Block title
Block content

"Şöyle yanlışa muhtemel olan sözünü veya hatâya kabil olan fiilini, bir büyük zata veyahut muteber bir kitaba, hattâ bazan dine, çok defa hadise, en nihayet kadere isnad etmekle, kendini teberrî etmek istiyor." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, kelâm-ı ezelîden gelen, ebede gidecektir. Fakat esefa! Hubb-u nefis ve taraftar-ı nefis ve acz ve enaniyetten neşet eden teberrî-i nefisle kendi kabahatini başkasına atıyor. Şöyle yanlışa muhtemel olan sözünü veya hatâya kabil olan fiilini, bir büyük zata veyahut muteber bir kitaba, hattâ bazan dine, çok defa hadise, en nihayet kadere isnad etmekle, kendini teberrî etmek istiyor. Hâşâ, sümme hâşâ! Nurdan zulmet gelmez. Kendi aynasında görülen yıldızları setretse de, semadaki yıldızları setredemez. Fakat kendi göremez."(1) 

İnsan nefsinin cibilliyetinde, iyilikleri kendinden kötülükleri başkasından bilme özelliği vardır. Bu özellik sayesinde nefis kendine toz kondurmaz, daima kendini temize çıkarmak ister. Hatta  kendi kusur ve hatasını kadere, yani Allah’a vermekten de çekinmez.

Derbeder insanların kaderden yakınması, feleğe çamur atması bunun en büyük ispatıdır. Halbuki başına gelen sıkıntı ve musibetler kendi hatalarının bedelidir. Ama insan kusuru başkasında aramaktan zevk aldığı için, kendine toz kondurmuyor. Ya kaderi suçluyor ya da başkalarını.

"Başınıza gelen her musîbet, işlediğiniz günahlar (ihmal ve kusurlarınız) sebebiyledir, hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder." (Şura, 42/30)

"Nefsin muktezası, daima iyiliği kendinden bilip fahr ve ucbe girer. Bu Hatvede, nefsinde yalnız kusuru ve naksı ve aczi ve fakrı görüp, bütün mehâsin ve kemâlâtını, Fâtır-ı Zülcelâl tarafından ona ihsan edilmiş nimetler olduğunu anlayıp, fahr yerinde şükür ve temeddüh yerinde hamd etmektir."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Muhakemat, Birinci Makale (Unsuru'l-Hakikat)

(2) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz, Zeyl.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...