"Şu dünyevi istikbal ona nisbeten bir katre serap hükmündedir. Hem, öyle bir saadetten pek ciddi olarak haber veriyor ki, bütün saadet-i dünyeviye, ona nisbeten bir berk-i zâilin bir şems-i sermede nisbeti gibidir.” İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu paragrafta, ahiret hayatı ile dünya hayatı arasında bir mukayese yapılmaktadır. Dünyanın istikbali ahiretin sonsuz istikbaline göre çok kısa ve önemsizdir.

Bilindiği gibi, serap “uzaktan bakıldığında su zannedilen, yanına varıldığında su olmayıp güneş ışığının zemindeki bir tür yansıması olduğu anlaşılan” şeydir. İnsanoğlu, istikbalde büyük özlem duyduğu şeylere kavuştuğunda, istikbalin yine çok ilerilerde olduğunu görür ve kalbi, bu defa, daha başka şeylere kavuşma arzusuyla dolar.

Yirminci Mektup, İkinci Makam’da ölüm anlatılırken, "İstikbalden gelip hale uğrayarak teneffüs eder, maziye dökülür." ifadesi kullanılır. Hepimiz bir zamanlar istikbalde idik. Yaratılınca hale uğramış olduk, vefatımızdan sonra ise maziye dökülmüş olacağız; yani bizden sonrakiler bizden söz ederken geçmiş zaman kipini kullanacaklar.

İşte "hâle uğramakla maziye dökülmek" arasında geçen bu kısa zaman, ebedî hayata göre bir şimşek çakması gibidir.

Dünya hayatı geçici bir şimşek, ahiretteki ebedî hayat ise daimî bir güneştir.

Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) de insanları ahirete çağırıyor, gerçek istikbalin, hakiki saadetin orada olduğunu ders veriyor.

Ayrıca dünyanın bütün lezzetleri, ahiretteki nimetlerin yanında bir gölge hükmündedir. Çünkü dünyanın bin sene mesud hayatı ahiretin bir saatine denk gelmez. Öyle ise insanın en büyük davası ebedî saadeti kazanmak olmalıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...