"Şu hikmet, inayet, merhamet, adaletin hakikatlarına şu bekasız memleket mazhar olamadığı malum." ifadesini izah eder misiniz? Bütün evsaf-ı İlahiye tam anlamıyla ahirette mi tecelli edecek? Örneğin dünyada hikmetin tecellisi kemalde değil midir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sorudaki ifadelerde, bu dünyanın “hikmet, inayet, merhamet, adaletin hakikatlerine” mazhar olamadığı ve bundan ahiret hayatının lüzumu ders veriliyor.

Burada “Daire-i imkanda daha ahsen yoktur.” hakikatini hatırlayalım. Bu alemde bulunan her varlık ne için yaratılmışsa o görevi yapacağı sıfatlarla, özelliklerle tam olarak donatılmıştır. Ondan daha mükemmeli düşünülemez. Bu konuda sadece insanın elini misal olarak verebiliriz. Bu ortamda ve imkanda, mevcut elimizden daha mükmemmel el olmaz. Altı parmak da hikmete zıttır, dört parmak da…

İşte dünyanın tümünde de bu hakikat geçerlidir. Her isim bu dünyada da kemaliyle tecelli etmiştir, ondan daha güzeli ve mükemmeli yoktur, ancak bu tecelliler dünya hayatının gerektirdiği kadar tahakkuk etmiştir. Mesela, 220 voltluk bir lamba için şu anda gelen akım en iyisidir denildiği gibi.

Şu var ki, hakikatlerin kemali ancak ahiret hayatının olmasıyla tahakkuk edecektir.

Meselâ, Adli, Müntakim gibi isimler, kâfirlerin cezalandırılmasını ister, ama Halim ve Rahman gibi isimler ise imtihanın bir gereği olarak hemen ceza verilmesine müsaade etmez. Ahirette ise, isim ve sıfatlar bütünü ile tam tecellî edecek ve haşmetini ortaya tam olarak koyacaktır.

Hikmeti, genel intizam içinde değerlendirirsek, dünyadaki tecellisi kemaldedir; ama sadece kendi manası açısından bakarsak, ahirete nisbeten tam tecellisinin görünmediği yerler vardır.

Meselâ, hikmet insanın fıtratına ebedî yaşama arzusunu takmış, ama Mümit isminin tecellisiyle insana ölüm de tattırılmışıtır. Sadece bu açıdan bakacak olursak ya da ahireti hariç tutarsak, hikmetsiz bir durum görülür. Ancak, umumî intizamın tamamı açısından bakarsak, insanın neş’e-i uhra ile ahirete münasip bir bedene kavuşarak yeniden yaratılacağını düşünürsek hikmetin kemalde olduğunu anlarız.

İnsan ölüm ile cennete ve ondaki köşklere kavuşacaktır. Cennet ehlinin sarayları, meskenleri daimîdir. Yani, onlar bu yerlerde ebediyen kalacaklardır. Bu nimetleri kaybetmeleri, bu meskenlerden çıkarılmaları söz konusu değildir.

Allah, dünyayı âhiretin bir vitrini şeklinde tanzim etmiştir. Öyle ise, isim ve sıfatlar, bu dünya vitrininde kâfi derecede tecellî ederken, asıl yerde, yani ahirette ise, tam tecellî edecektir.

İsim ve sıfatların bu vitrinde kâfi derecede tecellî etmesi kemalsizlik değil, tam aksine intizam içinde tam kemaldedir, diyebiliriz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

ümitvar
Allah razı olsun, güzel bir cevap olmuş.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...