Şu anda Cenab-ı Hak hakkında şüphemiz yok, ileride şayet daha zor sınavlara maruz kalıp, Allah'ın -haşa- olmadığını savunanlar karşısında ne yapabiliriz, konu hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, Allah’ın varlığı ve birliği zamanlar üstü bir hakikattir. Zaman içinde değişip çürütülebilecek bir şey değil ki ileride bunu çürüten tezler ortaya çıksın ve insanı şüpheye düşürsün.

İkincisi, sanat ile sanatkar, fiil ile fail arasındaki bağ ve gereklilik, zaruri ve ezeli bir realitedir; hiçbir zaman değişime ve dönüşüme uğramaz. Risale-i Nurların kahir ekseriyeti bu bağ ve zarureti ispat üzerine gidiyor. Kimse kalkıp bugün şu netice şu sebeple oluyor, ama ileride bu netice kendiliğinden sebepsiz olabilir diyemez. Belki sebepler değişebilir, ama sebep sonuç arasında gereklilik bağı asla ve kata değişmez.

Üçüncüsü, inkar ve küfür zatında mümkün olmayan bir husus olduğu için, imana ve ilme bir zarar vermez. Mesela "Allah’ın ilmi ezelidir." hükmü vacip bir hükümdür, sonradan başkalaşması ve değişmesi mümkün değildir. Zira ezelilet o ihtimali ortadan kaldırıyor. Yani Zatında vacip ve gerekli olan bir sıfat değişmediği gibi zatında imkansız ve muhal olan bir şey de aksine ve zıddına asla değişmez ve dönüşmez. "Zeyt mahluktur." hükmü ebedi bir hükümdür, "Zeyt asla İlah olamaz." hükmünü içinde barındırır. Bu gibi zatında vacip ve muhal olan hükümler maddi kıstaslar ve ölçüler ile değişmezler.

Dördüncüsü, vehim ve vesvesenin hükümleri ile ilmin ve bilimin hükümleri arasında çok farklar vardır. Vehim asılsız kuruntular üstünden hareket ederken bilim kati delil ve veriler üstünden hareket eder. Maddenin genel verileri ve sıfatları zaten bellidir, ileride maddenin tanımı ve genel verileri tamamı ile değişecek demek, vehmi bir hükümdür, bilimsel bir hüküm değildir. Zaten evrim de vehmin bir mahsuldür, yani sübjektif ve ideolojik bir bakış açısıdır, bilimsel olarak kanıtlanmış değildir.

Beşincisi, Risale-i Nurların bütün eczaları tevhidi ve imanı iki kere iki dört eder katiyetinde izah ve ispat etmiştir. Hazreti Âdem (as) döneminde tevhit ne ise şimdide odur, yarında aynı olacaktır. Küfrün en gelişmiş fikri tabiat, sebepler ve tesadüf fikridir, buna bir dördüncüsünü eklemek nerde ise imkansızdır. Diğer varyasyonlar bu temel fikirlerin alt birimleri ve şubeleri hükmündedir. Dördüncü bir fikri akletmek daha önceki insanların aklına gelmemiş ise bundan sonrakilerin aklına hiç gelmez. Zira insanlığın en dahileri ve zekileri geçmişte çıkmışlar, ondan sonrakiler hep bunların izinden gitmişler. Aristo ve Sokrat’ı aşmış bir feylosof daha gösterilemiyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...