Block title
Block content

"Şu kâinatın mevcudatına nazar-ı dikkatle bakılsa görünür ki, cüz’iyat gibi külliyatın dahi birer şahs-ı mânevîsi vardır ki, birer vazife-i külliyesi görünüyor, onda bir hizmet-i külliye görünüyor." açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanlar genel olarak umumi ve külli olan şeyleri sahipsiz, manasız, gayesiz olarak görmeye meyillidir. İnsan cüzi ve küçük şeyler üstündeki mana ve gayeleri güzel ve rahatlıkla okuyabilir, ama iş büyük ve külli unsurlara gelince, üzerindeki manalar büyük ve azametli olduğu için, okunması ve idraki zorlaşır. Bu yüzden o külli unsur üstündeki mana ve gayeler, insan zihninde dağılır ve kaybolmaya yüz tutar. İnsan ise, ihata ve idrak edemediği şeyleri inkar etmeye meyillidir. Bu yüzden insanların ekserisi kainat içindeki külli sanat ve unsurlar üzerinde Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellilerini göremiyor, görse de zihinde toparlayamıyor.

İşte, Üstat bu zihni hastalığa karşı, külli unsurlar üzerindeki şahsı maneviyi göstererek, insanların o unsurlar üstündeki İlahi sanat ve nakışları okutturmaya çalışıyor.

Şahsı manevi tabiri, bir nevi azametli ve dağınık hakikatlerin bir merkezde toplanıp, ihataya münasip bir şekle girmesidir. Hatta bu mana, Allah için de geçerlidir. Bu yüzden Kur'an ve hadislerde teşbih ve temsiller vasıtası ile Allah teşahhus ve temerküz ettiriliyor. Yani insanın zihninde Allah manası, derli ve toplu bir hale sokuluyor ki, insan rahat ve kolaylıkla huzuru kazansın. Yoksa azamet ve Kibriya huzuru dağıtıyor, zihnimizi idrakten uzaklaştırıyor.

İşte Kur'an ve hadislerdeki teşbih ve temsiller, bir merceğin ışık hüzmelerini bir noktada toplaması gibi, azametli ve Kibriyalı olan İlahi vasıf ve hakikatleri zihinde toplayıp, temerküz ettirerek, tabiri caiz ise, bir nevi müşahhas ve somut hale sokuyor.

Ama maalesef bu hususta aşırı gidip, Allah’ı tecsim ve teşbih edenler de olmuştur. İşte umumi ve külli hakikatlerin böyle şahsi ve müşahhas vecihleri ve manaları da vardır. Senin zihnin bu külli unsurlar üzerinde dağılma ve idrak etmeme eğiliminde iken, sen o külli unsurların üzerindeki şahsı manevisine ve hakikatine bak ki, hakikati göresin ve idrak edesin, diyor Üstat.

Bir çiçek ile bir çiçek bahçesinin ifade ettiği hakikat ve manalar aynıdır. Araların da bir fark vardır;  o da külliyet ve cüziyettir. Çiçek cüzidir, bahçe ise küllidir. Çiçek ve üzerindeki manalar, zihinde berrak ve net bir şekilde okunup ihata edilebilir. Ama bahçe ve üzerindeki hakikati idrak ve ihata o kadar kolay değildir. Bu yüzden bahçeyi zihinde toplayıp somutlaştıracak bir şahsi maneviyi düşünmek gerekir. 

İşte melekler bu külli unsurlar üstünde bir şahsi manevi görevini yapıyorlar. Bu yüzden Allah her mahluka nezaret ve vekalet edecek melekleri yaratıp vazifelendirmiştir.

Sorunun geçtiği yeri okumak için tıklayınız:

Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, Birinci Maksat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Maksat, Dördüncü Esas | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2990 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...