"Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir. Lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir." Dünyada çalışıp ücret, nimetlerden lezzet alıyoruz. Burayı nasıl anlayabiliriz? Lezzet ve ücret ve mükafatı birbirinden ayıran özellikler nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir. Lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir. Madem dâr-ı hizmettir ve mahall-i ubudiyettir. Hastalıklar ve musibetler, dinî olmamak ve sabretmek şartıyla, o hizmete ve o ubudiyete çok muvafık oluyor ve kuvvet veriyor. Ve herbir saati bir gün ibadet hükmüne getirdiğinden, şekvâ değil, şükretmek gerektir."(1)

Bu dünya ebedi kalacak bir yer değildir. Ebedi yurt ahirettir. Bu nedenle burada çekilen sıkıntılar, geçici olan dünya için geçerlidir. Ahiret yurdu ise ebedi ve lezzet yeri olduğundan, oradaki sıkıntılara mani olacak şeyler bize lezzet vermeli, oranın lezzetine mani olan şeyler de bize lezzet vermemelidir.

İşte bu bahiste başımıza gelen hastalıklar geçici dünyada sıkıntı verse bile, ahiretin sıkıntılarına mani olduğu ve lezzetlerine vesile olması açısından, sıkıntı değil bir nimet olduğundan bahsedilir.

Nasıl ki, bir amele akşama kadar sıkıntı çeker, ama akşam üzeri ücretini alıp, eve huzur-u kalp ile gitmesi o yorgunluğunu hafiflettiği gibi, bu dünyada çekilen sıkıntılar, madem ahirette ruhumuzu ve bedenimizi rahatlatacak, o dahi bir lezzet olur.

Dünyaya ait lezzetler ve nimetler, cennetteki nimet ve lezzetlere kıyasla gayet sönük, gayet basit, gayet yüzeyseldir. Yani dünya nimetleri tadımlık iken, cennet nimetleri doyumluk oluyor.

Ayrıca insanın fıtratındaki duygu ve cihazların yapısı tadımlık olan dünya nimetlerine ve lezzetlerine göre değil, ahiretin doyumluk olan sonsuz nimetlerine göre dizayn edilmiştir. Dolayısı ile insanın fıtratının dünya nimetleri ile mutmain olması asla mümkün değildir.

Mesela, insandaki aşk-ı beka duygusu ile dünya nimetlerinin ve dünya hayatının ölümlü ve fani olması birbirine zıttır. İnsan ebedi yaşamayı aşk ile isterken, dünya insanı kara toprağa mahkum ediyor.

Dünya lezzetleri cennet lezzetlerine göre hem sönük hem de geçicidir. Burada bir elmayı ısırırsın, tadı beş on saniye damağında kalır ve lezzet oranı da cennettekine göre hesaba gelmez derecede azdır. Dolayısı ile insanın gerçek mükafat göreceği, gerçek anlamda tatmin olacağı, gerçek huzur ve saadeti elde edeceği yer dünya değil; ukba hayatıdır.

Dünyadaki lezzetler şükredebilmemiz için bize tadımlık olarak ikram ediliyor.

Ücret, emeğin karşılığını almak anlamına geliyor; lezzet, maddi ve manevi alınan hazları ifade ediyor; mükafat ise, insanın mutluluğunun tamamını içine alan geniş bir kavram oluyor. Cennette bir elmayı yediğinde almış olduğun haz lezzeti, bu elmanın senin amelinin neticesinde sana verilmesi ücret, cennette her türlü mutluluk ise mükafat oluyor...

(1) bk. Lem 'alar, İkinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...