iki veçhi vardır: Birisi: Enaniyet ile vücuttur. Bu ise, ademe gider ve ademe kalb olur. İkincisi: Enaniyetin terkiyle ademdir. Bu ise Vâcibü’l-Vücuda bakar, bir vücut kazanır. Binaenaleyh, vücut istersen, mün’adim ol ki vücudu bulasın." İzah?

  39. "Öyle ise necat, halas ancak ihlas iledir. İşte bu hâsiyete binaendir ki; az bir zamanda çok ameller husule gelir. Buna binaendir ki; az bir ömürde, cennet bütün lezaiz ve mehasiniyle kazanılır. Ve niyet ile insan, daimî bir şâkir olur, şükür..." İzah?

  40. "Ve keza dünyadaki lezzet ve nimetlere iki cihetle bakılır: Bir cihette, o nimetlerin bir mün'im tarafından verildiği düşünülür... İkinci cihet, nimeti görür görmez nazarını ona hasrederek, o nimeti ganîmet telakki ederek minnetsiz yer." İzahı?

  41. "Ve keza niyet, ölü ve meyyit olan haletleri ihya eden ve canlı, hayatlı ibadetlere çeviren bir ruhtur." cümlesini izah eder misiniz?

  42. Niyet sayesinde günah sevaba değişir mi, nasıl?

  43. “Niyette öyle bir hâsiyet vardır ki; seyyiatı hasenata ve hasenatı seyyiata tahvil eder.” cümlesini izah eder misiniz?

  44. "Arkadaş! Dünya ve âhiretteki lezzet ve nimetlere, iman ile bakılırsa, bunlarda bir hareket-i devriye görülür ki; emsaller birbirini takib eder. Biri gider, yerine onun misli gelir..." Devamıyla izah eder misiniz?

  45. "Arkadaş! Esbab ve vesaiti insan kucağına alıp yapışırsa, zillet ve hakarete sebeb olur. Meselâ: Kelb, bütün hayvanlar içerisinde birkaç sıfat-ı hasene ile muttasıftır ve o sıfatlar ile iştihar etmiştir. Hattâ sadakat ve vefadarlığı darb-ı mesel..." İzah?

  46. "Halbuki birinci cihette lezzet, zeval ile zâil olsa bile ruhu bâkidir. İkinci cihette, nimetin zevali ölüm değildir ki, ruhu kalsın. Musibetlerin ise; zevalinden sonra dumanları söner, nurları kalır. Lezzetlerin zevalinden sonra kalan dumanları..." İzah?

  47. "Binaenaleyh, vasıtayı müessir bilerek Müessir-i Hakikîden yaptığı gaflete ceza olarak necis hükmünü almıştır ki tâhir olsun. Çünkü hükümler, hadler, günahları affeder. Ve beynennâs tahkir darbesini, gaflete kefaret olarak..." Devamıyla izah eder misiniz?

  48. "Eğer eşya kendi nefislerine isnad edilirse, her bir zerreye bir uluhiyet lâzımdır." cümlesini izah eder misiniz?

  49. "Eğer her şey Cenâb-ı Hakk'a isnad edilmezse, bir ân-ı vahidde, gayr-ı mütenahî ilâhların ispatı lâzım gelir. Ve bütün zerrat-ı kâinattan daha çok olan şu ilâhların her birisi, bütün ilâhlara hem zıd, hem misil olması lâzım geliyor." İzah eder misiniz?

  50. "Halbuki vücud sahasında mahal ve makam, yalnız ve yalnız Vâcib-ül Ehad'a mahsustur." cümlesini izah eder misiniz?

Yükleniyor...